
YENİ Parti Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, 2026-2027 adli yılının başlaması dolayısıyla yayımladığı mesajda yargı bağımsızlığı, tutuklama uygulamaları ve savunma hakkına ilişkin eleştirilerde bulundu. Bülbül, “İhtiyacımız olan şey daha fazla tutuklama değil, yargının siyasetten bağımsız olmasıdır” dedi.

YENİ Parti Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, 2026-2027 adli yılının başlaması dolayısıyla yayımladığı mesajda Türkiye'deki hukuk ve yargı sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yargının siyasetten bağımsız olması gerektiğini vurgulayan Bülbül, “Yeni adli yılda ihtiyacımız olan şey daha fazla tutuklama değil” ifadelerini kullandı.
Bülbül, yeni adli yıl mesajında belediyelere yönelik operasyonlardan gazeteciler hakkındaki soruşturma ve tutuklamalara, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından savunma hakkına kadar birçok başlıkta iktidara eleştiriler yöneltti.
“Tutuklama fiili cezaya dönüştürüldü”
Türkiye'de yeni adli yılın “hukuksuzluk ve tek adam rejiminin yarattığı acı bir tabloyla” başladığını savunan Bülbül, yargının geldiği nokta göz ardı edilerek adaletten söz edilemeyeceğini belirtti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davadaki adil yargılanma hakkı ihlali iddialarına, belediyelere yönelik operasyonlara ve muhaliflere yönelik baskılara değinen Bülbül, tutuklamanın istisnai bir tedbir olmaktan çıkarılarak fiili cezaya dönüştürüldüğünü öne sürdü.
“Yargı, muhalifleri hizaya getiren bir araç değildir”
Gazetecilerin mesleki faaliyetleri, vatandaşların sosyal medya paylaşımları ve avukatların mesleklerini icra etmeleri nedeniyle soruşturma ve baskıyla karşı karşıya kaldığını savunan Bülbül, şöyle konuştu:
“Hukuk devletinde yargı, iktidarın muhaliflerini hizaya getiren bir araç değildir. İktidar dahil herkesin sınırlarını belirleyen bağımsız bir güvencedir.”
AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığı, ifade özgürlüğünün daraltıldığı ve savunmanın hedef haline getirildiği bir sistemde hukuk devletinden söz edilemeyeceğini ifade eden Bülbül, yargının siyasetten bağımsız olması gerektiğini vurguladı.
AİHM ve AYM verilerine dikkat çekti
Bülbül, açıklamasında AİHM ve AYM'ye yapılan başvurulara ilişkin rakamları da paylaştı.
2025 yılı sonu itibarıyla AİHM önünde Türkiye aleyhine bekleyen 18 bin 464 dosya bulunduğunu belirten Bülbül, AİHM'e taşınan her üç davadan birinin Türkiye kaynaklı olduğunu ifade etti.
AYM'ye bugüne kadar 714 binden fazla bireysel başvuru yapıldığını kaydeden Bülbül, derdest dosya sayısının 91 bin 686 olduğunu aktardı. Bülbül ayrıca AYM'nin kuruluşundan bu yana 82 binden fazla hak ihlali kararı verdiğini ve bunların 65 bininin adil yargılanma hakkıyla ilgili olduğunu belirtti.
“Savunma hakkı ağır bir darbe aldı”
Savunma hakkının mevcut tablodan en fazla etkilenen alanlardan biri olduğunu savunan Bülbül, Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutukluluğunu eleştirdi.
Bülbül ayrıca Osman Kavala, Tayfun Kahraman ve Selahattin Demirtaş'ın durumlarına değinerek AİHM ve AYM kararlarının uygulanmadığını savundu.
“Yandaşa başka, muhalife başka hukuk”
Türkiye'de “çifte hukuk düzeni” bulunduğunu öne süren Bülbül, iktidar yanlıları ve muhaliflere farklı hukuk uygulandığını iddia etti.
Vatandaşların Türkiye'de adalet arayışlarının sonuçsuz kaldığını ve bu nedenle AİHM'e başvurmak zorunda kaldıklarını savunan Bülbül, hukuk devletinin yeniden tesis edilmesi çağrısında bulundu.
“Yargının siyasetten bağımsız olması gerekiyor”
Yeni adli yıldaki temel ihtiyacın daha fazla tutuklama olmadığını vurgulayan Bülbül, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Yeni adli yılda ihtiyacımız olan şey daha fazla tutuklama değil, kanunun gerçekten kanun olarak uygulandığı, yargının siyasetten bağımsız, savunmanın özgür ve özgürlüğün esas, tutuklamanın ise gerçekten istisna olduğu bir hukuk düzenidir.”
Hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının yeniden sağlanabileceğini ifade eden Bülbül, hâkim, savcı, avukat ve tüm yargı çalışanlarının yeni adli yılını kutladı.



































Yorum Yazın