Aydın
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
Sedat Gürbüz

Sedat Gürbüz

Mail: [email protected]

Nebahat’i Neden Üstüne Alındılar?

Nebahat’i Neden Üstüne Alındılar?

Gazeteci Emin Aydın’ın kaleme aldığı “Tezgahtar Nebahat” yazı dizisi, yüzeyden okunduğunda mizahi bir anlatı gibi görünür. Oysa biraz dikkatli bakıldığında, bu metinlerin bir kişiyle değil; siyasal davranış kalıplarıyla, iktidar alışkanlıklarıyla ve yerel siyasette yerleşik reflekslerle hesaplaştığı görülür.

Bu nedenle asıl mesele şudur:
Bir yazı dizisi, neden belirli bir isim tarafından üstüne alınır?

“Tezgahtar Nebahat”, edebiyatın ve politik hicvin kadim yöntemlerinden biri olan tip yaratma geleneğinin modern bir örneğidir. Aristofanes’ten Aziz Nesin’e, Rabelais’den Haldun Taner’e kadar uzanan çizgide, hiciv bireyi değil, bireyin temsil ettiği zihniyeti hedef alır.

Emin Aydın’ın yazı dizisinde de tam olarak bu yapılmıştır.

Nebahat bir isim değildir.
Nebahat bir kimlik değildir.
Nebahat, gücü araçsallaştıran bir siyaset tarzının alegorisidir.

Bu noktada sorulması gereken soru şudur:
Özlem Çerçioğlu bu yazı dizisini neden kendisiyle ilişkilendirdi?

Çünkü siyaset, yalnızca icraatla değil, algıyla da yürür. Uzun süre iktidarda kalan aktörler, zamanla eleştiriyi kişisel algılama eğilimine girer. Eleştiri soyut kaldığında bile, muhatap kendini somut bir hedef olarak hisseder.

Bu, hukuki değil; sosyolojik bir meseledir.

Emin Aydın’ın kaleme aldığı yazılar, doğrudan bir kişiyi hedef almaz. Metinlerde isim yoktur, makam yoktur, somut itham yoktur. Ancak güce dair anlatılan davranış biçimleri, okurun zihninde bir çağrışım yaratır. İşte tam da bu çağrışım alanı, siyasal rahatsızlığın doğduğu yerdir.

Bir karakterle özdeşleşmek, karakterin yazara ait olduğunu değil; okurun kendini orada bulduğunu gösterir.

Bu yüzden “neden üstüne alındı?” sorusunun cevabı metinlerde değil, metinlerin yarattığı yansıma alanındadır.

Edebiyatın en rahatsız edici tarafı da budur:
Ayna tutar ama isim yazmaz.
İşaret eder ama tarif etmez.
Okuyana alan bırakır ama yönlendirme yapmaz.

Gazeteci Emin Aydın’ın yazı dizisi tam da bu yüzden tartışma yaratmıştır. Çünkü metinler bağırmaz, fısıldar. Fısıltı ise bazen yüksek sesten daha rahatsız edicidir.

Burada altını çizmek gerekir:
Bir siyasetçinin, kurgusal bir karakter üzerinden yazılmış bir yazı dizisini kendisiyle özdeşleştirmesi, yazının yöneldiğini değil; siyasetin eleştiriye ne kadar açık olduğunu gösterir.

Gerçekten güçlü olan, mizahla kavga etmez.
Gerçekten özgüveni yüksek olan, eleştiriyi dava dosyasına koymaz.
Çünkü bilir ki, hiciv hedef seçmez; aynayı ortaya koyar.

Sonuç olarak mesele “Tezgahtar Nebahat” değildir.
Mesele, o karakterde görülen reflekslerin, yerel siyasette ne kadar tanıdık olduğudur.

Ve belki de en rahatsız edici soru şudur:
Bir yazı dizisi bu kadar genelse,
neden bu kadar kişisel algılandı?

Bu sorunun cevabı, yazının satır aralarında değil;
siyasetin aynasında durmaktadır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar