
CHP Efeler Belediye Meclis Üyesi Avukat Orçun Akbulut, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ın Ordu’da emekliye yarım simit ikram etmesine sert tepki gösterdi.

CHP Efeler Belediye Meclis Üyesi Avukat Orçun Akbulut, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ın Ordu’da gerçekleştirdiği bir ziyaret sırasında emeklilere yarım simit ikram etmesine sert tepki gösterdi. Akbulut, yaşanan bu görüntünün Türkiye’de emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu çarpıcı biçimde ortaya koyduğunu belirtti.
“Rezervler Açıklandı, Emekliye Yarım Simit Kaldı” başlığıyla kamuoyuna seslenen Akbulut, yaşananları sembolik bir sahne üzerinden değerlendirdi.
Bir ülkenin hâli bazen uzun raporlarla değil, kısa bir sahneyle anlatılır.
Geçtiğimiz günlerde Ordu’da böyle bir sahne yaşandı.
Vedat Işıkhan, bir çay ocağını ziyaret etti. Masalar dolaşıldı, sohbet edildi. Ardından yurttaşlara yarım simit ikram edildi.
Bu bir mecaz değildi.
Bu, gerçekti.
Ve çok şey anlatıyordu.
Aynı günlerde kamuoyunda enerji rezervlerine ilişkin açıklamaların yapıldığını hatırlatan Akbulut, ülkenin farklı noktalarında büyük ekonomik hedeflerin dillendirildiğine dikkat çekti.
Aynı günlerde ülkenin başka bir yerinde Gabar petrolü konuşuluyordu.
Karadeniz doğalgazı, rezervler, üretim rakamları, gelecek projeksiyonları…
Büyük cümleler kuruldu, büyük hedefler anlatıldı.
Ancak Ordu’daki çay ocağında yaşanan manzaranın bu söylemlerle örtüşmediğini vurgulayan Akbulut, yaşanan tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:
Ama Ordu’daki o çay ocağında büyük olan hiçbir şey yoktu.
Ortada sadece ikiye bölünmüş bir simit vardı.
Yarım simidin sembolik bir anlam taşıdığını ifade eden Akbulut, bunun bir ikramdan çok toplumsal bir fotoğraf olduğuna işaret etti.
Yarım simit, bir ikram değil; bir tablodur.
“Durum budur” demenin sessiz hâlidir.
Bir ülkede yönetenler ile yönetilenler arasındaki mesafenin, bazen tek lokmalık bir farkla ölçülebildiğinin göstergesidir.
Emeklilerin temel yaşam mücadelesi verdiğini belirten Akbulut, beklentilerin lüks değil, insanca yaşam olduğunu vurguladı.
Emekli bugün fazlasını istemiyor.
Ne tatil hayali kuruyor ne de lüks.
Sadece ay sonunu görmek, pazara etikete bakmadan girebilmek istiyor.
Ama her geçen gün bu istek bile “fazla” sayılıyor.
Enerji kaynakları üzerinden yapılan refah söylemlerine de değinen Akbulut, bu zenginliğin neden vatandaşın sofrasına yansımadığını sorguladı.
Petrol bulundu deniyor.
Doğalgaz çıkarılıyor deniyor.
Peki bu zenginlik neden sofraya yansımıyor?
Toplumsal sessizliğe dikkat çeken Akbulut, ekonomik başarı anlatıları ile günlük hayat arasındaki uçuruma vurgu yaptı.
Yerin altı bu kadar konuşulurken, yerin üstündeki insan neden bu kadar sessiz?
Bir ülkede ekonomik başarı anlatısı ile sosyal gerçeklik arasındaki fark büyüyorsa, orada sorun rakamlarda değil, paylaşımda aranmalıdır. Çünkü refah, anlatıldığında değil, hissedildiğinde anlamlıdır.
Açıklamasının sonunda yaşanan sahnenin hafızalarda kalacağını belirten Akbulut, devlet-vatandaş ilişkisinin bazen küçük anlarda ortaya çıktığını söyledi.
Yarım simitlik o sahne şunu hatırlatıyor:
Devletin vatandaşa ne sunduğu, en çok da böyle küçük anlarda ortaya çıkar.
Bazen bütçeler değil, lokmalar konuşur.
Ve insanlar yarın neyi hatırlayacaklarını bilir:
Açıklanan rezervleri değil,
Bölünen simidi.






































Yorum Yazın