<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Aydın Kritik: Aydın Haber, Son Dakika Aydın Haberleri, Aydın Haberleri, Aydın Efeler Haberleri,</title>
        <link>https://www.aydinkritik.com/</link>
        <description>Son dakika  Aydın haberlerini buradan takip edebilirsiniz. En son Aydın Kritik gazetesi haberleri anında burada. Bizim de bildiğimiz var. Gündem, Asayiş, Spor, Sağlık, Siyaset, Yerel Yönetimler, Kültür Sanat, Aydın&#039;a dair herşey...</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>MURİS MUVAAZASI NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI</title>
                <category>Av. Ayşe Nur Altıncı</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/muris-muvaazasi-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi-254</link>
                <author>avaysenuraltinci@gmail.com (Av. Ayşe Nur Altıncı)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/muris-muvaazasi-nedeniyle-tapu-iptal-ve-tescil-davasi-254</guid>
                <description><![CDATA[MURİS MUVAAZASI NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Muris muvazaası, yargılamada en sık karşılaşılan miras uyuşmazlıklarından biridir, özellikle de taşınmaz devri yoluyla mirasbırakanların mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yaptığı işlemler uygulamada sık görülmektedir. Mirasa ilişkin sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri olan ve “mal kaçırma” olarak bilinen muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, mirasbırakanın özellikle taşınmazlarını (ev, arsa, tarla gibi) ölümünden önce sağlığında belirli bir mirasçıya devretmesi sonucu diğer mirasçıların buna karşı dava açarak miras haklarını elde etmelerine olanak sağlar.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yaygın olarak gördüğümüz üzere, mirasbırakan sağlığında bir taşınmazını tapuda "satış" işlemi yaparak mirasçılarından birine devreder fakat burada tapuda gösterildiği gibi satış değil de bağış niteliğinde bir işlem gerçekleştirilmişse taraflar diğer mirasçıları aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan bir hukuki işlem yapmışlardır. Bu noktada diğer mirasçılar, gerçekte ortada bir satış olmadığını, para ödenmediğini ve işlemin bağış niteliğinde olduğunu ileri sürebilirler. Çünkü burada mirasbırakanın amacı diğer mirasçıların miras hakkını bertaraf etmektir. Bu durumda görünürdeki sözleşme muvazaalıdır; gizli sözleşme ise çoğu zaman şekil şartına aykırı olarak gerçekleştirilen bağıştır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Muris muvazaasını düzenleyen bir kanuni düzenleme olmamakla birlikte 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, muris muvazaası kavramını şekillendiren en önemli içtihattır. Söz konusu karar uyarınca; Mirasbırakanın gerçek iradesi bağış yapmak, görünürdeki işlemi satış gibi ivazlı bir işlem göstermek ve amaç mirasçılardan mal kaçırmak ise mirasçılar; muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilir. Fakat her satış işlemi geçersiz olmamakla birlikte gerçek bir satış söz konusuysa ve satış bedeli ödenmişse işlem hukuken geçerlidir. Ancak</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Satış bedeli hiç ödenmemişse,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mirasbırakanın paraya ihtiyacı bulunmuyorsa,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Devirden sonra taşınmazı kullanmaya devam etmişse,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İşlem yalnızca belirli mirasçıları dışlamak amacıyla yapılmışsa,</p>

<p>Mahkeme, işlemin gerçekte bağış olduğu sonucuna varabilir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Burada belirleyici olan görünürdeki işlem değil; tarafların gerçek iradesidir. Satış bedelinin ödenmemiş olması, murisin taşınmazı devrettikten sonra fiilen kullanmaya devam etmesi, taraflar arasındaki yakın akrabalık ilişkisi ve murisin diğer mirasçılarla ilişkilerinin zayıf olması gibi olgular muvazaa lehine değerlendirilir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Muris muvazaasına dayalı davalar, tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir. Bu davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Muvazaa ispatlandığında, görünürdeki sözleşme hükümsüz sayılır. Tapu kaydı iptal edilir ve taşınmaz miras payları oranında davacı adına tescil edilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 11:36:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/11/ayse-nur-altinci-1667909178.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mehmet Erdem’e Sorular: Limonata mı, Altyapı mı?</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/mehmet-erdeme-sorular-limonata-mi-altyapi-mi-253</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/mehmet-erdeme-sorular-limonata-mi-altyapi-mi-253</guid>
                <description><![CDATA[Mehmet Erdem’e Sorular: Limonata mı, Altyapı mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyaset bazen hafızasız ilerler.<br />
Ama şehirler unutmaz.<br />
Sokaklar hiç unutmaz.<br />
Kanalizasyonlar zaten hiç susmaz.</p>

<p>2025 yılında AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, sosyal medyada bir reels video paylaştı. Video Kuşadası’ndaydı. Kanalizasyon patlamıştı. Ve Sayın Erdem şu cümleyi kuruyordu:</p>

<p>“Kuşadası’nda yine kanalizasyon patlaması…<br />
Aydın Büyükşehir Belediyesi limonata dağıtımına verdiği önemi altyapı hizmetlerine de verirse bu sorunlar çözülebilir.”</p>

<p>Net, sert ve siyaseten anlaşılır bir eleştiriydi.<br />
O gün hedefte Aydın Büyükşehir Belediyesi vardı.<br />
Ve belediye başkanı Özlem Çerçioğlu’ydu.</p>

<p>Aradan zaman geçti.</p>

<p>Takvimler 14 Ağustos 2025’i gösterdiğinde, eleştirilen o belediye başkanı AK Parti’ye katıldı.<br />
Siyaset böyle bir şey; dün söylenenler bugün başka bir rafta durabiliyor.</p>

<p>Ama gelin görün ki dün,<br />
yani 2026’nın bir gününde,<br />
Kuşadası AVM önünde,<br />
kanalizasyon yine patladı.</p>

<p>Şimdi ister istemez bazı sorular akla geliyor.</p>

<p>Sayın Mehmet Erdem’e sormak gerekiyor:<br />
– Limonatacı diye tabir ettiğiniz Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı'nız dün Aydın felaketi yaşarken neredeydi? Görevinin başında mıydı?</p>

<p>– 2025’te limonata ile altyapıyı karşı karşıya koyuyordunuz.<br />
Bugün tercihiniz değişti mi?</p>

<p>– Dün “öncelik meselesi” dediğiniz konu, bugün hâlâ aynı şekilde yaşanıyorsa,<br />
sorun limonatada mıydı, yoksa altyapıda mı?</p>

<p>– O gün eleştirdiğiniz belediye başkanı bugün aynı partideyken,<br />
eleştirileriniz geçerliliğini koruyor mu, yoksa videolarla birlikte rafa mı kalktı?</p>

<p>– Kuşadası AVM önünde dün yaşanan bu patlama için<br />
bugün kimi sorumlu görüyorsunuz?</p>

<p>– Eğer sorun hâlâ çözülmediyse,<br />
AK Parti’ye katılım altyapı için bir çözüm değil miydi?</p>

<p>Siyasette videolar silinebilir.<br />
Partiler değişebilir.<br />
Söylemler yumuşayabilir.</p>

<p>Ama vatandaşın ayağının altından fışkıran gerçek değişmiyorsa,<br />
orada bir tutarlılık sorunu vardır.</p>

<p>Kuşadası’nda dün yine aynı yerde kanalizasyon patladıysa,<br />
Aydınlı’nın sorması gayet normaldir:</p>

<p>Limonata mı, altyapı mı?</p>

<p>(Yazının sonunda Mehmet Erdem’in 2025 yılında paylaştığı video ile, Kuşadası AVM önünde dün çekilen görüntüleri izleyebilirsiniz.)</p>

<p><iframe frameborder="0" scrolling="no" src="https://youtube.com/embed/kySSKms6Rf0?feature=share"></iframe>&nbsp;</p>

<p><iframe frameborder="0" scrolling="no" src="https://youtube.com/embed/ba3dXdl5Vqw"></iframe></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:10:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anket</title>
                <category>Orçun Akbulut</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/anket-250</link>
                <author>orcunakbulut@aydinkritik.com (Orçun Akbulut)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/anket-250</guid>
                <description><![CDATA[Anket]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ANKET<br />
Aydın’da bugün siyasetin dili ile anketlerin dili birbirini tutmuyor.Ve artık kimse “her şey yolunda” hikâyesini satın almıyor.<br />
Çünkü anketler net söylüyor:<br />
Bu bir düşüş değil, çöküş.</p>

<p>Özlem Çerçioğlu’nun CHP’den AK Parti’ye geçişi sonrası ölçülen tablo,Aydın seçmeninin bu hamleyi reddettiğini gösteriyor.</p>

<p>Sessizce.<br />
Soğukkanlılıkla.<br />
Ama kararlılıkla.</p>

<p>Çöküş Ne Demek? İşte Anketlerin Söylediği</p>

<p>Bugün Aydın’da yapılan ölçümlerde görünen tablo şu:<br />
Tanınırlık var, destek yok<br />
Makam var, meşruiyet yok<br />
Meydan var, seyirci az</p>

<p>Yani mesele birkaç puanlık gerileme değil.Mesele, seçmenin zihninde kopan bağ.</p>

<p>“Artık oy vermem.”<br />
Siyasette bu cümle, çöküşün tanımıdır.</p>

<p>Özlem Çerçioğlu Anketten Neden Rahatsız?</p>

<p>Çünkü anketler gerçeği süslemiyor.<br />
Çünkü anketler protokolü değil, sokağın nabzını ölçüyor.</p>

<p>Ve sokakta konuşulan cümle şu:<br />
“Bu ihanetin bedelini soracağız.”<br />
Bir siyasetçi için en ağır tablo şudur:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İsmin bilinir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gücün vardır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ama seçmen gönlünü çekmiştir</p>

<p>Anketler tam olarak bunu gösterdiği için rahatsız edici.Bu yüzden görmezden gelinmek isteniyor. Bu yüzden asansöre bağlanmak isteniyor.Ama gerçek görmezden gelinince yok olmuyor.<br />
Derinleşiyor.</p>

<p>AK Parti Bu Yükü Taşımakta Zorlanıyor</p>

<p>Bu geçiş, AK Parti açısından bir kazanım gibi sunuldu.<br />
Ama Aydın’da sonuç tam tersi oldu.</p>

<p>Çerçioğlu’nun yaşadığı çöküş,iktidar partisine artı yazmadı.Aksine, yük bindirdi.Çünkü Aydınlı seçmen meseleyi parti üzerinden değil,irade üzerinden okuyor.</p>

<p>“Benim oyumla seçildin,sonra bana sormadan yön değiştirdin.”<br />
Bu cümle anketlere girdiği anda,<br />
hiçbir iletişim stratejisi işe yaramaz.</p>

<p><br />
Bugün anketlerde görünen tablo bir “kararsızlık” değil.<br />
Bu, bilinçli bir mesafe.</p>

<p>Ve bu mesafe,<br />
Çerçioğlu lehine kapanmıyor.<br />
Aksine açılıyor.</p>

<p>Bu yüzden tablo “geçici” değil.<br />
Kalıcı bir çöküş işareti veriyor.</p>

<p>Son Söz</p>

<p>Aydın’da sandık günü geldiğinde sürpriz olmayacak.<br />
Sürpriz, bugün hâlâ bu çöküşü inkâr edenler için olacak.</p>

<p>Çünkü anketler şunu çoktan yazdı:</p>

<p>Seçmen gittiğinde gürültü çıkarmaz.<br />
Ama döndüğünde kimseyi bulamazsın.</p>

<p>Ve Aydın’da şu an olan tam olarak bu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:18:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/12/orcun-akbulut-1766731371.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nebahat’i Neden Üstüne Alındılar?</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/nebahati-neden-ustune-alindilar-249</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/nebahati-neden-ustune-alindilar-249</guid>
                <description><![CDATA[Nebahat’i Neden Üstüne Alındılar?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Emin Aydın’ın kaleme aldığı “Tezgahtar Nebahat” yazı dizisi, yüzeyden okunduğunda mizahi bir anlatı gibi görünür. Oysa biraz dikkatli bakıldığında, bu metinlerin bir kişiyle değil; siyasal davranış kalıplarıyla, iktidar alışkanlıklarıyla ve yerel siyasette yerleşik reflekslerle hesaplaştığı görülür.</p>

<p>Bu nedenle asıl mesele şudur:<br />
Bir yazı dizisi, neden belirli bir isim tarafından üstüne alınır?</p>

<p>“Tezgahtar Nebahat”, edebiyatın ve politik hicvin kadim yöntemlerinden biri olan tip yaratma geleneğinin modern bir örneğidir. Aristofanes’ten Aziz Nesin’e, Rabelais’den Haldun Taner’e kadar uzanan çizgide, hiciv bireyi değil, bireyin temsil ettiği zihniyeti hedef alır.</p>

<p>Emin Aydın’ın yazı dizisinde de tam olarak bu yapılmıştır.</p>

<p>Nebahat bir isim değildir.<br />
Nebahat bir kimlik değildir.<br />
Nebahat, gücü araçsallaştıran bir siyaset tarzının alegorisidir.</p>

<p>Bu noktada sorulması gereken soru şudur:<br />
Özlem Çerçioğlu bu yazı dizisini neden kendisiyle ilişkilendirdi?</p>

<p>Çünkü siyaset, yalnızca icraatla değil, algıyla da yürür. Uzun süre iktidarda kalan aktörler, zamanla eleştiriyi kişisel algılama eğilimine girer. Eleştiri soyut kaldığında bile, muhatap kendini somut bir hedef olarak hisseder.</p>

<p>Bu, hukuki değil; sosyolojik bir meseledir.</p>

<p>Emin Aydın’ın kaleme aldığı yazılar, doğrudan bir kişiyi hedef almaz. Metinlerde isim yoktur, makam yoktur, somut itham yoktur. Ancak güce dair anlatılan davranış biçimleri, okurun zihninde bir çağrışım yaratır. İşte tam da bu çağrışım alanı, siyasal rahatsızlığın doğduğu yerdir.</p>

<p>Bir karakterle özdeşleşmek, karakterin yazara ait olduğunu değil; okurun kendini orada bulduğunu gösterir.</p>

<p>Bu yüzden “neden üstüne alındı?” sorusunun cevabı metinlerde değil, metinlerin yarattığı yansıma alanındadır.</p>

<p>Edebiyatın en rahatsız edici tarafı da budur:<br />
Ayna tutar ama isim yazmaz.<br />
İşaret eder ama tarif etmez.<br />
Okuyana alan bırakır ama yönlendirme yapmaz.</p>

<p>Gazeteci Emin Aydın’ın yazı dizisi tam da bu yüzden tartışma yaratmıştır. Çünkü metinler bağırmaz, fısıldar. Fısıltı ise bazen yüksek sesten daha rahatsız edicidir.</p>

<p>Burada altını çizmek gerekir:<br />
Bir siyasetçinin, kurgusal bir karakter üzerinden yazılmış bir yazı dizisini kendisiyle özdeşleştirmesi, yazının yöneldiğini değil; siyasetin eleştiriye ne kadar açık olduğunu gösterir.</p>

<p>Gerçekten güçlü olan, mizahla kavga etmez.<br />
Gerçekten özgüveni yüksek olan, eleştiriyi dava dosyasına koymaz.<br />
Çünkü bilir ki, hiciv hedef seçmez; aynayı ortaya koyar.</p>

<p>Sonuç olarak mesele “Tezgahtar Nebahat” değildir.<br />
Mesele, o karakterde görülen reflekslerin, yerel siyasette ne kadar tanıdık olduğudur.</p>

<p>Ve belki de en rahatsız edici soru şudur:<br />
Bir yazı dizisi bu kadar genelse,<br />
neden bu kadar kişisel algılandı?</p>

<p>Bu sorunun cevabı, yazının satır aralarında değil;<br />
siyasetin aynasında durmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 13:57:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Topuklu Efe’ye Teşekkürler</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/topuklu-efeye-tesekkurler-248</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/topuklu-efeye-tesekkurler-248</guid>
                <description><![CDATA[Topuklu Efe’ye Teşekkürler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>Aydın’da yaşamak ayrıcalık ister.<br />
Her şehirde bulunmayan bir meziyetimiz var bizim.<br />
Biz projeleri <strong>yaşayarak değil, dinleyerek</strong> büyütürüz.<br />
Betonla değil, vaatle ısınırız.<br />
İşte bu yüzden Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Özlem Çerçioğlu’na, nam-ı diğer <strong>Topuklu Efe’ye</strong>, içten bir teşekkür borçluyuz.</p>

<p>Zira Aydın, projelerle anılan bir şehir hâline geldi.</p>

<p>Jeotermal kaynakların etkin kullanımıyla konutlar ısınıyor, seralar üretim yapıyor, termal turizm bölgeyi uçuruyor.<br />
İstihdam artmış, Aydın refaha kavuşmuş.<br />
Toprak sıcak, gelecek parlak. Vahşi Jeotermal kuyuları açılmasına izin verilmiyor.</p>

<p>Güneş enerjisi santralleriyle parklar, doğal yaşam alanları ve arıtma tesisleri çevreye zarar vermeden çalışıyor.<br />
Aydın yenilenebilir enerjide örnek şehir.<br />
Güneş bizden, vizyon bizden.</p>

<p>Ilıcabaşı’ndan başlayan kentsel dönüşümle şehir modern bir çehreye kavuşmuş.<br />
Güvenli yapılar, planlı mahalleler, çağdaş bir kent düzeni…<br />
Eski Aydın gitmiş, yeni Aydın gelmiş.</p>

<p>Ilıcabaşı Ayter Alanı’ndaki 500 yataklı termal otel ve fizik tedavi merkeziyle Aydın, sağlık turizminin merkezlerinden biri olmuş.<br />
Şifa arayan Aydın’a geliyor, ekonomi canlanıyor.</p>

<p>İzmir, Denizli ve Muğla yollarında yapılan <strong>&nbsp;alt ve üst geçitler, köprülü kavşaklar</strong> sayesinde trafik sorunu tarihe karışmış.<br />
Dörtyol’dan geçen durmadan geçiyor, kavşaklar akıyor.</p>

<p>Efeler, Söke ve Nazilli’de kurulan asfalt fabrikalarıyla şehrin her yanı pırıl pırıl asfalt.<br />
Ne çukur var ne de yama.<br />
Direksiyonlar titremiyor, vatandaş sarsılmıyor. Şöför esnafı sanayinin yolunu unuttu.</p>

<p>Efeler Topyatağı’ndaki askeri tabur şehir dışına taşınmış, yerine Aydın manzarasına hâkim bir seyir tepesi yapılmış.<br />
Şehre yukarıdan bakmak artık lüks değil, hizmet.</p>

<p>Menderes Nehri çevresi rekreasyon alanına dönüşmüş.<br />
Yürüyüş yolları, yeşil alanlar, sosyal yaşam…<br />
Nehir artık sadece akmıyor, yaşatıyor.</p>

<p>50 bin kişilik <strong>Zeybek Arena Stadyumu</strong>, Aydınspor’un yuvası olmuş.&nbsp;<br />
Tribünler dolu, şehir futbolun kalbi.</p>

<p>Işıklı Doğal Yaşam ve Tema Parkı çocukların gözdesi.<br />
Aileler mutlu, şehir nefes alıyor.</p>

<p>Tarihi Taşdöner Sineması restore edilmiş, kültür ve sanat Aydın’da yeniden hayat bulmuş.</p>

<p>Okuyunca insanın içi kabarıyor değil mi?<br />
“İyi ki bu şehirde yaşıyorum” diyor.</p>

<p><strong>Mesela yani…</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 09:18:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sığıntı Arayanlara Duyurulur: Büyükşehir Binası Efeler Halkınındır</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/siginti-arayanlara-duyurulur-buyuksehir-binasi-efeler-halkinindir-247</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/siginti-arayanlara-duyurulur-buyuksehir-binasi-efeler-halkinindir-247</guid>
                <description><![CDATA[Sığıntı Arayanlara Duyurulur: Büyükşehir Binası Efeler Halkınındır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın siyasetinde yeni bir kelime türedi: “Sığıntı.”<br />
Kimin ağzından çıkıyor dersiniz?<br />
Özlem Çerçioğlu’na yakın isimlerden…</p>

<p>Hedef kim?<br />
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel.</p>

<p>İyi de insan bir aynaya bakar.</p>

<p>Özlem Hanım, 2009–2014 yılları arasında Aydın Belediye Başkanıydı.<br />
O dönem belediye binası neredeydi?<br />
Esko İşhanı’nın yanındaki mütevazı kiralık binada.</p>

<p>Sonra ne oldu?<br />
2014’te büyükşehir yasası çıktı.<br />
Aydın “büyüdü”, yetkiler büyüdü, koltuk büyüdü…<br />
Ama bina?</p>

<p>Bugün “Büyükşehir Belediyesi” tabelası asılı olan o görkemli bina,<br />
Hüseyin Aksu döneminde,<br />
merkez ilçe Aydın’da (bugünkü Efeler) yaşayan vatandaşların ödediği vergilerle yapıldı.</p>

<p>Altını kalın kalın çizelim:<br />
Bu bina 17 ilçenin değil,<br />
Efeler halkının parasıyla inşa edildi.</p>

<p>Normalde kime ait olmalıydı?<br />
Efeler Belediyesi’ne.</p>

<p>Peki kim kullanıyor?<br />
2013’ten beri Özlem Çerçioğlu.</p>

<p>Sığıntı Kim?</p>

<p>Şimdi soralım:<br />
Efeler’in vergileriyle yapılan binayı,<br />
17 ilçeye hizmet veriyor bahanesiyle yıllardır işgal etmek mi sığıntılık,<br />
yoksa kendi ilçesinde seçilmiş belediye başkanı Ömer Günel’in vatandaşa hizmet için sınırları zorlaması mı?</p>

<p>Bir binayı alıp “ben oturuyorum” demekle,<br />
o binanın sahibi olunmuyor.</p>

<p>Bu tabloya bakıp hâlâ başkalarına “sığıntı” demek,<br />
en hafif tabirle siyasi mizah malzemesidir.</p>

<p>AKP’ye Geçen CHP’li Olur mu? Olmuş…</p>

<p>Siyasi duruş desen,<br />
CHP rozetiyle başlayıp,<br />
AKP kulvarında koşan bir belediye başkanından bahsediyoruz.</p>

<p>Haliyle ortaya şöyle bir manzara çıkıyor:<br />
CHP’li seçmenin oylarıyla,<br />
Efeler halkının vergileriyle,<br />
AKP’ye göz kırpan bir büyükşehir belediye başkanı Özlem Çerçioğlu...</p>

<p>Buna ne denir?<br />
Siyasi göçmenlik.</p>

<p>Ama işin ironik tarafı şu:<br />
Göçmenlik yapan,<br />
başkalarına “sığıntı” demeye kalkıyor.</p>

<p>Efeler’e Yapılan Haksızlık, Açık Bir İhanettir</p>

<p>Sadece Efeler ilçesinde yaşayan vatandaşların vergileriyle yapılan bir binanın,<br />
17 ilçeye hizmet veriyor diye gasbedilmesi;<br />
Efeler’e yapılmış açık bir haksızlıktır.</p>

<p>Bu haksızlık,<br />
sadece idari değil,<br />
aynı zamanda siyasi bir ihanettir.</p>

<p>Son Söz</p>

<p>Kuşadası Belediye Başkanı’na “sığıntı” diyenler,<br />
önce aynaya,<br />
sonra binanın kimin vergileri ile yapıldığına en sonunda da vicdanlarına baksın.</p>

<p>Çünkü bu şehirde gerçek sığıntılar,<br />
başkalarının emeğiyle yapılan koltuklarda oturup<br />
ahkâm kesenlerdir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 10:20:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Ekmek Kadar Zam</title>
                <category>Orçun Akbulut</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/bir-ekmek-kadar-zam-246</link>
                <author>orcunakbulut@aydinkritik.com (Orçun Akbulut)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/bir-ekmek-kadar-zam-246</guid>
                <description><![CDATA[Bir Ekmek Kadar Zam]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah erken saat. Pencerenin önünde duran yaşlı adam, çayın buharına bakarak hesap yapıyor. Masanın üzerinde bir kalem, buruşturulmuş bir fatura ve emekli maaşının yazılı olduğu banka dekontu… Rakamlar soğuk; ne hatır soruyorlar ne de hâl anlıyorlar. Hepsi yerli yerinde, ama hiçbir şey yetmiyor.</p>

<p>Emekliye yapılan zam da işte böyle: Yerli yerinde görünüyor, ama yetmiyor. Kâğıt üzerinde artmış gibi duran maaş, pazara inince eksiliyor; manava uğrayınca susuyor; kasabın önünde başını öne eğiyor. Bir ekmek daha az, bir domates daha pahalı… Zam dedikleri, cümle içinde kalmış bir kelime gibi; var ama anlamı yok.</p>

<p>Bu ülkede emekli olmak, artık dinlenmek demek değil. Emekli olmak, gün boyu yürüyerek ucuzunu aramak demek. Sabahın serinliğinde semt pazarına varıp akşamın karanlığında eve dönmek… Poşet hafif, omuz ağır. “Bugün de idare ederiz” cümlesi, evin duvarlarında yankılanıyor. İdare, yeni bir yaşam biçimi olmuş.</p>

<p>Yetkililer konuşuyor: Enflasyon, denge, bütçe disiplini… Kelimeler düzgün, cümleler temiz. Ama sokakta kelimeler değil, fiyatlar konuşuyor. Ve fiyatlar, emekliye bağırıyor. Bir ömür çalışmış, alın terini toprağa akıtmış insanların payına düşen; sabır ve suskunluk oluyor.</p>

<p>Emekli maaşına yapılan düşük zam, sadece bir ekonomik tercih değil; bir ruh hâlinin ifadesi. “Yetmesi gerek” denilen bir rakamın, yetmediğini bilerek verilmesi. Bu bilginin ağırlığı, asıl zamdır belki de: İnsan onurundan eksilen.</p>

<p>Bir bankta oturan emekli kadın, torunu için aldığı çikolatayı ikiye bölüyor. Yarımını cebine koyuyor, yarımını çocuğun avucuna bırakıyor. Gülümsüyor. Gülümseme de bölünüyor; yarısı yüzünde, yarısı yüreğinde kalıyor. İşte zam bu gülümsemenin yarısı kadar.</p>

<p>Bir ülkenin vicdanı, emeklisine bakarak ölçülür derler. Eğer doğruysa, aynaya bakma vaktidir. Çünkü aynada görünen; yoksulluğa alıştırılmış, kanaate mahkûm edilmiş, “şükret” kelimesiyle susturulmuş bir kalabalıktır.</p>

<p>Zam, rakam değildir. Zam, hayatı biraz olsun kolaylaştırmaktır. Bir ekmek daha, bir çorba daha, bir umut daha… Emekliye yapılan bu düşük zam, umudu da düşük tutuyor. Ve umut düşük olunca, memleket de boynunu büküyor.</p>

<p>İnsanlar açken büyük sözler işitmez. Emekli de açtır; cebinde değilse bile geleceğinde. Ve açlığın olduğu yerde, adaletin sesi kısık çıkar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 08:51:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/12/orcun-akbulut-1766731371.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özsemerci’nin Tarlaya Uçan Aracı, Kamu Vicdanını da Takla Attırdı</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ozsemercinin-tarlaya-ucan-araci-kamu-vicdanini-da-takla-attirdi-245</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ozsemercinin-tarlaya-ucan-araci-kamu-vicdanini-da-takla-attirdi-245</guid>
                <description><![CDATA[Özsemerci’nin Tarlaya Uçan Aracı, Kamu Vicdanını da Takla Attırdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın’da geçtiğimiz hafta yaşanan bir kaza, sadece bir aracın tarlaya uçmasıyla sınırlı kalmadı; beraberinde kamu vicdanını da savurdu.</p>

<p>İddialara göre, AKP’li Aydın Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı <strong>Muttalip Özsemerci</strong>, belediyeye ait <strong>kiralık bir araçla</strong>, <strong>mesai saatleri dışında gece yarısı</strong>, <strong>evinin yakınlarında</strong> kaza yaptı. Araç tarlaya uçtu, takla attı. Klasik bir trafik kazası mı? Keşke öyle olsaydı.</p>

<p>Kulislerde konuşulanlara göre Özsemerci <strong>alkollüydü</strong>. Olay yerine gelen polis ekiplerine “ahkâm kestiği” de yine iddialar arasında. Elbette bunların tamamı yargı kararı değil; ama kamuoyunun cevap beklediği <strong>çok net sorular</strong> var.</p>

<p>Mesela:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Belediyeye ait bu aracı <strong>kullanma yetkisi</strong> resmi kayıtlarda var mı?</p>
	</li>
	<li>
	<p>Mesai dışında kullanılan araç için <strong>görev yazısı</strong> düzenlenmiş miydi?</p>
	</li>
	<li>
	<p>Eğer görev yoksa, bu araç <strong>hangi kamu hizmeti</strong> için kullanılıyordu?</p>
	</li>
	<li>
	<p>Belediyenin araçları Özsemerci'ye özel hizmet için mi yoksa&nbsp;halka hizmet için mi alındı?</p>
	</li>
</ul>

<p>Daha da önemlisi:<br />
Bu kaza sıradan bir vatandaşın başına gelseydi süreç nasıl işlerdi?</p>

<p>Alkollü araç kullanma iddiası varsa ehliyete el konulur, idari para cezası kesilir, adli süreç başlar. Peki konu <strong>üst düzey bir belediye yöneticisi</strong> olunca prosedür değişiyor mu?</p>

<p>Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı anlı ak başı dik olan Özlem Çerçioğlu&nbsp;şu ana kadar <strong>tek satır açıklama yapmadı</strong>. Ne “iddialar asılsız” dendi ne de “gereği yapılacaktır.” Sessizlik tercih edildi. Ama kamu yönetiminde sessizlik, çoğu zaman cevaplardan daha gürültülüdür. Şaşırdık mı? Aslında hayır. Daha önce Aydın Büyükşehir Belediye Başkanvekili Polat Bora Mersin'in, Genel Sekreter Ertuğrul Yamen'in maceralarını en az benim kadar herkes biliyor. Çerçioğlu bu olaylarda ağzını açtı mı? Kocaman bir HAYIR... Bu iddilara cevap vermek yap işlet devret modeli ile yaptırdığınız Atatürk Kent Meydanı'nda, Aydın Halkını borçlandırıp,&nbsp;kiralayarak aldığınız araçları sergilemeye benzemez...</p>

<p>Bir başka merak konusu da şu:<br />
Bu olay, <strong>emsal teşkil etmesi</strong> açısından bir <strong>idari yaptırıma</strong> dönüşecek mi?<br />
Yoksa “oldu bitti” diyerek dosya rafa mı kaldırılacak?</p>

<p>Ak Parti İl Başkanı Mehmet Erdem bu konu hakkında bir yorum yapacak mı?</p>

<p>Top Aydın Valiliği’nde mi?<br />
Valilik bir <strong>soruşturma başlatacak mı</strong>, yoksa konu belediye koridorlarında kaybolup gidecek mi?</p>

<p>Bu soruların tamamı, kişisel değil <strong>kamusal</strong> sorulardır. Çünkü ortada bir <strong>kamu aracı</strong>, bir <strong>kamu görevlisi</strong> ve <strong>kamu güvenliği</strong> vardır.<br />
&nbsp;</p>

<p>Kısacası;<br />
Araç tarlaya uçtu,<br />
Ama asıl takla atan <strong>şeffaflık</strong> oldu.</p>

<p>Biz sormaya devam edeceğiz.<br />
Çünkü bu şehirde direksiyon başında olanlar kadar, <strong>hesap vermesi gerekenler</strong> de var.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jan 2026 10:50:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Evliya Çelebi’nin Kaleminden Aydın: Bereketli Toprakların Hikâyesi</title>
                <category>Orçun Akbulut</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/evliya-celebinin-kaleminden-aydin-bereketli-topraklarin-hikayesi-244</link>
                <author>orcunakbulut@aydinkritik.com (Orçun Akbulut)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/evliya-celebinin-kaleminden-aydin-bereketli-topraklarin-hikayesi-244</guid>
                <description><![CDATA[Evliya Çelebi’nin Kaleminden Aydın: Bereketli Toprakların Hikâyesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; 17.&nbsp;&nbsp; &nbsp;yüzyıl Osmanlı coğrafyasını adım adım dolaşan büyük seyyah Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde bazı şehirlerden söz ederken kelimelerini tutar, bazılarına gelince ise kalemi adeta coşar. Aydın ili işte bu ikinci gruptadır. Onun satırlarında Aydın, sıradan bir sancak değil; bereketiyle, insanıyla ve havasıyla “yaşaması makbul” bir diyardır.</p>

<p>“Güzel Aydın”a Varış</p>

<p>Evliya Çelebi, Menderes Ovası’na indiğinde ilk dikkatini çeken şey toprağın cömertliğidir. Seyyah, bu bölgeyi anlatırken sık sık “bolluk” ve “nimet” kelimelerine başvurur. Ona göre Aydın, Tanrı’nın tabiatta esirgemediği yerlerdendir. Ne ekilse biter, ne dikilse meyve verir. Bu yüzden Aydın için “Anadolu’nun ambarı” demek hiç de abartı sayılmaz.</p>

<p><br />
İncir, Zeytin ve Pamuk Diyarı</p>

<p>Evliya’nın Aydın tasvirlerinde incirin özel bir yeri vardır. Öyle ki, Aydın incirini överken bal ile yarışacak kadar tatlı olduğunu söyler. Zeytinlikler ise ovayı bir yeşil deniz gibi sarar. Pamuk tarlaları, dönemin Osmanlı ekonomisi için hayati bir ürün olarak seyyahın dikkatinden kaçmaz. Evliya, bu ürünlerin yalnızca yerel halkı değil, İzmir limanı üzerinden tüm Akdeniz ticaretini beslediğini vurgular.</p>

<p>Şehir Hayatı ve Mimari<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;17.&nbsp;&nbsp; &nbsp;yüzyılda Aydın, Evliya Çelebi’ye göre düzenli ve ferah bir yerleşimdir. Camiler, hanlar ve hamamlar vakıf düzeniyle ayakta durur. Evler avlulu, sokaklar geniştir; yaz sıcağına karşı gölge hesap edilmiştir. Evliya, bugün Tralleis Antik Kenti olarak bilinen harabeleri gördüğünde ise geçmiş medeniyetlere dair ibretlik satırlar kaleme alır. Ona göre bu yıkıntılar, “zamanın her kudretliyi nasıl dize getirdiğinin sessiz şahidi”dir.</p>

<p><br />
Aydın İnsanı: Mert, Misafirperver, Yiğit</p>

<p>Evliya Çelebi’nin Aydın’a dair en sıcak satırları, hiç şüphesiz halkı anlattığı bölümlerdir. Aydınlıyı güler yüzlü, açık sözlü ve misafirperver olarak tanımlar. Köylerde yabancıya kapı kapatılmaz; sofra kurulur, ikram edilir. Zeybek oyunları, düğünlerde ve özel günlerde yalnızca bir eğlence değil, bir karakter göstergesidir. Evliya’ya göre bu diyarda yiğitlik, sözle değil hâl ile ölçülür.</p>

<p>Kervanlar, Hanlar ve Ticaret Yolları</p>

<p>Aydın, Evliya’nın gözünde bir kavşak noktasıdır. İzmir limanına uzanan ticaret yolları sayesinde kervanlar eksik olmaz. Hanlar dolup taşar; deve çıngırakları, tüccar sohbetlerine karışır. Bu canlılık, Aydın’ı sadece tarımda değil, ticarette de güçlü kılar.</p>

<p><br />
Evliya’nın Ardından</p>

<p>Evliya Çelebi’nin satırlarında Aydın, yalnızca geçmişte kalan bir güzellik değildir. Onun anlattığı bereket, misafirperverlik ve hayat sevinci, bugün bile bu topraklarda hissedilir. Asırlar öncesinden gelen bu tanıklık, Aydın’ın neden hâlâ “Ege’nin verimli kalbi” olarak anıldığını açıkça gösterir.</p>

<p>“Her kim Aydın iline varır ise, gönlü ferah, rızkı vâsi olur.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 09:41:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/12/orcun-akbulut-1766731371.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BU ÜCRETLE YAŞANMAZ!</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/bu-ucretle-yasanmaz-243</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/bu-ucretle-yasanmaz-243</guid>
                <description><![CDATA[BU ÜCRETLE YAŞANMAZ!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>İktidarın “zam” dediği şey, milyonlara dayatılan organize bir yoksulluk rejimidir</strong></p>

<p>Bu ücretle yaşanmaz.<br />
Ne Ankara’daki makam odalarında…<br />
Ne televizyon stüdyolarında…<br />
Ne de TÜİK’in süslü tablolarında…</p>

<p>Bu ücretle ancak <strong>hayatta kalınır</strong>. O da her ay biraz daha eksilerek.</p>

<p>Asgari ücret açıklandı. İktidar her zamanki cümleyi kurdu: <em>“Çalışanı ezdirmedik.”</em><br />
Peki kim eziliyor?</p>

<p>Cevap sokakta.<br />
Markette etikete bakıp ürünü geri koyanlar…<br />
Kirayı denkleştirmek için borcu borçla kapatanlar…<br />
Çocuğunun beslenme çantasını eksiltenler…</p>

<p>Bu tabloya “refah” demek, halkın aklıyla alay etmektir.</p>

<p>Yine rakamlar konuştu.<br />
Yine yüzdeler havada uçuştu.<br />
Yine dayanak aynıydı: <strong>TÜİK.</strong></p>

<p>Ama bu ülkede kimse TÜİK grafikleriyle karnını doyurmuyor.<br />
İnsanlar maaş bordrosuna değil, pazardaki etikete bakarak yaşıyor.<br />
İktidarın açıkladığı enflasyonla halkın yaşadığı enflasyon arasında derin bir uçurum var.<br />
Ve o uçurumda <strong>emekçinin alın teri duruyor</strong>.</p>

<p>Gerçeği açıkça söyleyelim:<br />
Bu bir hata değil, <strong>bilinçli bir tercihtir</strong>.</p>

<p>Asgari ücret düşük tutuluyor.<br />
Çünkü ucuz emek bu düzenin yakıtıdır.<br />
Çalışan yoksullaştırılıyor, sermaye korunuyor.<br />
Yoksulluk yönetiliyor, itiraz bastırılıyor.<br />
Borçlu, güvencesiz ve yorgun bir toplumdan sessizlik bekleniyor.</p>

<p>Asgari ücret artık “en az” ücret değildir.<br />
Asgari ücret, <strong>en yaygın ücrettir</strong>.</p>

<p>Bu, ücret politikasının iflasıdır.<br />
Üretim var, emek var ama adil paylaşım yok.<br />
Çalışanlar çoğunlukta ama karar masasında yok.</p>

<p>Bu bir ekonomi meselesi değil;<br />
<strong>düpedüz sınıfsal bir tercihtir.</strong></p>

<p>“Sosyal devlet” diyorlar.<br />
Sosyal devlet, açlık sınırında yaşamayı normalleştirmek değildir.<br />
Asgari ücret bir lütuf değil, <strong>anayasal bir haktır</strong>.<br />
Ve bugün bu hak, göz göre göre budanmaktadır.</p>

<p>İktidarın yaptığı zam geçimi sağlamıyor.<br />
Yoksulluğu <strong>kalıcılaştırıyor</strong>.</p>

<p>Açık yazıyoruz:<br />
Bu zam çözüm değil.<br />
Bu zam oyalamadır.<br />
Bu zam, “daha fazlasını istemeyin” demenin ekonomik karşılığıdır.</p>

<p>Bir ülkede çalışanlar her yıl biraz daha fakirleşiyorsa,<br />
ortada bir “başarı hikâyesi” yoktur.</p>

<p>İyi pazarlanmış bir başarısızlık vardır.<br />
Ve o başarısızlığın bedelini her gün milyonlar ödüyor.</p>

<p><strong>BU ÜCRETLE YAŞANMAZ.</strong><br />
Yaşatmadığınız her günün hesabı,<br />
bir gün mutlaka sorulur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Dec 2025 08:54:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Zübük” mü?, “Casper” mı?</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/zubuk-mu-casper-mi-242</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/zubuk-mu-casper-mi-242</guid>
                <description><![CDATA[“Zübük” mü?, “Casper” mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2024 yerel seçimlerinde Sökelinin <strong>39 bin 258 oyuyla</strong>, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Söke Belediye Başkanı seçilen Mustafa İberya Arıkan, geçtiğimiz Ağustos ayında “siyasi hayatımda yeni bir sayfa açıyorum” diyerek CHP’den istifa etti ve AK Parti’ye katıldı.</p>

<p>Bu geçişin ardından yaptığı açıklamalar ise Söke’de yalnızca şaşkınlık değil, bolca tebessüm ve ironi de yarattı.</p>

<p>Bir gün çıkıp,<br />
“<strong>Söke’de 24 yıllık hasreti bitirdim</strong>” dedi.<br />
Doğru… AK Parti açısından baktığınızda Söke’de 24 yıl sonra bir belediye başkanı kazanılmıştı. Ama o 24 yılı bitiren kimdi? Sökelinin <strong>CHP’ye verdiği oylar</strong> mı, yoksa sonradan değiştirilen rozet mi, orası hâlâ muamma.</p>

<p>Başka bir röportajda ise şu cümle döküldü ağzından:<br />
“<strong>CHP’de kıymetimi bilmediler.</strong>”</p>

<p>Enteresan…<br />
39 bin 258 oyla belediye başkanı yapıldığınız bir partide “kıymet bilinmemesi” kavramı gerçekten üzerine akademik tez yazılacak seviyede.</p>

<p>Bu sürecin ardından CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Sökelinin iradesini yok sayarak AK Parti’ye geçen Arıkan’a, Türk siyasi literatürüne çok yakışan bir lakap taktı:<br />
<strong>“Zübük.”</strong></p>

<p>Ve ilginçtir…<br />
Bu lakap Meclis’te kalmadı, Söke sokaklarına indi.</p>

<p>Bugün Söke’de dolaşın, esnafla, pazarcıyla, kahvehane amcalarıyla konuşun…<br />
Arıkan ismi çok geçmez ama <strong>“Zübük”</strong> fazlasıyla dolaşır.</p>

<p>Geçen gün ben de kulak misafiri oldum Belediye Meydanı'nda.<br />
Bir amca, hararetle anlatıyor:<br />
“Bu Zübük var ya…”</p>

<p>Derken cümleye bir kelime daha ekledi:<br />
“<strong>Zübük… ama aynı zamanda Casper!</strong>”</p>

<p>Durur muyum?<br />
“Amca,” dedim, “Zübük tamam da, Casper nereden çıktı?”</p>

<p>Amca hiç düşünmeden cevabı yapıştırdı:<br />
“Çocuum, bu Zübük yaklaşık <strong>bir aydır ortalıkta yok.</strong><br />
Ne belediyeye uğruyo,<br />
ne Söke’ye bir çivi çakıyo.<br />
Kapıdaki güvenlik dedi ki ‘raporluymuş.’<br />
E Casper da neydi?<br />
Bizim çocuklar küçükken izlerdi…<br />
<strong>Sevimli hayalet!</strong>”</p>

<p>İşte Söke siyasetinin geldiği nokta ortada.</p>

<p>Söke’nin seçilmiş belediye başkanı,<br />
şehirde görünmeyen,<br />
belediyede esamesi okunmayan,<br />
halkın arasında olmayan,<br />
ama adı herkesin dilinde olan bir figür hâline geldiyse…</p>

<p>Bu artık siyasi eleştirinin değil,<br />
<strong>siyasi mizahın</strong> konusudur.</p>

<p>Elbette Casper benzetmesi biraz tartışmalı.<br />
Çünkü Casper sevimlidir,<br />
zararsızdır,<br />
kimseye hayal kırıklığı yaşatmaz.</p>

<p>O yüzden Söke’de sorulması gereken soru şudur:</p>

<p><strong>39 bin 258 oyun sahibi nerede?</strong><br />
<strong>Söke Belediyesi’ni kim yönetiyor?</strong><br />
<strong>Rozet değişince halkın karşısına çıkacak yüz mü kalmadı?</strong></p>

<p>Söke halkı sandıkta iradesini net ortaya koydu.<br />
O iradenin bugün “Zübük” mü, “Casper” mı diye anılıyor olması ise bu şehrin değil, tercihini değiştirenlerin aynaya bakıp düşünmesi gereken bir meseledir.</p>

<p>Velhasıl…<br />
Söke’de bugün resmi bir ilan yok ama<br />
sözlü kültürde dolaşan ilan çok net:</p>

<p><strong>“KAYIP ARANIYOR!”</strong></p>

<p>Bulana 39 bin 258 oyun hatırı sorulacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Dec 2025 09:46:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çerçioğlu: &quot;Yersen Bu&quot;</title>
                <category>Zahide Yalçın Sert</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/cercioglu-yersen-bu-241</link>
                <author>Zahideyalcinsert@aydinkritik.com (Zahide Yalçın Sert)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/cercioglu-yersen-bu-241</guid>
                <description><![CDATA[Çerçioğlu: "Yersen Bu"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türkiye'nin deneyimli siyasetçilerinden biri olan Özlem Çerçioğlu, bir toplum gerçeğini ortaya çıkardı. Çerçioğlu; emeklilerin, gerçekten zor durumda olduğunu ve artık kendi gerçekleriyle yüzleşmeleri gerektiğinin altını çizdi. Cesur çıkışlarıyla bilinen Çerçioğlu, "Yersen bu" dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yıl 2024, aylardan Mart. Mart dediysem, 31 Mart sanmayın seçimlere henüz bir aydan az bir süre var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aman Allahım bir ressamın tuvalinden mi çıkmış bu renk cümbüşü. Yeşilin her tonunu&nbsp; barındıran lahanalar, süt köpüğü kıvamında karnıbaharlar; mor havuç, kırmızı turp, mis gibi kokusuyla bizi yıllar öncesine götüren portakal... </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Buhar çıkıyor bazı stantlardan... Esmer teninin üzerindeki kestane renkli saçları, oyalı tülbentin içinden özgürlüğe uçarcasına kaçan patates satıcısına yaklaşıyorum. Elinde tuttuğu karton bardaktan çıkan buhar; genç kadını, kartpostala dönüştürse de ben buharı çıkan içeceği merak ediyorum. Pek çok stantta benzer görüntü, mis gibi de kokular yayılmıyor değil. Satıcı kadın, yoğun. Alışverişimi yapıp meşgul etmeden sakin bir pazarcı arıyorum . </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O da ne! caminin önünde devasa bir stant üzerinde Aydın Büyükşehir Belediyesi, yazıyor. Görüntülerden anlıyorunm ki dumanı çıkan karton bardakların kaynağı orası. Sessizce o yöne doğru yol alıyorum. Üzerlerinde tertemiz mutafak önlükleri, başlarında boneler, yüzleri gülümseyen 4-5 kadın. "Almaz mısınız?" diyor biri, ışıl ışıl bakan gözleriyle. Elbette, deyip elimi uzatırken stantın tam ortasındaki bir diğer güler yüzlü&nbsp; kadın, "Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu'nun size selamları var" diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İçinde çorba olduğunu öğrendiğim karton bardak avcumu, pazardaki görüntüler de ruhumu ısıtırken kırmızı pancar satan bir kadına yaklaşıyorum. Buralardaki pazarların en güzel yönlerinden biri satıcılarının çoğunun kadın, özellikle de yörenin yerli kadınlarından oluşması. "Çok şanslısınız. Başkan size bakıyor" deyince gülümsüyor orta yaşın biraz üzerindeki yanakları ayazdan yanmış satıcı kadın, "Seçim var seçim. Bizim başkan her seçimden önce yapar. Seçim biter çorba da biter, hizmet de gari. Bizim başkan işini bilir." Hemen yanı başındaki stanttan söze karışan genç bir adam, kadın satıcıya hitaben: "Sen emekli kart almayacan mı? Başkan dün televizyonda açıkladı. Emekli kartı olanlara belediyenin et satış mağazasından yüzde 20 indirimli satış başlamış." </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sokaktan al haberi. Yurttaş doğru söylüyor. Belediyenin yıllardır satış mağazası olmasına rağmen sayın Çerçioğlu, seçime bir ay kala aldığı emekli kartla yüzde 20 indirim kararını uzayda içme suyu dolu bir gezegen keşfetmiş gibi büyük lansmanlarla açıklıyor. Belediyenin sitesi başta olmak üzere halkın duyabileceği her plotformda bu inanılmaz hizmet anlatılıyor. Emekli kart kuyruğunda bulunan yurttaşların fotoğrafları çekiliyor. Her gün sayılar artıyor, 100 binler bu kartı kullanıyor, tanıtım da tanıtım.&nbsp; "Türkiye örnek alıyor" haberleri yapılıyor.&nbsp; Hatta 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamasında kapsam daha da genişletiliyor. Kutlama da kutlama...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Binbir gece masalına dönen bu kutlamalar, bir gün yerini ciddiyete bırakıyor. Çerçioğlu, bu kararı verişinin seneyi devriyesi gelmeden emekli tebaası için yeni bir karar yayınlıyor: "Bundan kelli emekli kart kullanan emekliler, kuzu eti yiyecekse indirimden yararlanamayacak. Varsa parası indirimsiz kuzu eti alacak, yoksa dana.!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Olaya optimist bir bakış açısıyla yaklaşıp sayın Çerçiğulu'nun emeklileri korumak için böyle bir karar almış olabileceğini de düşünmüyor değilim. Sonuçta Çerçioğlu, toplumu düzeni çok iyi bilen bir siyasetçi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çerçioğlu'nun bu önemli kararına binaen kuzu etinin emeklilere fayda ve zararlarını bir uzmana sordum. Uzmandan aldığım bilgileri, noktasına&nbsp; virgülüne karışmadan sizinle paylaşıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Kuzu eti, yüzyıllardır birçok kültürde hem besleyici hem de şifalı bir gıda olarak kabul edilir. Özellikle yaşlı bireylerin beslenmesinde ve zihinsel sağlığın korunmasında önemli rol oynayabilecek değerli besin ögelerini içerir. Protein, demir, çinko, B vitaminleri ve sağlıklı yağ asitleri bakımından zengin olan kuzu eti, dengeli bir diyetin parçası olarak tüketildiğinde önemli katkılar sağlayabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1. Yaşlı Bireyler İçin Kuzu Etinin Faydaları</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1.1. Kas Kütlesini Korumaya Yardımcı Olur</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaş ilerledikçe kas kütlesinde doğal bir azalma yaşanır (sarkopeni). Kuzu eti, yüksek biyoyararlanıma sahip tam protein içerir. Bu proteinler vücudun kas dokusunu onarmasına, korumasına ve güçlendirmesine yardımcı olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1.2. Demir ve B12 Vitamini ile Enerjiyi Destekler</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kuzu eti, özellikle yaşlı bireylerde daha sık görülen B12 vitamini eksikliği açısından değerli bir kaynaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">B12 vitamini sinir sistemi sağlığı için kritik öneme sahiptir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demir, kansızlığı önlemeye yardımcı olur ve yorgunluğu azaltır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu iki besin, yaşlılarda hem fiziksel hem bilişsel fonksiyonların korunmasını destekler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1.3. Bağışıklığı Güçlendirebilir</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kuzu eti yüksek miktarda çinko içerir. Çinko, bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasında kilit rol oynar. Yaşlılarda enfeksiyon riskinin artmış olması nedeniyle doğal çinko kaynakları önemlidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1.4. Kolay Sindirilebilir Bir Kırmızı Et Türüdür</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genç hayvanlardan elde edilen kuzu eti, dana etine kıyasla daha yumuşak yapıda olduğu için çoğu yaşlı birey tarafından daha kolay sindirilir ve çiğnenmesi daha rahattır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2. Kuzu Etinin Akıl Sağlığı ve Zihinsel İşlevler Üzerindeki Etkileri</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2.1. Omega-3 Yağ Asitleri ile Beyin Fonksiyonlarını Destekler</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kuzu eti, özellikle otlakta yetişen hayvanlardan elde edildiğinde iyi bir omega-3 yağ asidi kaynağıdır. Omega-3’ler;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Belleği destekler,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sinir hücrelerinin iletişimini güçlendirir,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alzheimer ve demans gibi yaşla ilişkili bilişsel gerilemelere karşı koruyucu etki gösterebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2.2. B Vitaminleri ile Duygudurum ve Hafızayı Destekler</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">B12, B6 ve niasin gibi vitaminler beyin hücrelerinin enerji üretimi ve DNA onarımında kritik görev taşır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">B vitaminlerinin yeterli alımı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Depresyon riskini azaltabilir,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dikkat ve odaklanmayı artırabilir,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hafıza fonksiyonlarını koruyabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2.3. Yüksek Demir İçeriği ile Zihinsel Netliği Artırır</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demir eksikliği, hafıza sorunları ve dikkat eksikliği gibi problemlere yol açabilir. Kuzu eti, vücut tarafından kolayca emilen hem demiri barındırdığı için zihinsel berraklığı destekler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">3. Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kuzu eti birçok fayda sunsa da porsiyon kontrolü önemlidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günlük tüketim miktarı genellikle 60–90 gram civarında tutulabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Düşük yağlı pişirme yöntemleri (ızgara, haşlama, fırın) tercih edilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kalp veya böbrek hastalığı olan yaşlı bireyler, tüketim miktarını doktoruna danışmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonuç olarak; kuzu eti, içerdiği protein, vitaminler, mineraller ve sağlıklı yağlar sayesinde yaşlı bireylerin hem fiziksel sağlığının korunmasına hem de zihinsel işlevlerinin desteklenmesine katkı sağlayabilecek besleyici bir gıdadır. Dengeli bir beslenme düzeni içinde, uygun porsiyonlarla tüketildiğinde kuzu eti, yaşlılığın getirdiği bazı sağlık risklerini azaltmaya yardımcı olabilir ve yaşam kalitesini artırabilir."</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzmanın; kuzu etine ilişkin açıklamalarından anlaşılıyor ki kuzu eti, emeklilerin sağlığına zarar değilmiş. Ancak, seçim öncesi şaşaalı toplantılarla Emekli Kart'ın yurttaşlara Halk Ege Et şubelerinde et ve süt ürünlerinde yüzde 20'lik indirim sağlayacağını açıklayan Çerçioğlu, bugün kuzu etinin indirime tabi olmadığını, bilgilerinize sunuyor. Emekliye, "Emekli Kart yüzde 20 uygulaması; Dana Kıyma, Dana Kuşbaşı, Dana Sucuk, Süt ve Süt ürünlerinde geçerlidir" deyim yerindeyse yine&nbsp; "Yersen bu" diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202025-12-12%20at%2013_29_40.jpeg" style="height:387px; width:800px" /></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 13:35:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/10/zahide-yalcin-sert-1761806532.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’nin 39. Kurultayı: Aydın Açısından Ne Anlama Geliyor?</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/chpnin-39-kurultayi-aydin-acisindan-ne-anlama-geliyor-239</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/chpnin-39-kurultayi-aydin-acisindan-ne-anlama-geliyor-239</guid>
                <description><![CDATA[CHP’nin 39. Kurultayı: Aydın Açısından Ne Anlama Geliyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi’nin 39. Olağan Kurultayı, sadece genel başkanın ve parti yönetiminin belirlendiği bir süreç değil; Türkiye siyasetinin seyrini etkileyen, il örgütlerine yeni roller biçen bir dönemeç oldu. Bu dönemeçten en belirgin şekilde etkilenen illerden biri kuşkusuz Aydın…</p>

<p>Kurultay, partide daha katılımcı, daha şeffaf ve daha örgüt merkezli bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Bu yeni çizgi, Aydın örgütüyle uyumlu bir resim sergiledi. Ancak Aydın açısından kurultayın etkilerini anlamak için sadece salonun enerjisine bakmak yetmez; seçilen isimlere ve bu isimlerin parti içi rollerine bakmak gerekir.</p>

<p>Bu noktada ilk dikkat çeken gelişme, Aydın Milletvekili Avukat <strong>Süleyman Bülbül’ün yeniden Yüksek Disiplin Kurulu üyeliğine seçilmesidir.</strong> Hukukçu kimliği, ilkelere bağlı duruşu ve parti içi meselelerdeki titiz yaklaşımıyla bilinen Bülbül’ün YDK’da devam etmesi, Aydın’ın karar mekanizmalarındaki etkisinin güçlenerek sürdüğünü gösteriyor. CHP’nin disiplin sürecinin daha kurumsal ve daha hukuki bir zemine oturtulacağı bu yeni dönemde Bülbül’ün ağırlığı kritik olacak.</p>

<p>Aydın’ın gençlik açısından da önemli bir hamlesi var: <strong>Kuşadası Gençlik Kolları Başkanı Tuğçe Ölkü’nün il kongresinde kurultay delegesi seçilmesi.</strong> Bu seçim, gençliğin yıllardır talep ettiği “karar alma mekanizmasında yer alma” isteğinin Aydın’da karşılık bulduğunu gösteriyor. CHP’nin gençleşme iddiası, artık söylemin ötesine geçerek fiili bir temsil yaratmış durumda. Tuğçe Ölkü gibi dinamizmi yüksek isimler, Aydın’ın önümüzdeki dönemde daha canlı, daha üretken ve daha kapsayıcı bir örgüt yapısı kurmasına katkı sunacaktır.</p>

<p>Fakat son günlerde sosyal medyada öne çıkan başka bir tartışma da var: <strong>Bülent Tezcan’ın Parti Meclisi’ne girmemesi.</strong> Bazı çevreler bunu eleştiri konusu yapıyor, hatta Tezcan’ın etkisini kaybettiğini iddia edenler bile var. Oysa gerçek durum bunun tam tersi…</p>

<p>Bülent Tezcan şu anda CHP içinde <strong>son derece kritik bir görev</strong> yürütüyor.<br />
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından kurulan <em>Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi</em>nin <strong>İcra Kurulu Üyesi</strong> olarak, hem adaylık sürecinin hem de kampanya hazırlıklarının koordinasyonunu üstlenmiş durumda. Bu görev, parti içindeki hemen hemen tüm birimlerle eşgüdüm gerektiren, stratejik önemi yüksek bir pozisyon. Tezcan’ın PM’ye aday olmaması, dışarıdan görüldüğü gibi bir geri çekiliş değil; tam aksine, CHP’nin en hayati süreçlerinden birinde üstlendiği göreve odaklanmasının bir sonucudur.</p>

<p>Yani Tezcan’ın PM listesinde olmaması “önemsizleşme” değil, <strong>yüksek stratejik sorumluluğun devamıdır.</strong><br />
Bu açıdan bakıldığında Aydın’ın CHP içindeki temsil gücünün zayıflaması değil, tam aksine farklı alanlara yayılarak güçlendiği görülüyor.</p>

<p>Tüm bu tablo birlikte okunduğunda Aydın açısından üç temel sonuç ortaya çıkıyor:</p>

<ol start="1">
	<li>
	<p><strong>Kurumsal ağırlık korunuyor ve güçleniyor:</strong> Süleyman Bülbül’ün YDK’daki varlığı, Aydın’ın karar alma süreçlerindeki etkinliğini pekiştiriyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Gençlik temsil gücü artıyor:</strong> Tuğçe Ölkü’nün delegeliği, gençliğin sesi ile örgüt aklının buluşmasını sağlıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Stratejik etki üst düzeyde:</strong> Bülent Tezcan, CHP’nin cumhurbaşkanlığı kampanyasının en kritik koordinasyon merkezinde görev yaparak Aydın’ın ulusal siyaset içindeki ağırlığını artırıyor.</p>
	</li>
</ol>

<p>Sonuç olarak CHP’nin 39. Kurultayı, Aydın için sadece bir değerlendirme dönemi değil, aynı zamanda yeni bir pozisyon alma imkânıdır. Deneyimin, gençliğin ve stratejik aklın aynı anda güç kazanması, Aydın’ı önümüzdeki süreçte partinin gidişatını etkileyen illerden biri hâline getirecek.</p>

<p>Aydın artık yalnızca bir kale değil; CHP’nin geleceğini şekillendiren merkezlerden biri…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 09:26:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başöğretmenin İzinde, Bekleyen Öğretmenlerin Günü</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/basogretmenin-izinde-bekleyen-ogretmenlerin-gunu-237</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/basogretmenin-izinde-bekleyen-ogretmenlerin-gunu-237</guid>
                <description><![CDATA[Başöğretmenin İzinde, Bekleyen Öğretmenlerin Günü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 24 Kasım geldiğinde memleketin dört bir yanında sınıflar süslenir, kürsüler hazırlanır, öğrencilerin gözleri biraz daha parlar. Çünkü bu ülkenin ayakta kalmasını sağlayan gerçek mimarlar, öğretmenler, bugün başköşeye oturur.</p>

<p>Ama bu özel günün en başında bir isim vardır: <strong>Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk.</strong><br />
Onun “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözü hâlâ bu ülkenin ruhunu taşır. Bu cumhuriyeti kurarken en çok eğitime, öğretmene yaslanması boşuna değildi. Çünkü biliriz; bir milletin kaderi, sınıfın kapısından içeri giren öğretmenle değişir.</p>

<p>Bugün yine Atatürk’ün izinde, öğretmenlerimize minnetle eğildiğimiz bir gün.<br />
Ama içimde hep aynı sızı… Aynı yarım kalmışlık hissi…</p>

<h2><strong>Bir sınıfı bile olmadan ömür tüketenler var</strong></h2>

<p>Türkiye’de yüzbinlerce genç öğretmen, yıllarını vererek aldığı diplomasını duvara asıp bekliyor. Kimi evladının gözünün içine bakıyor, kimi başka işlerde hayata tutunmaya çalışıyor. Kimi pazarda tezgâh açıyor, kimi bir kafede garsonluk yapıyor…<br />
Sorduğunuzda hepsinin cevabı aynı:<br />
“<strong>Ben öğretmenim ama atanamadım.</strong>”</p>

<p>Bu cümle, bir bireyin kaderini değil, bir ülkenin eğitim politikalarının fotoğrafını çekiyor aslında.</p>

<p>Sınıfa girmeyi bekleyen onca öğretmen varken, kalabalık sınıflarda nefes almakta zorlanan çocuklar var. Köy okullarında öğretmen bekleyen öğrenciler, ilçelerde eksik branşlar, kapanmış derslikler…<br />
Ve bir köşe yazarı olarak içimden yükselen tek soru:</p>

<p><strong>Bu çocuklar öğretmensiz, bu öğretmenler sınıfsız niye?</strong></p>

<h2><strong>Bu ülke onların emeğini, sabrını, bilgisini hak etmiyor mu?</strong></h2>

<p>Atatürk’ün “Başöğretmen” unvanını boşuna taşımadığı ortada. O, öğretmeni devletin temel direği saymıştı. Bugün ise diplomalı işsiz konumuna düşürülen, umut ile bekleyiş arasında sıkışmış bir öğretmen gerçeği ile karşı karşıyayız.</p>

<p>Bugün 24 Kasım.<br />
Ataması yapılan öğretmenlerin, sınıfında ışık saçanların günü kutlu olsun.<br />
Ama bir teşekkür, bir selam, bir alkış da atanamayan öğretmenlere borcumuzdur.</p>

<p>Çünkü onlar mesleğini yapamıyor olsa bile, hâlâ “öğretmen” gibi düşünüyor, “öğretmen” gibi yaşıyor.<br />
Bugün bile başkalarının çocukları için iyi şeyler düşleyebiliyorlar.</p>

<p>İşte bu yüzden;</p>

<h2><strong>Atanamasanız da bu ülkenin öğretmenisiniz.</strong></h2>

<p>Bugün sizin de gününüz.<br />
Diplomanız rafta, idealleriniz yüreğinizde. Ve o yürek, bu memleketin en değerli sermayesidir.</p>

<p>Bir gün bu ülkede hiçbir öğretmen “atanamayan” diye bir sıfat taşımayacak.<br />
Sınıfların kapıları, umudun kapıları gibi ardına kadar açılacak.<br />
Ve o gün geldiğinde bizler, bu süreçte kaybedilen yılları utançla hatırlayacağız.</p>

<h2><strong>Başöğretmen Atatürk’ün gösterdiği yolda yürüyen tüm öğretmenlere…</strong></h2>

<p>Sınıfın kapısını her sabah umutla açanlara,<br />
Bir sınıfı olsun diye yıllardır bekleyenlere,<br />
Vazgeçmeyenlere, direnenlere,<br />
Bu ülkenin fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür evlatlarını yetiştirenlere…</p>

<p>Kalbimin en derininden “<strong>Öğretmenler Günü’nüz kutlu olsun</strong>” diyorum.</p>

<p>Cumhuriyet sizinle güçlü, Türkiye sizinle aydınlık.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 09:19:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydınspor Büyük Lokmadır Çerçioğlu</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/aydinspor-buyuk-lokmadir-cercioglu-236</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/aydinspor-buyuk-lokmadir-cercioglu-236</guid>
                <description><![CDATA[Aydınspor Büyük Lokmadır Çerçioğlu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydınspor’a Yörük Ali Efe Spor Tesisleri verilecekmiş…</p>

<p>Kulüp hem konaklama hem saha kullanımından faydalanacakmış…</p>

<p>Gerçekten harika bir haber. Aydınspor için yıllardır beklenen, umut veren, olması gereken bir adım. İlk Önce duyduğumda çok mutlu oldum, fakat sonra Özlem hanımın 344.000 Aydınlı vatandaşın oyunu siyasi ve hukuki masalarda meze yaptığı geldi aklıma…</p>

<p>Ama mesele şu:</p>

<p>Bu filmi daha önce izledik. Hem de aynı başrol oyuncusuyla. Özlem Çerçioğlu yıllar önce aynı tesisi Aydınspor 1923’e vermişti.</p>

<p>Hatta o dönemin kulüp başkanı kimdi?</p>

<p>Özlem hanımın sağ kolu Kulübün parasıyla evine koltuk takımı aldığı iddia edilen Süha Bayırlı.</p>

<p>Kulüp müdürü kimdi?</p>

<p>Özlem hanımın sol&nbsp;kolu Her adımı şaibeyle, kaosla anılan çok amaçlı Polat Bora Mersin.</p>

<p>Sonuç?</p>

<p>Bu zaatlar kulübü bırakmak zorunda kalınca destekler kesildi, kulüp yalnızlaştırıldı, Aydınspor 1923 küme düşmeye mecbur edildi.</p>

<p>Sözde “destek” bir anda “yük” ilan edildi. Tesislerin suyu kesildi, sporcular susuz bırakıldı. Sonra da “ben elimden geleni yaptım” açıklamalarıyla konu kapatıldı.</p>

<p>Ama bir sahne var ki unutulmaz…</p>

<p>Atatürk Kent Meydanı’nda havuza sokulan Aydınspor 1923 futbolcuları…</p>

<p>Protesto için, çare için, seslerini duyurmak için. Ben de oradaydım.</p>

<p>Bir kişi daha vardı: Bugün Özlem Hanım’a şiirlerle övgüler düzen, methiyeler sıralayan Levent Sabancı.</p>

<p>O gün ne diyordu?</p>

<p>Küfürler, hakaretler, ağır ithamlar…</p>

<p>“O … buraya gelecek!” diye öfke saçıyordu.</p>

<p>Bugün ise şarkılar, türküler, romantik dizeler…</p>

<p>Ama o başka bir hikâye.</p>

<p>Çünkü Özlem Hanım zaten Sabancı’nın o günkü haykırdığı noktaya kendi geldi.</p>

<p>Biz esas konuya dönelim…</p>

<p>Bugün yine bir “destek” dedikodusu var. Yine bir tesis haberi. Yine bir “biz yanınızdayız” mesajı.</p>

<p>Ama Aydın’da ki spor severler soruyor:</p>

<p>Bu kez gerçekten yanımızda mı duracaksınız,</p>

<p>yoksa destek veriyormuş gibi yapıp tam ortasında bırakacak mısınız?</p>

<p>Yoksa&nbsp; geçtiğimiz hafta sonu U15 takımı Serçeköy'de Nazillispor ile mücadele verdiği sırada sporcu çocukları ve ailelerini yanlız bırakan İstanbul'da rakı sofralarında poz veren Aydın Büyükşehir Belediye Spor’un Başkanı&nbsp;Mersin’i Aydınspor’a mı monte edeceksiniz?</p>

<p>Merakla bekliyoruz ama Aydınspor, 1923’e benzemez büyük lokmadır bilesiniz…</p>

<p>Aydınspor’un tarihi bunu defalarca gördü:</p>

<p>Önce vaatler…</p>

<p>sonra fotoğraflar…</p>

<p>sonra alkışlar…</p>

<p>Ve sonra bir gün telefonlar açılmamaya başlar, tesisin kapısının anahtarı değişir, musluklar kapanır, kulüp kaderine terk edilir.</p>

<p>Aydınspor yine aynı tuzağa düşer mi?</p>

<p>Yine bir sabah “giderler” mi?</p>

<p>Yine topçuları havuzda mı göreceğiz?</p>

<p>Çünkü Özlem Hanım’ın spor kulüplerine yaklaşımı hep aynı oldu:</p>

<p>Destek verirken görünür, çekilirken görünmez.</p>

<p>Destek verirken kameralar çağrılır, çekilirken kapılar kapatılır.</p>

<p>Destek verirken “biz birlikteyiz” der, çekilirken “onların suçu” der.</p>

<p>Aydınspor’un da, Aydın halkının da güven sorunu buradan doğuyor.</p>

<p>344.000 Aydınlı'nın oyunu pazarlık masalarında heba eden Çerçioğlu yapar mı? Vallahi yapar...</p>

<p>Kimse ikinci bir Aydınspor 1923 vakası yaşamak istemiyor.</p>

<p>Bu yüzden soruyu net soralım:</p>

<p>Bu destek gerçek mi? Yoksa yine bir sezonluk siyasi dekor mu?</p>

<p>Özlem hanım samimi ise yıllardır göz ardı edilen Zeybek Arena’nın da temelini atar.</p>

<p>Temel atar mı? Vallahi atar. Bak Işıklı Doğal Yaşam Parkı'na temel atıldı. Ya sonrası?</p>

<p>Neyse bu işler öyle Belediye personeliyle olmuyor.İhaleye açılıyor.Firmalardan birisi ihale giriyor ve alıyor.</p>

<p>İhale de demişken 2015-2019 yılları arasında Aydın Büyükşehir Belediyesi en çok Aziz İhsan Aktaş'ın ortak olduğu şirkete ihale vermiş.</p>

<p>Neyse konumuz o değil Karaarslan kafamı karıştırma...</p>

<p>Aydınspor tribünü de biliyor, taraftarı da biliyor:</p>

<p>Kâğıt üzerinde verilen destek değil, sezon sonunda sahada görülen destektir gerçek olan.</p>

<p>Özlem Hanım,</p>

<p>Aydınspor yıllardır sahipsizliği tattı…</p>

<p>Yeter artık.</p>

<p>Bu şehir aynı senaryoya bir kez daha kanmaz.</p>

<p>Tekrar söylüyorum</p>

<p>AYDINSPOR BÜYÜK LOKMADIR BOĞAZINIZDA KALIR!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:46:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BEŞ AYRI MAAŞ</title>
                <category>Zahide Yalçın Sert</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/bes-ayri-maas-235</link>
                <author>Zahideyalcinsert@aydinkritik.com (Zahide Yalçın Sert)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/bes-ayri-maas-235</guid>
                <description><![CDATA[BEŞ AYRI MAAŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yan yana beş-altı sıra mevcut. Her sırada yüzlerce insan. Gözüm kesmiyor beklemeyi, ancak oğlum ısrarlı, çare yok bekleyeceğiz. Etrafa bakıyorum geçmiş yıllardan farklı. Çok ama çok kalabalık bu sene. Hemen her yetişkinin yanında bir ya da birkaç çocuk. Sıra bize gelir mi, gelmez mi diye düşünürken bizden sonra bile yüzlercesinin geldiğini görüyorum. İnanılmaz bir kalabalık. Her yaştan ve farklı sosyo-kültürel düzeyden insanlar. Anne ve baların yanı sıra; kimi anneanne, kimi babaanne, kimi teyze, kimi hala, kimi dede, çocuğun elinden tutan koşup gelmiş. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadınlar var bakımlı, bayram yerine gelmiş gibi özenli giyinmişler. Az ilerideki sırada başı kapalı gülümseyen güzel gözlü kadınlar görüyorum. Tanıdık değil, bilemedim bunlar nereli? Sırada beklerken belli ki aralarında bir ahbaplık oluşmuş. Sesler duyuyorum, “biz de Bartın’dan geldik,” diyor biri diğerine. Ağrı’dan gelen olduğunu duyunca şaşırıyorum ilk başta, sonra anlıyorum dün gece otel bulmakta neden bu kadar zorlandığımızı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Etrafıma hayranlıkla bakarken bizim sırada da çoktan sohbet başlamış. Ailesiyle birlikte Konya Ilgın’dan gelen biri, soruyor eşime: “Siz nerelisiniz?” Denizli, yanıtının ardından “Bilirim oraları ben Denizli’de okudum.” Sohbet derinleşiyor, okuduğu yerlerle ilgili devam eden, değişen, mekânlar falan derken önümüzde duran 70-80 kişi içeri giriyor, biz de biraz ilerliyoruz öne doğru. Sohbetten anlıyorum ki Ilgınlı yurttaş öğretmen. Hem de 40 yıllık öğretmen. Ne zaman emekli olacağıyla ilgili soruya “Oğlum da öğretmen, o atanana kadar devam edeceğim” diyor. O vakit eşim; “Siz emekli olmazsanız, onlar da atanamıyor” deyince, “Kısmen haklı olabilirsiniz, ancak ben o atanana kadar çalışmak zorundayım. O da benim kadar çalışıyor, lakin ben 75 bin lira alıyorum oğlum 22 bin. Nasıl geçinecek? Okullarda 5 ayrı statüde öğretmen var. Yani beş ayrı maaş. Oysa hepimiz aynı işi yapıyoruz, maaşlarımız farklı farklı” diye devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sıralar yan yan olduğundan heyecanlı ve hararetli sesler, sakin seslerin hâkim olduğu sohbetleri bölüyor. Yaklaşık yarım metre ilerimizdeki mekânda da münazarayı andıran bir sohbete kulak kabartıyorum. Öyle sanıyorum kilerin yerini inanan seslere bıraktığı sohbetten, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de payını alıyor. Yurttaş, 6 yıl önce başlayan Kasım tatilinin bu yıl özellikle 10 Kasım’a getirildiğini ve Atatürk’ü anma töreninde öğrencilerin bulunmasının Milli Eğitim Bakanlığı’nca istenmediği konusunda ısrarlı. Nasıl ki Kasım tatili kararının peyderpey 6. yılında 10 Kasım’a getirildiği konusunda somut örnek verilirken, “Korkarım ki bunlar, Nisan tatilini de önümüzdeki yıllarda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayarmı’na getirir. Yavaş yavaş görkemli kutlamaların yerini sessiz kutlamalar alır” şeklindeki serzenişlerini dile getiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sıra biraz daha ilerleyip Anıtkabir’deki Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’ne yaklaşırken sabah Atamızın Mozolesinin önünde saygıyla bekleyen minik öğrenci grubunun henüz Müze’ye yaklaşmakta olduğunu gördüm. Mızmızlanmıyordu minik öğrenciler, “yorulduk” da demiyorlardı aksine sabırla ve heyecanla bekliyorlardı. Okul çağında bile olmayan bu öğrencileri, Anıtkabir’de buluşturan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve onun ilkelerinden taviz vermeyen öğretmenlerin varlığını bilmek geleceğe dair umut veriyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Anıtkabir’deki manzara gösteriyor ki 10 Kasım’da değil okulları tatil etmek, yolları bile kapatsanız millet Ata’sını anmaktan vazgeçmeyecek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/IMG_0301.JPG" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/IMG_0300.JPG" style="height:533px; width:800px" /></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 16:14:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/10/zahide-yalcin-sert-1761806532.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI</title>
                <category>Av. Ayşe Nur Altıncı</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/anlasmali-bosanma-davasi-234</link>
                <author>avaysenuraltinci@gmail.com (Av. Ayşe Nur Altıncı)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/anlasmali-bosanma-davasi-234</guid>
                <description><![CDATA[ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Boşanma, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucu eşlerin ortak yaşamı sürdürememesi halinde gündeme gelen bir müessesedir. Türk Medeni Kanunu (“TMK”) m.166 vd. hükümleri boşanmanın sebeplerini düzenlemiştir. Bunlar arasında anlaşmalı boşanma, taraf iradelerinin uyuşmasına dayanır. Anlaşmalı boşanma, hem yargılamanın kısalması hem de tarafların kişisel ve mali menfaatlerinin korunması bakımından önemli bir kolaylık sağlar.Anlaşmalı boşanma davasında eşler, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması gerekçesiyle ortak iradeleri doğrultusunda evlilik birliğinin sona erdirilmesi için mahkemeye başvururlar. Burada eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin boşanma davasını kabul etmesi gerekmektedir.&nbsp;</p>

<p>1. Anlaşmalı Boşanmanın Hukuki Dayanağı</p>

<p>Anlaşmalı boşanma, TMK m.166/3 hükmünde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre:</p>

<p>“Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirir ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulursa boşanmaya hükmeder.”</p>

<p>Bu hüküm uyarınca anlaşmalı boşanma, evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların iradelerinin özgür biçimde açıklanması, protokolün hakimce uygun bulunması ve her iki tarafın da duruşmada bizzat hazır bulunması şartlarına bağlıdır.</p>

<p>2. Anlaşmalı Boşanmanın Şartları</p>

<p>2.1. Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması</p>

<p>Kanun koyucu, evliliğin kısa süreli duygusal tepkiler sonucu sona erdirilmemesi için bir yıllık süre şartını aramıştır. Başka bir deyiş ile bu şartla, tarafların daha birbirlerini iyice tanımadan boşanmaları engellenmek istenmiştir. Bir yıldan kısa süren evliliklerde tarafların anlaşması mümkün olsa dahi, anlaşmalı boşanma hükümleri uygulanmaz; genel boşanma sebeplerine dayanılması gerekir.</p>

<p>2.2. Tarafların Birlikte Başvurması veya Davayı Kabul</p>

<p>Anlaşmalı boşanma davası, eşlerin birlikte açabileceği gibi, bir eşin açtığı davayı diğerinin “kabul” beyanıyla da yürüyebilir hale gelir. Burada önemli olan, her iki tarafın da boşanma iradesinde mutabık olmasıdır.</p>

<p>2.3. Tarafların Bizzat Hâkim Huzurunda Dinlenmesi</p>

<p>Hâkim, tarafların iradelerini özgür iradeleriyle beyan ettiklerine kanaat getirmelidir. Bu sebeple, avukat aracılığıyla boşanma beyanı yapılamaz; taraflar duruşmaya şahsen katılmak zorundadır. Hâkim, gerekli gördüğü takdirde taraflara davayı aydınlatmak üzere ek sorular sorabilir. Fakat hakim, tarafları dinledikten sonra birinin ya da her ikisinin iradesinin serbestçe açıklanmamış olduğu sonucuna varırsa, davayı reddeder.</p>

<p>2.4. Boşanmanın Mali Sonuçları ve Çocukların Durumu Hakkında Anlaşma</p>

<p>Tarafların hazırladığı anlaşmalı boşanma protokolü, boşanmanın mali sonuçlarını (nafaka, tazminat, mal paylaşımı vb.) ve varsa çocukların velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası gibi hususlarını içermelidir.<br />
Hâkim, bu protokolü hakkaniyete uygun bulmak zorundadır, uygun bulunmayan düzenlemeler hakkında gerekli değişiklikleri yapabilir. Anlaşma ancak taraflar bu değişiklikleri kabul ederse geçerli olur.</p>

<p>3. Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Niteliği</p>

<p>Protokol, tarafların yaptıkları bir sözleşme niteliğindedir. Ancak hâkimin denetimine tabi olması sebebiyle tamamen serbest irade ürünü olarak değerlendirilemez. Protokol, mahkemece onaylanmadan hüküm ifade etmez. Onay sonrası ise mahkeme kararıyla birlikte kesin hüküm niteliği kazanır.</p>

<p>4. Anlaşmalı Boşanmanın Usulü</p>

<p>Dava, yetkili aile mahkemesinde açılır. Taraflar ortak dilekçe verebilir veya biri dava açarken diğeri kabul beyanında bulunabilir. Duruşmada taraflar dinlendikten sonra hâkim, şartların oluştuğuna kanaat getirirse boşanmaya karar verir. Kararın kesinleşmesiyle tarafların evlilik birliği sona ermiş olur.</p>

<p>5. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar</p>

<p>Uygulamada anlaşmalı boşanma davalarında en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Taraflardan birinin duruşmaya gelmemesi,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hâkimin protokolü hakkaniyete aykırı bulması,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çocukların velayeti konusunda uyuşmazlık,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tarafların son anda karar değiştirmesi.</p>

<p>Bu tür durumlarda dava, anlaşmalı boşanma olmaktan çıkarak çekişmeli boşanma sürecine dönüşebilir.</p>

<p>Sonuç</p>

<p>Anlaşmalı boşanma, taraf iradelerine dayalı, hızlı ve barışçıl bir boşanma yoludur. Türk Hukukunda TMK m.166/3 hükmüyle düzenlenmiş olan bu kurum, hem yargının iş yükünü hafifletmekte hem de tarafların psikolojik ve ekonomik olarak yıpranmalarını azaltmaktadır. Ancak bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için tarafların bilinçli hareket etmesi, protokolün hakkaniyete uygun hazırlanması ve hâkimin gerekli denetimi titizlikle yapması&nbsp;gerekmektedir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Nov 2025 09:07:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/11/ayse-nur-altinci-1667909178.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SAHNE SENİN ÖZLEM HANIM!</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/sahne-senin-ozlem-hanim-233</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/sahne-senin-ozlem-hanim-233</guid>
                <description><![CDATA[SAHNE SENİN ÖZLEM HANIM!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>Siyaset bazen tiyatroya benzer ama bu kadar “rolüne kaptıranı” da zor bulunur.<br />
Özlem Çerçioğlu, bir süredir yeni partisinde sahneye çıkıyor.<br />
Kostüm değişmiş, perde arkasında metin yeniden yazılmış ama oyunculuk hâlâ aynı:<br />
fazla iddialı, biraz abartılı, bol jestli.</p>

<p>Hani o rozet törenini hatırlarsınız…<br />
Cumhurbaşkanı salondaydı, herkes “büyük an”ı bekliyordu.<br />
Kameralar hazır, protokol sıralanmış, alkış tuşuna basılmıştı.<br />
Ama o meşhur “takma anı” bir türlü gelmedi.<br />
Rozet, deyim yerindeyse, <strong>kendi kendine takıldı.</strong><br />
Sahne eksikti, ışık eksikti, belki de en önemlisi “inandırıcılık” eksikti.</p>

<p>Derken dün yeniden sahne kuruldu.<br />
Bu kez AK Parti Aydın İl Kadın Kolları Danışma Meclisi’nde.<br />
Elinde mikrofon, gözlerinde ürkek bakışlar, yüzünde yeni bir ifade.<br />
Ve o cümle geldi:<br />
<strong>“Cumhurbaşkanını Aydın’da birinci parti yapmaya hazır mısınız?”</strong></p>

<p>Salon alkışladı ama Aydın halkı gülümsedi.<br />
Çünkü Özlem Hanım hâlâ “AK Parti” diyemiyor.<br />
Cümleyi dolandırıyor, “Cumhurbaşkanı” diyor, “parti” demiyor.<br />
Sanki dili alışamamış, sanki vicdanı hâlâ kuliste kalmış gibi.<br />
Bu kadar hızlı kostüm değişimi olunca, repliklerde aksama kaçınılmaz tabi.</p>

<p>Düşünün, daha birkaç yıl önce aynı kürsülerde<br />
“AKP’ye teslim olmayacağız!” sloganları yankılanıyordu.<br />
Şimdi o kürsülerde “Cumhurbaşkanını birinci yapacağız” nidaları yükseliyor.<br />
Değişim değil, <strong>tam U dönüşü.</strong><br />
Ama direksiyon tam kırılmamış gibi.<br />
Rozeti Cumhurbaşkanı takmadı, “AK Parti” demeye dili varmadı,<br />
ve Aydın’da kimse hâlâ “ne ara bu kadar değişti?” sorusuna cevap bulamadı.</p>

<p>Bir de Nihat Zeybekci detayı var elbette…<br />
Ziyarete gelip Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın portresini hediye etmişti.<br />
Ne zarif, ne sembolik bir hediye!<br />
Ama sonra o portre bir daha hiçbir karede görünmedi.<br />
Ne makam odasında, ne fonda, ne kamerada.<br />
Belki bir dolapta duruyordur,<br />
“fırsat olursa asarız” etiketiyle.</p>

<p>Aydın siyaseti tiyatroyu sever ama seyirci kolay kandırılmaz.<br />
Kim gerçekten inandığı için konuşuyor, kim ezberden okuyor,<br />
Aydın halkı onu çok iyi bilir.<br />
Bu son “Cumhurbaşkanını birinci yapacağız” çıkışı da öyle:<br />
samimiyet testi değil, <strong>rol tekrarı.</strong></p>

<p>Ama unutma Özlem Hanım;<br />
siyasette sahne ışıkları bir gün mutlaka söner,<br />
geriye sadece <strong>rolünü ne kadar içten oynadığın</strong> kalır.</p>

<p>O yüzden buyurun…<br />
Sahne sizin. Zamanımız az.<br />
Ama bu kez perdeyi halk önümüzdeki ilk seçimde&nbsp;kapatacak.</p>

<p>?️ <strong>Mutlu haftalar Aydın.</strong><br />
Gerçeği değil, rolü oynayanlar kaybeder.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 09:19:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tolstoy’dan Harvard’a: İnsan Ne ile Yaşar?</title>
                <category>Müge Aygürler</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/tolstoydan-harvarda-insan-ne-ile-yasar-232</link>
                <author>MugeAygurler@aydinkritik.com (Müge Aygürler)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/tolstoydan-harvarda-insan-ne-ile-yasar-232</guid>
                <description><![CDATA[Tolstoy’dan Harvard’a: İnsan Ne ile Yaşar?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tolstoy, 1885’te yayımladığı İnsan Ne ile Yaşar? adlı eserinde insanlığın en kadim sorularından birini sormuştu: “İnsan ne ile yaşar?” ve bu soruya öykülerinde şöyle yanıt vermişti: “İnsan sevgiyle yaşar.”</p>

<p>Aradan oldukça uzun zaman geçti; dünya ve insan değişti. Ancak bilim, Tolstoy’un sezgisel olarak dile getirdiği o hakikati bugün kanıtlıyor: İnsanı yaşatan, anlamlı ilişkiler ve sevgi bağlarıdır. Bugün teknoloji sayesinde her an “bağlantıdayız”. Ekranlarımız dolu, bildirimler hiç susmuyor. Ancak paradoksal biçimde, hiçbir çağda bu kadar yalnız hissetmemiştik.</p>

<p>Tam da bu noktada, 1938’den bu yana süren dünyanın en uzun soluklu bilimsel araştırması bize güçlü bir gerçeği hatırlatıyor: İyi bir hayatın sırrı para, şöhret ya da başarıda değil; insan ilişkilerinde.</p>

<p>⸻</p>

<p>Harvard’ın 87 Yıllık Hikâyesi</p>

<p>Harvard Üniversitesi’nin yürüttüğü Yetişkin Gelişimi Çalışması, tam 87 yıldır devam ediyor. Başlangıçta yalnızca Harvard öğrencileriyle sınırlı olan bu araştırma, zamanla Boston’ın yoksul mahallelerinden gençleri de kapsayacak şekilde genişletildi. Bugün, o ilk katılımcıların çocukları ve torunları da çalışmanın bir parçası.</p>

<p>Araştırmanın mevcut direktörü Dr. Robert Waldinger, yıllar boyunca biriken verileri tek bir cümlede özetliyor: “Hayatı iyi yapan şey kariyer değil, servet değil, çok çalışmak değil. Elde edilen en net veri şu: İyi ilişkiler insanı daha sağlıklı ve mutlu kılıyor.”</p>

<p>⸻</p>

<p>Bilim Ne Diyor?</p>

<p>Veriler oldukça açık. Bugün Dr. Robert Waldinger’in önderliğinde yürütülen Harvard araştırması, iyi bir yaşamın sırrına dair güçlü bulgular ortaya koyuyor.<br />
Sosyal ilişkiler insan için yaşamsal öneme sahip; yalnızlık ise sağlığı ciddi biçimde tehdit ediyor. Üstelik önemli olan ilişkilerin sayısı değil, niteliği. Güven veren, destekleyici bağlar yaşlılığın getirdiği bedensel ve zihinsel yıpranmayı yavaşlatıyor. Bilim insanları, sosyal ilişkilerin sağlıklı bir yaşam için beslenme ve egzersiz kadar önemli olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Waldinger’in sözleriyle: “İyi ilişkiler bizi daha mutlu kılıyor, hem bedenimizi hem beynimizi koruyor.” Nörobilim araştırmaları ise yalnızlığın beynin acı merkezinde fiziksel ağrıya benzer biçimde algılandığını gösteriyor. Yani bağ kurmak yalnızca duygusal bir gereksinim değil; biyolojik bir zorunluluk.</p>

<p>Harvard verilerine göre, 50 yaşında en tatminkâr ilişkilere sahip olan kişiler 80’lerinde hem daha sağlıklı hem de daha mutlu bir yaşam sürüyor. Dahası, sevgi dolu bir ilişkide “diğerine güvenebilmek”, beynin hafıza merkezini bile koruyor. Kısacası: İyi ilişkiler yalnızca kalbimizi değil, beynimizi de koruyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Modern Çağın Paradoksu</p>

<p>Yine de dürüst olalım: Bugünün dünyasında sürdürülebilir ilişkiler kurmak hiç de kolay değil. Kırılgan olmayı zayıflık sanıyor, dürüstlüğü riskli buluyoruz. Sınır koymayı uzaklaşmakla karıştırıyor, aşırı bağımsızlığı özgürlükle eş tutuyoruz. Kapitalizmin bize öğrettiği gibi, bir şey kırıldığında onarmak yerine yenisini alıyoruz ve ilişkilerde de sorun yaşadığımızda, tamir etmek yerine yenisini arıyoruz.</p>

<p>Zygmunt Bauman, bu çağın ruhunu “akışkan modernite” kavramıyla özetlerken tam da bunu anlatıyordu: “Modern dünyada hiçbir şey uzun süre sabit kalmaz; ilişkiler dahil. Bağ kurmak isteriz ama bağlanmaktan korkarız. Çünkü kalıcılık, değişimin hızına ayak uyduramıyor.”<br />
Bauman’ın bu tespiti, bugünün insanına ayna tutuyor. Bağ kurmak istiyoruz ama bağlanmanın getirdiği sorumluluktan kaçıyoruz. Yakınlık arzuluyoruz ama kırılmaktan korkuyoruz. Bu çelişki, modern insanın yalnızlığını yaratıyor.</p>

<p>Oysa biraz sabır, biraz özen ve tutarlı bir çaba gösterildiğinde; anlamlı ilişkiler teknolojiye, ideolojiye, hatta modern hayatın hızına rağmen de yeşerip sürdürülebiliyor. Psikoterapist Peter Levine’in sözleri bunu güzel özetliyor: “İlişkilerde incinir, ilişkilerde iyileşiriz.”</p>

<p>⸻</p>

<p>Zygmunt Bauman’ın söylediği gibi, modern dünyada hiçbir şey uzun süre sabit kalmıyor; Çevremiz, alışkanlıklarımız ve dünyayı değerlendirme biçimimiz sürekli değişiyor. Bu akışın içinde kalıcılığa duyulan özlem, modern dünya insanının yalnızlığına dönüşüyor. Yine de, bütün bu değişkenliğin ortasında insanı hayata bağlayan şey hâlâ aynı: iyi ilişkiler.</p>

<p>Eksilse de, biçim değiştirip zamanla dönüşse de, o bağ hâlâ varlığını sürdürüyor. Çünkü sonunda hep oraya dönüyoruz — birbirimize, anlayışa, yakınlığa. Belki de bugünün dünyasında iyi yaşamak, artık hiçbir şeye tutunamasa da birbirine tutunabilen ilişkilere sahip olabilmekten geçiyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynakça</p>

<p>Bauman, Z. (2000). Liquid Modernity. Cambridge: Polity Press.</p>

<p>Cacioppo, J. T., &amp; Patrick, W. (2008). Loneliness: Human Nature and the Need for Social Connection. New York: W. W. Norton &amp; Company.</p>

<p>Levine, P. A. (1997). Waking the Tiger: Healing Trauma. Berkeley: North Atlantic Books.</p>

<p>Tolstoy, L. (1885). What Men Live By. Moscow: The Russian Messenger. (Türkçe: İnsan Ne ile Yaşar?, çeşitli yayınevleri) Waldinger, R. J., &amp;</p>

<p>Schulz, M. S. (2023). The Good Life: Lessons from the World’s Longest Scientific Study of Happiness. New York: Simon &amp; Schuster.</p>

<p>Harvard Study of Adult Development. (1938–devam ediyor). Department of Adult Development, Harvard University.<br />
Erişim adresi: https://www.adultdevelopmentstudy.org/</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Oct 2025 09:57:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/10/muge-aygurler-1760681057.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KADIN KULLANICI TESPİT EDİLDİ</title>
                <category>Zahide Yalçın Sert</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kadin-kullanici-tespit-edildi-231</link>
                <author>Zahideyalcinsert@aydinkritik.com (Zahide Yalçın Sert)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kadin-kullanici-tespit-edildi-231</guid>
                <description><![CDATA[KADIN KULLANICI TESPİT EDİLDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sabah ezanıyla uyandım. Dün gece kocam benimle uyumadı. O nedenle kombiyi açmıyorum. Bugün banyo sırası Fatma’da. Benim günüm evvelsi gün idi, iki gün daha bekleyeceğim. Hava açık mı ne, bir dışarıya baksam. Ancak açamam perdeleri, güpür tülün arkasından görünür mü acep, hayır görünmüyor, halen karanlık ortalık. Beklesem mi acep, yoksa açıp ışıkları mı seyretsem. Olmaz açamam perdeleri, ışıkları seyretmek için bile olsa, el alem ne der. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mis gibi taze çay çekiyor canım, ocağa bir çay mı koysam. Olmaz Cuma günü erkenden çay koymuştum da büyükhanım kızmıştı, “sen kim oluyorsun da evin büyüğünü beklemeden çay içiyorsun” diye. Olsun beklerim. Başımızda büyüğümüz de olsun öyle içerim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elime Wi-Fi'li tesbihimi alıp şükür çekip duruyorum. Dudaklarıma kırmızı ruj mu sürsem Atiye hanım gibi. Evvet, dudaklarıma kırmızı ruj sürüp aynaya bakıyor ve "seçme seçilme hakkım yok, ama en azından seçtiğim rujum var" diye şükür çekiyorum. Buna da şükür. Kadın hakları halen "hususi mesele" </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seçme hakkım yok. Ancak "En Sessiz Kadın Yarışması" var televizyonda. Geçen yıl birinci oldum. Fakat sevinçten gülümseyince tacım elimden alındı, yarışmayı kaybettim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dronlar var havada. Yapay zeka, elektrik süpürgesine senaryo yazdırıyor. Ama hala kadınların erkeklerle aynı sınıfta okuyup okuyamayacaklarını, aynı ortamda çalışıp çalışamayacaklarını tartışıyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yapay zeka bile dönemin ruhuna uygun programlanmış "Kadın kullancı tespit edildi" alarmı verip "lütfen önce eşinizden izin belgesi getiriniz" diye mahçup ifadelerle cevap veriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün Pazar kuruluyor. Çıkıp taze sebze alsam ne güzel olur, sevgili eşim ne çok sever zeytinyağlı enginarı. Ancak olmaz kadınlar tek başına dışarı çıkamaz. Eve ekmek getirmek için çalışıyor eşim. Ayrıca bügün izin alamam, ben yolcu etmeyeceğim onu. Sıra bende değil, sıramı beklemeliyim. Keşke geleydi de evvelsi gün aklıma izin alaydım ondan. En azından Habil ya da Kamil’i yanıma alır giderdim pazara. Sonuçta başımda bir erkek olduğunda pazara gitmemde bir sakınca yok. Aaa şimdi aklıma geldi. Kamil tam 13 yaşında benimle pazara gitmesine izin vermeyebilir Fettan yengem, ola ki ergen olmuştur. Artık bana haramdır yavrucakla pazara gitmek. Sorsam mı kahvaltından sonra belki ergen olmamıştır da yanımda gidebilir. Olsun yüzümü peçeyle örterim ki ben, Kamil evladım ergen olmuşsa. Umarım olmamıştır da eskisi gibi elinden tutar pazara giderim. Zaten pazara gitmenin dışında yok ki bir özgürlüğüm. İyice düşünüp öyle sorayım Fettan yengeme, “Utanmıyor musun kadın başınla pazarı aklından geçirmeye, demesin. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Haksız değil! zira zaman kötü. Kadınların evlerinden, kafalarını pencereden çıkarıp bakmaları bile taştırma konusu. "Ben bir gölge değilim" diyen kadınlar; “taşlansın mı, kırbaçlansın mı” tartışmaları yapılıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Erkekler, “kadınlar konuşmasın” diyor, ancak kendi cümlesini tamamlayacak başka birilerini arıyor, yeni kumalar geliyor. "Kadın sesi ayıp" dendiği için sabahın bu saatlerinde kuşlar bile dişi olduklarını gizlemeye çalışıyor. Bana ne o oluyor, utanmaz mıyım ne! Otur oturduğun yerde aç değilsin, açıkta değilsin!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cumhuriyet hiç kurulmasaydı, belki böyle bir sabaha uyanırdım belki de daha dramatik bir güne. Düşüncesi bile ürkütücü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uyandığımda sadece tavana değil, özgürce gökyüzüne bakma hakkına sahip bir kadın olduğum için kendimi çok şanslı buluyorum. Cumhuriyet’in kurulmasıyla kadın, yaşamın her alanında etkin bir birey olarak yerini aldı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Atatürk’ün yaklaşık bir asır önce kadınlara layık gördüğü karma eğitim hakkı bugün bile tartışma konusu. Bugünkü sığ tartışmalar devam ededursun; Cumhuriyet’in, özgürlük ve eşitliğin teminat olarak özellikle de kadınlarca ilelebet yaşatılacağına inanıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Umudu, aramanın halen değerli, doğruluğun ve vicdanın da halen okur bulacağı inancıyla Aydın Kritik’te sizlerle bir başlangıç yaptım. Bu umudu Cumhuriyet’in ışığında büyüteceğimize inanıyor, Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk, başta olmak üzere Cumhuriyet’in kurulması ve yaşatılmasında emeği geçenlerin önünde saygıyla eğiliyorum. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Oct 2025 09:42:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/10/zahide-yalcin-sert-1761806532.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AY-BAN PROJESİ: BALON MU, HAYAL Mİ?</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ay-ban-projesi-balon-mu-hayal-mi-230</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ay-ban-projesi-balon-mu-hayal-mi-230</guid>
                <description><![CDATA[AY-BAN PROJESİ: BALON MU, HAYAL Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta Aydın’da tarihe geçecek bir sahne yaşandı. Başkan Özlem Hanım, basın mensuplarının arasından seçtiği gazetecilere AY-BAN projesini öylesine anlattı ki, konuşmayı dinleyen herkes bir anda büyülendi: “Yeni demir yolu, metro, banliyö treni…” Gözler&nbsp;ışıl ışıl parladı, hayaller şehrin yeni banliyö trenlerinde yolculuk yapıyor gibiydi.</p>

<p>Ta ki işin detayına inene kadar… Meğer balon patlamış! Projenin içi boş çıktı. İncirliova’dan Aydın Organize Sanayi’ye kadar olan hatta sadece <strong>3 yeni durak</strong> yapılacakmış. Ne yeni bir demir yolu, ne metro, ne hızlı tren… Hayaller ile&nbsp;gerçeğin arasındaki fark, tam anlamıyla şok ediciydi.</p>

<p>Ama gerçekler bunlarla&nbsp;da bitmiyor. Söz konusu güzergahta, <strong>Soğuk Kuyu Mevkii</strong> var ki burası tam bir trafik cümbüşü! 9 yolun birleştiği bu nokta, Hindistan’daki karmaşık kavşakları aratmıyor. Hayalinizde bir banliyö treni canlanırken, arabalar hâlâ birbirine giriyor, korna sesleri hemen yolun kenarında bulunan Efeler İlk Okulu'nun sınıf camlarında titriyor.</p>

<p>O an benim gözlerim, fotoğraf karesinde Ak Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş’ı aradı. Belki geçmişte yaşanan gibi Özlem Hanım’ın elindeki konuşma metnini yırtmıştır da… Yoksa Özlem Hanımın bu kadar hayal satması mümkün olabilir mi?</p>

<p>Proje anlatılırken salon dolup taşmış, herkes hayal kurmuş: “Ah, bir banliyö treni olsa, ah, trafik sorunundan kurtulsak…” Ama gerçekler çiçeği burnunda Ak Partili Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun söylediklerinden&nbsp;biraz farklıydı. Balon misali şişirilmiş projeden geriye, sadece 3 durak ve akıllarda ise Soğuk Kuyu’daki Hindistan’ı aratmayan kavşak kaldı.</p>

<p>İşte Aydın’da siyasetin mizahı da burada başlıyor: Gerçekten büyük bir proje anlatıyorsunuz ama şehir halkı “Metro mu geliyor, hızlı tren mi?” diye bekliyor. Biz gazeteciler ise elimizde kalemle gülümseyerek yazıyoruz. Kimiside padişahım çok yaşa demeye devam ediyor.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong> AY-BAN projesi, belki şehir için bir başlangıçtır ama bu kadar anlatılınca balon gibi patlaması da kaçınılmazdır. Biz de gülüp geçiyoruz… ama not ediyoruz: “Balonlar da fotoğraf karesinde daha güzel görünür!”</p>

<p>Günün sözü de ;&nbsp;“Hindistan’ı aratmayan trafikle yüzleşmeden, yeni tren hayallerine kapılmayın.” olsun. İYİ HAFTALAR AYDIN</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 12:28:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GAZETECİ EMİN AYDIN VE SADAKAT TÜCCARLARI</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/gazeteci-emin-aydin-ve-sadakat-tuccarlari-229</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/gazeteci-emin-aydin-ve-sadakat-tuccarlari-229</guid>
                <description><![CDATA[GAZETECİ EMİN AYDIN VE SADAKAT TÜCCARLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü…<br />
Kâğıt üzerinde “basın emekçilerinin günü” ama gerçekte kimin kutladığı, kimin susturulduğu ortada. Tam da bu günde, Gazeteci <strong>Emin Aydın</strong> tutuklandı. Sebebi mi? Hakkında bir çok dosya olduğu söylenen,&nbsp;AKP'ye yanlayan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Özlem Çerçioğlu’nu eleştirmek</strong>.</p>

<p>Eleştirinin suç, biatın ödül sayıldığı bir dönemdeyiz.<br />
Gazetecinin kalemini kırmak, gerçeğin sesini kısmaktır.<br />
Ama belli ki bazıları, “susarsan yaşarsın, konuşursan kodes’e gidersin” anlayışını bir yönetim biçimi haline getirmiş durumda.</p>

<p>Emin ağabey ile hiç bir dönem aynı siyasi düşüncede olmama rağmen kalemine olan saygım sorgulanamaz. Emin Aydın, bu şehrin tanıdığı bir isim. Yıllarını Aydın basınına vermiş, eleştirisini de övgüsünü de açık açık yapmış bir gazeteci. Bugün parmaklıkların ardında olmasının nedeni gazetecilik yapmasıysa, o zaman bu ülkede hepimizin tutuklu sayılması gerekir.</p>

<p>Asıl acı olan ise…<br />
Bu tutuklamayı <strong>“zafer”</strong> gibi kutlayan bazı meslektaşlarımızın olması.<br />
Bir zamanlar Emin Aydın’ın sofrasından ekmek yiyip bugün onun zindana gönderilişini alkışlayanlar…<br />
Gazetecilik değil bu, <strong>sadakat tüccarlığı.</strong><br />
Patronunu övüp, eleştireni yeren bir basın; ne halkın sesi olabilir, ne vicdanın. Şuan ki patronları da yarın siyasi sahneden silindikleri zaman aynı tavrı sergileyeceklerinden de hiç şüphem yok.</p>

<p>Basın özgürlüğü, her kesimden, her görüşten insanın nefesidir.<br />
O nefes kesiliyorsa, sıradaki kim olacağını kimse bilemez.<br />
Bugün Emin Aydın’ı susturanlar rahmetli meslektaşımız Erman Çetin için 'Ölü yatırım yapmışız' diye dalga geçenler, yarın başka bir gazetecinin kalemini kıracak.<br />
Ve o gün geldiğinde, bugünkü sessiz kalanların sesi de çıkmayacak.</p>

<p>Bu şehirde yıllarca “demokrasinin kalesi” diye övünülen Aydın’ın,<br />
bugün bir gazeteciyi eleştiri yüzünden cezaevine göndermesi;<br />
kalenin burçlarında artık bayrak değil, <strong>suskunluk</strong> dalgalandığını gösteriyor.</p>

<p>21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü’nde, kutlama değil utanç var.<br />
Emin Aydın’ın tutuklanması, sadece bir gazetecinin değil, <strong>tüm Aydın basınının sınavıdır.</strong><br />
Kim sustu, kim konuştu, tarih bunu yazacak.</p>

<p><strong>Gerçekleri yazmaktan korkan, kendi yalanında boğulur.</strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Oct 2025 09:18:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SÜRESİZ NAFAKA BİTİYOR MU?</title>
                <category>Orçun Akbulut</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/suresiz-nafaka-bitiyor-mu-228</link>
                <author>orcunakbulut@aydinkritik.com (Orçun Akbulut)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/suresiz-nafaka-bitiyor-mu-228</guid>
                <description><![CDATA[SÜRESİZ NAFAKA BİTİYOR MU?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da açılan bir boşanma davası, süresiz nafaka tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. Antalya 12. Aile Mahkemesi, nafaka düzenlemesinin yer aldığı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesinin Anayasa’ya aykırı olabileceği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.</p>

<p>Mahkeme, taleplerin detayına geçmeden önce temel bir hukuki sorgulama yaptı. Özellikle kısa süren evliliklerde süresiz nafakanın uygulanabilirliğini tartışan Mahkeme, TMK’nın 175. maddesinin Anayasa’daki bazı temel haklarla çeliştiğini, bu durumun Anayasa’nın 2, 10, 20, 35 ve 41. maddeleriyle çeliştiği vurgulandı. Mahkeme, özellikle sosyal hukuk devleti ilkesi ve özel hayatın gizliliği gibi temel prensiplere aykırılık oluştuğunu ifade ederek, TMK 175’in iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, yapılan başvuruyu usulden kabul ederek esastan inceleme kararı verdi. Bu gelişme, süresiz nafaka uygulamasının Türkiye’deki yasal geleceğinin yeniden şekillenebileceği anlamına gelmekte iken, Adalet Bakan'ı Yılmaz Tunç, süresiz nafaka uygulamasına ilişkin soru üzerine, "Uzun süren nafaka ödemelerinden dolayı mağduriyet yaşadığını söyleyenlerle ilgili olarak da o eleştirileri dikkate alarak hakkaniyetli bir düzenleme yapılabilir mi, yapılamaz mı? Bu noktada bu hassas dengeyi sağlamak lazım. Aile hukukuyla ilgili konuları sonraki zamanda gündeme gelme durumu olabilir." diye konuştu.</p>

<p>Sayın Bakan'ın açıklamaları ışığında tasarıdan edindiğimiz yenilikler ise şu şekilde sıralanıyor.&nbsp;</p>

<p>Mevcut sistemde, boşanma durumunda yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eş tarafından mali gücü oranında süresiz olarak nafaka ödenmesi söz konusu. Bu uygulama, Yargıtay içtihatlarına dayanarak yürütülüyor ve kanunda açıkça "süresiz" ifadesi yer almıyor. Ancak uygulamada, nafaka ödemelerinin evlilik bitse bile ömür boyu devam etmesi, özellikle nafaka ödeyen taraf açısından ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle birlikte süresiz nafaka uygulaması tamamen ortadan kalkıyor. Bu değişiklik, nafaka ödeyen tarafın ekonomik özgürlüğünü geri kazanmasını sağlarken, nafaka alan tarafın da belirli bir süre sonra kendi ayakları üzerinde durabilmesi için teşvik edici bir unsur olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Yeni nafaka düzenlemesinin en önemli özelliği, nafaka süresinin evlilik süresine bağlı olarak kademeli bir şekilde belirlenmesi. Bu sistem, evliliğin süresini temel alarak, adil ve orantılı bir nafaka süresi öngörüyor.</p>

<p>Düzenlemeye göre nafaka süreleri şu şekilde belirlenecek:</p>

<p>3 yıla kadar süren evliliklerde en fazla 5 yıl nafaka ödenecek.3-10 yıl arası süren evliliklerde en fazla 10 yıl nafaka ödemesi yapılacak.15 yıl ve üzeri süren evliliklerde en fazla 20 yıl nafaka ödenmesi planlanıyor.&nbsp;</p>

<p>Bu kademeli sistem, evliliğin süresiyle orantılı olarak nafaka süresinin de artmasını sağlayarak, hem nafaka ödeyen hem de alan taraf için daha adil bir çözüm sunmayı amaçlıyor. Özellikle uzun yıllar evli kalan ve bu süre içinde çalışma hayatından uzak kalan eşlerin, boşanma sonrasında ekonomik olarak ayakta kalabilmeleri için yeterli süre tanınması hedefleniyor.</p>

<p>Nafaka sistemi reformu, yalnızca hukuki bir ihtiyaç değil, toplumsal bir ihtiyaç olarak &nbsp;karşımıza çıkmaktadır. Kadının ekonomik olarak serbest kalması, bireyin ömrü boyunca cezalandırılmaması, çocuğun üstün yararının koruması ancak akılcı bir hukuk sistemiyle&nbsp;mümkündür.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 11:44:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/12/orcun-akbulut-1766731371.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kişisel Olan Politik, Politik Olan Kişiseldir</title>
                <category>Müge Aygürler</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kisisel-olan-politik-politik-olan-kisiseldir-227</link>
                <author>MugeAygurler@aydinkritik.com (Müge Aygürler)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kisisel-olan-politik-politik-olan-kisiseldir-227</guid>
                <description><![CDATA[Kişisel Olan Politik, Politik Olan Kişiseldir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1960 ve 70’lerdeki aktivist hareketler, bireyin yaşantısıyla toplumun yapısı arasındaki bağı vurgulamak için “kişisel olan politiktir” sloganını benimsediler. Bugün de bu söz, güncelliğini koruyor. Görünüşte uzak gibi duran siyasi kararların bile hayatlarımızı nasıl etkilediğini her gün biraz daha yakından deneyimliyoruz. Artık gündelik yaşantımızın neredeyse her alanına siyasetin sızdığı, kararlarımızı ve duygularımızı derinden etkilediği bir dönemdeyiz.<br />
Siyaset, bireylerin hayatlarında yalnızca ekonomik ya da sosyal değil; duygusal ve psikolojik etkiler de yaratıyor. Gün içinde duyduğumuz haberlerin içeriği, sağlığımızdan kariyerimize, ailemizden geleceğe dair umutlarımıza kadar pek çok alanda yankı buluyor. Politikacılar aldıkları ya da almadıkları kararlarla, çıkardıkları ya da çıkarmadıkları yasalarla, vatandaşların zihinsel ve fiziksel sağlığı üzerinde büyük bir etkiye sahip oluyorlar.<br />
Peki, hayatımızla ilgili kritik kararların yerimize alındığı, müdahalemizin ise sınırlı kaldığı bu ortamda siyasetin olumsuz etkisinden kendimizi nasıl koruyabiliriz?<br />
Bireylerin değiştirebilecekleri şeyler için harekete geçtikten sonra, kontrol edemedikleri durumları kabullenebilmek için belirli bir dinginliğe ihtiyacı vardır. Bir ülkenin vatandaşları olarak elimizde olan güçler; gönüllülük projelerine katılmak, seçimlerde oy vermek ya da sivil toplum kuruluşlarını desteklemek gibi eylemlerle somutlaşabilir. Bu adımlar her zaman büyük değişimler yaratmasa da, bireyin fark yaratmanın ilk koşulunu yerine getirmesini sağlar. Aynı sorunları paylaşan diğer insanlarla bir araya gelmek, yalnızlık hissini azaltır ve dayanışma duygusunu güçlendirir.<br />
Ancak tüm bunları yaptıktan sonra dahi, dünyanın tüm yükünün omuzlarımızda olmadığını kabullenmek gerekir. Bilişsel Davranışçı Terapi’nin temel sorularından biri olan “En kötü ne olabilir?” sorusu, bu noktada bize rehberlik edebilir. Tarih boyunca insanlık, baskı rejimleri ve krizlerle defalarca karşılaşmış; yine de hayatta kalmanın yollarını bulmuştur.<br />
Viktor Frankl, Auschwitz toplama kampından kurtulduktan sonra ortaya koyduğu Logoterapi ekolünde, insan yaşamının anlamlı kılınabileceği üç yoldan bahseder:<br />
1. Bir eser yaratmak ya da bir iş ortaya koymak,<br />
2. Bir deneyim yaşamak ya da bir insanla derin bir etkileşime girmek,<br />
3. Kaçınılmaz acıya karşı bir tutum geliştirmek.<br />
Bu bakış açısı, siyasetin olumsuzluklarından tamamen kopmadan ama ona teslim olmadan yaşamamız için yol göstericidir. Birey, sorumluluklarını yerine getirdikten sonra, hayatı anlamlı kılan diğer değerlere yönelmelidir.<br />
İnsan refahının temel kaynakları; aile, dostluklar, anlamlı bir iş, hobiler, sanat, doğa ve manevi yaşam gibi alanlardadır. Bunlar, siyasi sistemlerden etkilenmekle birlikte, bireyin yine de belli ölçüde kontrol edebildiği kaynaklardır.<br />
Sonuçta, kişisel olanın politik olduğu bir dünyada asıl devrim; bireylerin yalnızca kendini değil, birbirini de onarabildiği, dayanışmayla güçlenebildiği bir toplumun yeniden inşasında başlar.</p>

<p>Dayanışmayla!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Oct 2025 09:04:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/10/muge-aygurler-1760681057.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Milli bir israf tablosunun sebebi Yığmatepe</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/milli-bir-israf-tablosunun-sebebi-yigmatepe-226</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/milli-bir-israf-tablosunun-sebebi-yigmatepe-226</guid>
                <description><![CDATA[Milli bir israf tablosunun sebebi Yığmatepe]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır söylüyoruz, yazıyoruz: “Siyaseti ayak oyunu olmaktan çıkarın, sporu siyasetle kirletmeyin!”</p>

<p>Ama görünen o ki, Aydın’da bu sözler birilerinin kulağına hiç gitmiyor.</p>

<p>Bugün Aydınspor, yıllar sonra ilk kez Bölgesel Amatör Lig maçına çıktı. Rakip Kuşadasıspor’du.</p>

<p>Ama ne yazık ki maç, Aydın’ın kalbinde değil, Germencik İlçe Stadyumu’nda oynandı.</p>

<p>Neden mi? Çünkü Adnan Menderes Stadyumu hâlâ bitmedi!</p>

<p>Evet, yanlış duymadınız. Aydın’ın göbeğinde, kentin simgesi olacak bir stadyum iş bilmezlik ve umursamazlık yüzünden tamamlanamıyor.</p>

<p>İç saha maçı olması gerekirken Aydınlılar, Efeler’den kalkıp Germencik’e gitmek zorunda kaldı.</p>

<p>Otobüsler dolusu taraftar, yüzlerce özel araç… Yakıt parası, yol masrafı, zaman kaybı…</p>

<p>Bu sadece bir maç değil, milli bir israf tablosu!</p>

<p>Ve bu israfın, bu beceriksizliğin bir tek sorumlusu var:</p>

<p>Gençlik ve Spor İl Müdürü Serhat Yığmatepe!</p>

<p>Bugün Germencik tribünlerinde kimler yoktu, herkes gördü.Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci, Asi Kankalar ile birlikte tribünde takımlarını coşkuyla destekledi.</p>

<p>Ama Yığmatepe ortada yoktu. Çünkü taraftarın yüzüne bakacak yüzü kalmadı.</p>

<p>Dahası, Aydınspor bugün sahaya hiçbir kurumdan destek almadan çıktı.</p>

<p>Ama tüm bu yokluğa, tüm bu umursamazlığa rağmen Aydınspor sahadan 2-1’lik galibiyetle ayrıldı! Ter döken her bir kardeşimin alınlarından öpüyorum.</p>

<p>Bu galibiyet, sadece bir skor değil; onurun, direncin ve inancın zaferidir.</p>

<p>Şehrin takımı sahada, halk orada, ama koltuğa yapışmış bürokrat ortada yok.</p>

<p>Yıllardır bitirilemeyen bir stadyumun hesabını kim verecek? Aydın'ın iktidar milletvekilleri sayın Mustafa Savaş'ı, sayın Ömer Özmen'i ve Seda Sarıbaş'ı göreve davet ediyorum.</p>

<p>Aydın’ın gençleri, sporcuları, taraftarları bunun cevabını bekliyor.</p>

<p>Artık laf değil, sorumluluk zamanı.</p>

<p>Sayın Yığmatepe, bu şehir sizden bıktı.</p>

<p>Bu halkın sabrını daha fazla zorlamayın.</p>

<p>Eğer azıcık vicdanınız kaldıysa, Cumhurbaşkanı’ndan görevden affınızı isteyin ve kuzu kuzu istifa edin.</p>

<p>Aydın artık bu vizyonsuzluğu taşımıyor!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 08:55:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇERÇİOĞLU’NUN PANKARTI, DEĞERLERİMİZİN ÜZERİNE GÖLGE DÜŞÜRDÜ</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/cercioglunun-pankarti-degerlerimizin-uzerine-golge-dusurdu-225</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/cercioglunun-pankarti-degerlerimizin-uzerine-golge-dusurdu-225</guid>
                <description><![CDATA[ÇERÇİOĞLU’NUN PANKARTI, DEĞERLERİMİZİN ÜZERİNE GÖLGE DÜŞÜRDÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Aydın’da yaşanan bir manzara, sadece siyasetin değil, milli değerlerin de nasıl hoyratça kullanıldığını bir kez daha gösterdi.<br />
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 344 bin oyu ile Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Özlem Çerçioğlu, partisinden istifa ederek AK Parti’ye geçti.<br />
Bu geçişin hemen ardından, Aydın Büyükşehir Belediye binasına&nbsp;halkın deyimiyle “Sarı Bina”ya &nbsp;“İmar rantına geçit yok” yazılı bir pankart asıldı.</p>

<p>Ancak bu pankart öyle bir yere asıldı ki, görenlerin&nbsp;yüreğini burktu:<br />
Bağımsızlığımızın sembolü Türk Bayrağımız ile, Cumhuriyetimizin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün portresinin tam arasına.</p>

<p>Bayrağımız, bu milletin en kutsal ortak değeri; Atatürk ise o bayrağın gölgesinde bağımsızlığımızı var eden liderdir.<br />
Ne bayrak bir siyasi söylemin fonudur, ne de Atatürk bir partinin arka plan süsü.<br />
O ikisi, bu ülkenin her görüşten insanını birleştiren iki yüce değerdir.<br />
Onları bir pankartın “arka planı” haline getirmek, sadece estetik bir hata değil, büyük bir saygısızlıktır.</p>

<p>Siyasi mesajınızı verirsiniz, pankartınızı asarsınız, eleştirilerinizi yaparsınız&nbsp;ama Atatürk’ü ve Bayrağımızı&nbsp;bunun içine katamazsınız. Çünkü onlar kimsenin tekelinde değildir.<br />
Onlar bir partinin değil, bir milletin simgesidir.</p>

<p>Sarı Bina’da yıllardır sadece Atatürk portresi ve Türk Bayrağı asılıydı.<br />
Bu duruş, 16 yıl boyunca Aydın’daki Cumhuriyetçi çizginin sessiz ama onurlu bir ifadesiydi.<br />
Bugün o çizginin yerini, siyasi mesajların gölgesinde bırakan&nbsp;bir tablo aldı.<br />
Bu tabloyu kabul etmek mümkün değildir.</p>

<p>Atatürk’ü bir dekor, bayrağı bir fon gibi kullanmaya kalkışanlar, aslında kendi samimiyetlerini sorgulamalıdır.<br />
Bayrak bizim kırmızı çizgimiz; Atatürk bizim ebedi liderimizdir.<br />
O yüzden diyorum ki:<br />
Milli değerler propaganda aracı değil, ortak vicdanın&nbsp;simgesidir.</p>

<p>13 Temmuz’da, Ak Parti İl Başkanı Mehmet Erdem de Türk Bayrağı konusundaki hassasiyetiyle, Özlem Çerçioğlu’nun belediye binasından bayrağı indirmesini sert sözlerle eleştirmişti.<br />
Şimdi aynı Mehmet Erdem’in, bayrağın ve Atatürk’ün bir siyasi pankartın arka planına dönüştürülmesine ne diyeceğini merak ediyorum. Tepki verecek mi, yoksa bu sessizlik bir kabulleniş mi olacak?</p>

<p>Yarın Salı… Malum, Salı Pazarı Aydın’ın kalbidir.<br />
Ben hem Özlem Çerçioğlu’nu hem de Mehmet Erdem’i Salı Pazarı’nda buluşmaya davet ediyorum. Başkanlarımdan ufak bir talebim daha var yanınıza Polat Bora Mersin'i de almayı unutmayın malum aynı gemidesiniz.<br />
Buyursunlar,&nbsp;limonata ya da çorba&nbsp;dağıtsınlar...</p>

<p>İyi haftalar Aydın...</p>

<p><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/bdda5724-1c02-4904-bae7-e505c3e66205.jpeg" style="height:717px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 09:27:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyaseti Ayak Oyunlarını Bırak, Stadı Yap!</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/siyaseti-ayak-oyunlarini-birak-stadi-yap-224</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/siyaseti-ayak-oyunlarini-birak-stadi-yap-224</guid>
                <description><![CDATA[Siyaseti Ayak Oyunlarını Bırak, Stadı Yap!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir zamanlar ben de Aydın basketbolunun hakem düdüğünü çalanlardan biriydim. Kimi zaman teri saha parkelerine damlatan hakem, kimi zaman masa başında kalem sallayan masa hakemi... Yıllar geçti, düdüğü astık, derken dostlarımız sayesinde yeniden hakem camiasına dönme niyeti doğdu. “Gel gözlemci ol” dediler, “senin deneyiminden faydalanalım” dediler. Biz de sevindik tabii. Ne güzel, basketbolun tozlu raflarından geri dönüş hikâyesi yazılacak derken... hop!</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürü Serhat Yiğmatepe çıktı sahaya. Ama kendisi hakem değil, faulü kafasına göre çalıyor. Gerekçe mi? CHP’li olmam! Yahu ben gözlemci olacağım, topu potaya ben mi atacaktım, üçlüğü ben mi savuracaktım? Oyun sahada, siyaset tribünde kalmalıydı. Ama belli ki Yiğmatepe hâlâ eski danışmanlık günlerinde, siyasetin tuşlarına basmaya devam ediyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi buradan kendisine seslenmek lazım:<br />
Serhat Bey, siyaseti bırakın, kim CHP’li, kim Ak Partili bunlara kafayı yormayı kesip stadı yapın!</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bakın, tüm Aydın’ın gözü kulağı Adnan Menderes Stadyumu’nda. Stadyum sezon öncesi hazır olacaktı ama şu anki haliyle değil Aydınspor’un Bölgesel Amatör Lig’deki maçları, mahalle maçı bile oynanmaz. Tribünler bekliyor, saha çimlenmeyi özlüyor, Aydınlı ise sabırla dişini sıkıyor. Ve en trajikomik sahne: koskoca stadyum inşaatında sadece <strong>bir işçi</strong> çalışıyor. O emekçi kardeşimin alnından öpüyorum.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sevgili Yiğmatepe, biz bu şehirde doğduk, bu şehirde yaşamaya devam edeceğiz. Siz yarın tayinle nereye gidersiniz, sürgün mü olursunuz, kızağa mı çekilirsiniz bilemem ama kaldı şurada bir kaç yılınız. Siyasete kolları sıvadığınızı görüyoruz ama Ak Partili Aydın Milletvekillerini siyaseten yetersiz buluyorsanız kapalı kapılar ardında bunları konuşmayı bırakın.’Çıkın er meydanına bende varım’ diyin ya da size biraz zor gelecek ama işinizi yapın.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Son düdüğü çalmanın vakti geldi: Siyaseti bırakın, ayak oyunlarını bırakın… O stadı bitirin!</span></span></span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/WhatsApp%20G%C3%B6rsel%202025-09-29%20saat%2009_11_22_ee6029d2.jpg" style="height:600px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 09:00:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tayyip Erdoğan’ı Aratmadı: Tek Adam Çerçioğlu</title>
                <category>Hakkı Kasaba</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/tayyip-erdogani-aratmadi-tek-adam-cercioglu-223</link>
                <author>hakkikasaba@gmail.com (Hakkı Kasaba)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/tayyip-erdogani-aratmadi-tek-adam-cercioglu-223</guid>
                <description><![CDATA[Tayyip Erdoğan’ı Aratmadı: Tek Adam Çerçioğlu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dün Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nde öyle bir tiyatro oynandı ki, sanırsınız sahnede Çerçioğlu&nbsp;değil de Erdoğan&nbsp;var. Perdeler açıldı, roller dağıtıldı, başrolde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himayesindeki tek adam: Özlem Çerçioğlu.</p>

<p>Mecliste çoğunluk kimde? Cumhuriyet Halk Partisi’nde.<br />
Ama söz hakkı kimde? Çerçioğlu’nun işaret ettiği birkaç kişide.</p>

<p>CHP Grup Başkanı Ömer Günel&nbsp;söz istiyor… Ama nafile. Mikrofon onun için değil. Onun adı yasaklılar listesinde.<br />
Peki kim konuşabiliyor?<br />
CHP’den istifa etmiş Ak Partililere küfür eden ve onlarla aynı gemiye binen Polat Bora Mersin ve Mersin'in küfürlerini sindirip aynı gemide&nbsp; volta atan AK Partili Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler.</p>

<p>Yani “çoğunluk” susturulmayaça çalışılıyor, “azınlık” şov yapıyor. Tam bir Erdoğan klasiği! Tek farkı, külliye yerine sarı binada&nbsp;oynanıyor.</p>

<p>Çerçioğlu belli ki Erdoğan’dan dersini iyi almış:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Çoğunluğu yok say.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Muhalefeti sustur.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kendi yandaşlarını konuştur.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sonra da çık “Benim hizmet etmemi engelliyorlar” diye mağdur&nbsp;edebiyatı yap.</p>
	</li>
</ul>

<p>Aydın halkı yıllardır Çerçioğlu’nun tiyatrolarına alışık ama dünkü oyun, artık perdeyi iyice araladı: CHP kimliği çöpe atıldı, AK Parti’ye biat perdesi sonuna kadar açıldı.</p>

<p>Unutmasın ki, meclisi susturmak kolaydır. Ama milletin iradesini susturacak bir mikrofon henüz icat edilmedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Sep 2025 09:33:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2025/09/hakki-kasaba-1758090800.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakan Altun’dan Belediye Başkan Adayı Çıkar mı?</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/hakan-altundan-belediye-baskan-adayi-cikar-mi-222</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/hakan-altundan-belediye-baskan-adayi-cikar-mi-222</guid>
                <description><![CDATA[Hakan Altun’dan Belediye Başkan Adayı Çıkar mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın Büyükşehir Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında Atatürk Kent Meydanı’nda Hakan Altun konseri düzenledi. Konsere katılım ne çok coşkulu ne de çok sönük… Yani orta karar bir kalabalık vardı. Fakat asıl mesele kalabalık değil, konser sonrası başlayan “meydan doldu mu, boş muydu?” tartışmalarıydı.</p>

<p>Sosyal medyada bu kavgaları okurken doğrusu kahkahalara boğuldum. Bir taraf “meydan tıklım tıklım doluydu” derken, öbür taraf “boştu, kimse gelmedi” diye tutturmuş. Hatta bazı gazeteciler var ki, neredeyse drone görüntüsüyle ispat peşine düştü. Yahu, bu memlekette miting, konser, açılış… ne yapılırsa yapılsın biz önce kalabalık sayısına takılıyoruz zaten.</p>

<p>En komiği ise şu: “Meydanda 45 bin kişi vardı” diyenler, geçtiğimiz günlerde aynı meydanda Özgür Özel’in mitingine 50 binden fazla kişinin katıldığını görünce “ama burası en fazla 15 bin kişi alır” diye hesap yapmaya kalkışanlarla aynı kişiler. Demek ki Aydın’ın meydanları da “kişiye göre esneyen” türdenmiş!</p>

<p>Benim asıl merakım şu: Bu kalabalık ispatlama yarışına giren dostlar, Hakan Altun’u önümüzdeki dönem Aydın’dan belediye başkanı adayı mı yapmak istiyorlar? Çünkü öyle bir sahiplenme, öyle bir coşku var ki, neredeyse şarkıların arasına seçim sloganı sıkıştıracaklar.</p>

<p>Halbuki Hakan Altun konseri sadece bir “geçiş süreciydi.” Eskiden Aydın Büyükşehir, Haluk Levent’le, Candan Erçetin’le, rahmetli Volkan Konak’la, Duman’la daha politik, daha “halkın sesi” isimleri tercih ederdi. Bugün Hakan Altun… Yarınlarda Kent Meydanı’nda Yavuz Bingöl’ü, hatta Uğur Işılak’ı görmek sürpriz olmaz.</p>

<p>Kısacası, Aydın’da konserin değil, kalabalık sayısının siyaseti yapılıyor. Benim aklıma ise hep aynı soru geliyor: Meydan mı küçük, yoksa gözler mi büyük görüyor?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Aug 2025 13:01:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydınspor Yaşarsa,Bu Şehir Yaşar!</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/aydinspor-yasarsabu-sehir-yasar-221</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/aydinspor-yasarsabu-sehir-yasar-221</guid>
                <description><![CDATA[Aydınspor Yaşarsa,Bu Şehir Yaşar!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Aydınspor, 16 yıl sonra yeniden Bölgesel Amatör Lig’e katılma hakkı kazandı. Tribünlerde gözler dolu, dillerde tek bir cümle vardı: <em>“İşte geri döndük!”</em></h2>

<p>Ama şimdi önümüzde, sahada değil, masada kazanılması gereken bir maç var. <strong>Bu cuma son başvuru günü</strong>… Ve Aydınspor’un hâlâ futbolcularını konaklatacak bir tesisi yok.</p>

<p>Bu şehirde boş duran <strong>Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne ait Yörük Ali Spor Tesisi</strong> var.<br />
Bu şehirde boş duran <strong>Efeler Belediyesi’ne ait Kemer Mahallesi’ndeki tesis</strong> var.<br />
Ve bu şehirde Aydınspor taraftarlarının yıllardır süren beklentisi var.</p>

<p>Sayın <strong>Özlem Çerçioğlu</strong>, sayın <strong>Anıl Yetişkin</strong>…<br />
Kendinizi seviyorsanız, bu şehrin adını taşıyan kulübün önünü açın.<br />
Kendinizi seviyorsanız, o tesislerin kapısını Aydınspor’a açın.</p>

<p>Aydınspor sadece bir futbol takımı değil; bu kentin ortak değeri, ortak hatırası, ortak gururudur. Futbolcularına kalacak bir yer bulamamak, bu kentin kendi mirasına sırt çevirmesi demektir.</p>

<p>Unutmayın, <strong>Aydınspor’un cefakâr taraftar grubu Asi Kankalar vefalıdır.</strong> Kim destek olursa, kim elini taşın altına koyarsa, Asi Kankalar onu sahiplenir, göklere çıkarır.</p>

<p>Cuma günü son. Bir imza, bir karar, bir cesaret… Ve bu şehir yeniden ayağa kalkar.</p>

<p>Kendinizi seviyorsanız, tesisi Aydınspor’a verin!<br />
Çünkü Aydınspor yaşarsa, bu şehir yaşar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Aug 2025 08:59:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalem Kırılmaz: 24 Temmuz ve Susmayan Gazeteciler</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kalem-kirilmaz-24-temmuz-ve-susmayan-gazeteciler-220</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kalem-kirilmaz-24-temmuz-ve-susmayan-gazeteciler-220</guid>
                <description><![CDATA[Kalem Kırılmaz: 24 Temmuz ve Susmayan Gazeteciler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:18pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Kalem Kırılmaz: 24 Temmuz ve Susmayan Gazeteciler</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün 24 Temmuz. Sansürün kaldırıldığı tarih olarak bilinir. Ancak biz gazeteciler için bu gün, sadece bir bayram değil, aynı zamanda bir vicdan günüdür. Gerçekleri yazmanın bedelini canıyla, özgürlüğüyle ödeyenlerin hatırlandığı bir gündür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ben bu mesleğe, kalemin namus olduğunu öğrenerek başladım. Çünkü bu topraklarda bazı gerçekler sadece yazıldıkları için tehlikeli kabul edildi. Ve bazı gazeteciler, sadece gerçeği yazdıkları için hedefe kondu, susturulmak istendi.</span></span></p>

<h3><strong><span style="color:#000000"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif">Onlar Gerçeği Yazdı, Hayatlarından Oldular</span></span></span></strong></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu ülkede gazetecilik, çoğu zaman kelimelerle değil, kurşunlarla sınandı.</span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Uğur Mumcu</strong>, “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” diyerek yolsuzlukların, çetelerin, karanlık yapıların üzerine gitti. 24 Ocak 1993’te evinin önünde bombalı suikastla katledildi.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Çetin Emeç</strong>, 1990’da İstanbul’da uğradığı silahlı saldırıyla hayatını kaybetti.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Abdi İpekçi</strong>, 1979’da Milliyet gazetesinin genel yayın yönetmeniydi, İstanbul’da vuruldu.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Metin Göktepe</strong>, gözaltına alındı, dövülerek öldürüldü. Sırf “polis kurşunuyla ölenleri” haber yaptığı için.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Cevdet Kılıçlar</strong>, Gazze’de İsrail’in Mavi Marmara baskınında yaşamını yitirdi; elinde silah değil, fotoğraf makinesi vardı.</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu isimler, sadece gazetecilik yapmıyorlardı. Onlar halkın gözü, kulağı, hafızasıydı. Ve susturulmak istendiler.</span></span></p>

<h3><span style="color:#000000"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif">AKP Dönemi: Kalemle Hapishane Arasında</span></span></strong></span></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Basın üzerindeki baskı bugün başka biçimlerde devam ediyor. AK Parti iktidarı boyunca yüzlerce gazeteci tutuklandı, susturulmak istendi. Özellikle 2010 sonrası süreçte gazetecilik, terörle, casuslukla ya da halkı kin ve düşmanlığa sevk etmekle yaftalandı.</span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Mustafa Balbay</strong>, yıllarca Silivri'de yattı. Yargılandığı mahkeme salonunda bile yazmaya devam etti.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Ahmet Şık</strong>, “İmamın Ordusu”nu yazdığı için tutuklandı.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Nedim Şener</strong>, gazeteciliği nedeniyle hedef alındı.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu</strong>, defalarca cezaevine girdi ama yazmaktan vazgeçmedi.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Sedef Kabaş</strong>, canlı yayındaki bir deyim yüzünden tutuklandı.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Müyesser Yıldız</strong>, haber kaynakları nedeniyle hedefteydi.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong>Can Dündar</strong>, MİT TIR’ları haberi sonrası hem yargılandı hem sürgüne zorlandı.</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün hâlâ cezaevinde olan meslektaşlarımız var. Davaları sürüyor. Basın özgürlüğü kağıt üzerinde, kalem ise parmaklıklar ardında.</span></span></p>

<h3><span style="color:#000000"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif">Kalemler İçeride: Bugünün Gerçeği</span></span></strong></span></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">AK Parti iktidarı döneminde yüzlerce gazeteci gözaltına alındı, tutuklandı, susturulmaya çalışıldı. Bugün hâlâ cezaevinde olan gazeteciler var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İsim isim söyleyelim ki unutulmasın:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Geçtiğimiz aylarda gözaltına alınanlar arasında:<br />
<strong>Timur Soykan, Fatih Altaylı,</strong>&nbsp;<strong>Murat Ağırel</strong>, <strong>Yıldız Tar</strong>, <strong>Elif Akgül</strong>, <strong>Ender İmrek</strong>, <strong>Furkan Yıldırım</strong>, <strong>Zeynep Kuray</strong>, <strong>Derya Okatan</strong>...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İçeridekiler yalnız değil. Dışarıdaki bizler yazmaya, sormaya, hatırlatmaya devam ettikçe bu meslek ayakta kalacaktır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="color:#000000"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif">Bu Kalem Satılık Değil</span></span></span></strong></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tüm bu baskılara, tehditlere, fişlemelere rağmen hâlâ “Ben buradayım” diyen gazeteciler var. Her gün sansürle, otosansürle, maddi zorluklarla baş etmek zorunda kalan, ama yine de gerçeği yazmaktan geri durmayan meslektaşlarım...</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bayram kutlanacaksa, onların onuruyla kutlanmalı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün basın bayramıysa, bu bayram ne patrondandır ne siyasetçiden. Bu bayram, kalemini satmayan gazetecilerindir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 11:21:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Topuklu Efe’nin İl Başkanı</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/topuklu-efenin-il-baskani-219</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/topuklu-efenin-il-baskani-219</guid>
                <description><![CDATA[Topuklu Efe’nin İl Başkanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın siyasetinde bazen öyle anlar yaşanıyor ki, insan gerçekten şaşırıyor:<br />
“Acaba bu eleştiriyi yapan kişi muhalefette mi, yoksa iktidarda mı?”<br />
“Bu çıkışı gerçekten siyasi bir akılla mı yaptı, yoksa özensiz bir sabah tweeti gibi mi gelişti?”<br />
Ama bir isim var ki bu soruların tamamı onun çevresinde dönüyor: Mehmet Erdem.</p>

<p>AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, Aydın’da aktif siyaset yapanlar arasında belki de en kıdemli isim. Yılların siyasetçisi, devlet adamı kimliği var. Ama son dönemdeki açıklamalarıyla adeta “Topuklu Efe'nin gönüllü basın danışmanı” gibi davranıyor.</p>

<p>Geçtiğimiz hafta Özlem Çerçioğlu’nun sıcak havalarda pazarlarda ücretsiz limonata dağıtmasını hedef aldı.<br />
“Bu mu Aydın’ın mega projesi?” dedi.</p>

<p>Ama halk o limonatayı içerken sadece serinlemedi, bir yandan da fiyatlara bakıp "hiç değilse bu bedava" diye iç geçirdi. O gün vatandaş domatesin 30, limonun 120 TL olduğunu hatırladı.<br />
Ve Mehmet Erdem’in o sözleri sosyal medyada o kadar alay konusu oldu ki, adeta limonatanın içine birkaç damla limon suyu değil, kendi ciddiyetini damlattı.</p>

<p>Derken…<br />
Bu kez bayrak üzerinden bir tartışma açıldı.<br />
Aydın Büyükşehir Belediyesi binasındaki Türk bayrağının kaldırıldığını iddia etti.</p>

<p>İlk bakışta sert bir eleştiri gibi görünebilir.<br />
Ama gerçek ortaya çıkınca yine o bildik tablo:<br />
Bayrak zarar görmüş, belediye yenisini takmak için indirmiş.</p>

<p>Erdem'in açıklaması basına düştüğü gibi sosyal medyada yine alay konusu oldu.<br />
Yani Mehmet Erdem bir haftada hem limonata dağıtımını "aşağılamaya" çalıştı hem de bayrak değişimini "skandal" gibi göstermeye kalktı.<br />
Ama iki konuda da sonuç aynı:<br />
Kendi kalesine iki güzel gol.</p>

<p>Artık Aydın’da insanlar şunu soruyor:<br />
“Sayın Erdem’i Erdoğan mı atadı, yoksa Özlem Çerçioğlu mu?”<br />
Çünkü her çıkışı, Çerçioğlu’na siyasi pas gibi…<br />
Sanki görev tanımı: “Günde bir açıklama yap, Topuklu Efe puan toplasın.”</p>

<p>Türkiye’nin genel gündemine bakıyoruz:<br />
CHP’li belediyelere yönelik yargı operasyonları, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk süreci, hayat pahalılığı, zamlar, işsizlik, gençlerin yurt dışı hayalleri, kadın cinayetleri…</p>

<p>Ama Aydın’daki iktidar temsilcisi neyle uğraşıyor?<br />
Limonatayla, bayrak direğiyle…</p>

<p>Bu ülkenin gençleri üniversite diplomasıyla iş bulamıyor.<br />
Kadınlar sokakta korkarak yürüyor.<br />
Emekli, evinde klimayı açamıyor çünkü elektrik faturasını ödeyemiyor.<br />
Ama AK Parti İl Başkanı Mehmet Erdem, vatandaşa bedava limonata verildi diye muhalefeti suçluyor.<br />
Türk bayrağı yenileniyor diye yaygara koparıyor.</p>

<p>O yüzden soruyoruz:<br />
Aydın’da iktidar kim?<br />
Muhalefet kim?</p>

<p>Görünen o ki; Aydın’da Topuklu Efe belediyeyi, Mehmet Erdem ise muhalefeti yönetiyor.<br />
Ama fark şu:<br />
Biri iş yapıyor, diğeri laf üretiyor.</p>

<p>Son söz:<br />
Sayın Erdem, muhalefet olmak limonataya laf atmakla değil; halka umut, vizyon ve çözüm sunmakla olur.<br />
Yoksa her açıklamanızın ardından sosyal medyada şu başlık atılıyor:<br />
"Topuklu Efe yine&nbsp;golünü&nbsp;attı."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 10:06:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Limon 40 TL, Limonata Bedava!</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/limon-40-tl-limonata-bedava-218</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/limon-40-tl-limonata-bedava-218</guid>
                <description><![CDATA[Limon 40 TL, Limonata Bedava!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Efeler Salı pazarında bu hafta ekonomi dersi canlı canlı verildi:<br />
<strong>Limon 40 TL, limonata bedava!</strong></h2>

<p>Evet, Aydın Büyükşehir Belediyesi sıcak havalarda vatandaş biraz serinlesin diye pazar yerlerinde ücretsiz limonata dağıttı. Özlem Çerçioğlu’nun bu talimatı kimi vatandaşın yüzünü güldürdü, kimi siyasilerin ise canını sıktı.</p>

<p>AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, belediyenin bu uygulamasına hafif alaycı bir şekilde “Aydın’ın yeni mega projesi limonata dağıtmak olmuş, madem başladınız tüm pazarlarda yapın” diyerek eleştirmiş.</p>

<p>Aslında Mehmet Bey haklı. Bu proje sadece Efeler’de kalmamalı.<br />
Çünkü bugün pazara giden vatandaşın filesi boş, elleri boş ama neyse ki bardakları dolu.</p>

<p>Yani vatandaşa şöyle sesleniyoruz:<br />
<strong>Domates 30 TL, limon 40 TL, limonata ise bedava.</strong></p>

<p>Hal böyle olunca pazarda en ulaşılabilir ürün artık limonata oldu.<br />
Çünkü ekonomi öyle bir noktaya geldi ki insanlar domatesin yanına yaklaşmaya korkuyor, limon tezgâhına bakmaya çekiniyor. Ama limonata? Oh mis! Hem serinletiyor hem cebe zarar yok.</p>

<p>AK Parti yıllarca “yol yaptık, köprü yaptık” dedi.<br />
E güzel de Mehmet Bey, o yoldan geçen vatandaşa bir kilo domates, yarım kilo limon artık lüks oldu.</p>

<p>Özlem Çerçioğlu en azından vatandaşa bir bardak serinlik dağıtmış.<br />
Kimi çay dağıtır, kimi limonata… Ama asıl mesele pazar arabasını dolduracak gücümüz var mı?</p>

<p>Herkesin dilinde mega proje var, mega yatırımlar var.<br />
Vatandaşın dilinde ise tek bir soru var:<br />
<strong>“Ben bu pazardan ne alabilirim?”</strong></p>

<p>Ve cevap:<br />
Belki bir bardak limonata…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Jun 2025 10:19:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baba ocağının kapısı</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/baba-ocaginin-kapisi-217</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/baba-ocaginin-kapisi-217</guid>
                <description><![CDATA[Baba ocağının kapısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dün Memleket Partisi Genel Merkezi’nde bir masa kuruldu. Ama bu sadece bir görüşme değil; bir belleğe, bir hesaba ve bir vicdana çağrıydı. Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, CHP Genel Başkanı&nbsp;Özgür Özel’i ağırladı. Kim ne derse desin, bu buluşma siyasetin değil, aidiyetin, vefanın ve sorumluluğun konuşulduğu bir gündü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">CHP’liler zaman zaman kendi içinde sert eleştiriler yapar, yollar ayrılır, fikirler çatışır. Ama bilinir ki, büyük çınarın gövdesi sağlamdır. Zamanı geldiğinde herkes yine o gövdenin gölgesine döner. Dün olan tam da buydu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Muharrem İnce, Cumhuriyet Halk Partisi’nin şüphesiz ki evladıdır. Eleştirileriyle, çıkışlarıyla, hatta ayrılışıyla bile partinin tarihine bir iz bırakmıştır. Ancak dün, o ayrılıktan çok, dönüşün ihtimali konuşuldu. Özgür Özel’in "baba ocağı" vurgusu sıradan bir söz değildi. O söz, sadece İnce’ye değil; küsmüş, uzaklaşmış, dışlanmış hisseden tüm CHP’lilere bir çağrıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birlikten kuvvet doğar sözünü çok duyduk. Ama o kuvvet sadece seçim kazanmakla değil, birbirini affetmekle, birlikte yürümeyi yeniden öğrenmekle gelir. Özgür Özel bunu gösterdi. Kolay olanı değil, doğru olanı yaptı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elbette bu süreç sancısız olmayacaktır. Parti içinde farklı sesler çıkabilir, tereddütler olabilir. Ama şunu unutmamalıyız: Bugün artık seçim hesaplarından öte bir yerdeyiz. Bu ülke demokrasi, laiklik ve sosyal adalet gibi temel değerler için topyekûn bir mücadele veriyor. O yüzden kimsenin dışarıda kalmaya, küs kalmaya hakkı yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Muharrem İnce döner mi, dönmez mi? Bu sorunun cevabı birkaç güne netleşir. Ama asıl mesele şudur: CHP’liler olarak kapıyı açık tuttuk mu? Bu büyük bir soru işaretidir. Cumhuriyet Halk Partisi, kişilerin değil, ilkelerin partisidir. Ve bu ilkeler, affetmeyi, bütünleşmeyi, birlikte yürümeyi içerir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Baba ocağının kapısı hep açık kalsın ama;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">-yolsuzluklarla anılan devşirmeler,</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">- yasak aşk ilişkileriyle anılan devşirmeler,</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">- makamı zengin olma aracı olarak kullananlar,</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">-ekmek yediği çanağa pisleyenler kapıdan içeri&nbsp; dahi girmesin. </span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Jun 2025 09:48:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydında esnafın sessiz gücü: Muhammet Ali Künkcü</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/aydinda-esnafin-sessiz-gucu-muhammet-ali-kunkcu-216</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/aydinda-esnafin-sessiz-gucu-muhammet-ali-kunkcu-216</guid>
                <description><![CDATA[Aydında esnafın sessiz gücü: Muhammet Ali Künkcü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir şehirde güne en erken kim başlar diye sorsanız, yanıt bellidir: Esnaf.<br />
Sabahın ayazında kepenk açan, öğle sıcağında tezgâh başında kalan, akşamın yorgunluğunda hâlâ müşteriyle güleryüzle konuşan…<br />
İşte bu sessiz ama onurlu mücadelenin bir başka tarafında, onları yalnız bırakmayan, görünmeyen emeğiyle omuz veren bir isim var Aydın’da: Muhammet Ali Künkcü.</p>

<p>Künkcü’nün adı, bugün Aydın Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin başkanı olarak bilinse de; onun esas tanımı, “esnafın dert ortağı” olmasıdır.</p>

<p>Henüz ilk döneminde olan biri için yaptığı işler şaşkınlık uyandıracak seviyede.<br />
Birliğin kapıları artık sadece resmî evraklar için değil, dert anlatmak için de açılıyor. Ve bu kapıdan içeri giren herkes, karşısında çözüm arayan bir anlayış buluyor. Buharkent’teki marangoz da, Didim’deki kuaför de aynı sıcaklığı hissediyor. Çünkü Künkcü’nün en büyük başarısı, “eşit yakınlıkla” herkesin elini tutabilmesinde.</p>

<p>Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği başkanlığında göreve gelmeden yaptığı Demirciler Sitesi Projesi gibi devasa yatırım, onun sadece günü değil geleceği planladığını gösteriyor. O dükkânlar sadece duvar ve çatılardan ibaret değil; onlarca ailenin umudu, çocuğunun eğitimi, ailesinin geçimi oldu. Ekonomik olduğu kadar sosyal bir başarı hikâyesi bu.</p>

<p>Birliğin 82 odası ve 51 bini aşkın üyesi var. Bu sayının büyüklüğünü kavrayınca, yönetmenin ne kadar zor olduğunu da fark ediyorsunuz. Hele ki ekonomik krizlerin, belirsizliklerin, kiraların, maliyetlerin yakıp geçtiği bir dönemde… Ama Künkcü, yangının ortasında bile soğukkanlılığını yitirmeyen bir kaptan gibi gemiyi sağlam limana çekmeye çalıştı.</p>

<p>Bugün Aydın’ın en ücra köşesindeki esnaf, bir cenazede yanında kimi göreceğini, bir düğünde ilk kutlayanlardan kimin olacağını biliyor. Çünkü Künkcü sadece toplantı salonlarında değil, sokakta da yanlarında.</p>

<p>Bu çağda yöneticilerin en çok unuttuğu şey mütevazılık. Ama Künkcü’nün en büyük gücü de bu zaten: Sessizliğiyle güven veren bir lider olması.<br />
O bağırmadan duyulan bir sestir.<br />
O görünmeden hissedilen bir omuz.<br />
O esnafın yalnız olmadığını bilmesini sağlayan bir duruş.</p>

<p>Belki manşetlere çıkmaz.<br />
Belki de kendi adını öne koymaz.<br />
Ama Aydın’da her esnaf bilir ki, başı dara düşerse bir telefon uzağında samimi bir dost vardır.<br />
Ve işte bu yüzden, Muhammet Ali Künkcü sadece bir birlik başkanı değil, Aydın esnafının vicdanıdır.<br />
Bu vicdan, bu samimiyet ve bu duruş sayesinde önümüzdeki dönemde de sandıktan güçlenerek çıkacağına şüphe yoktur.<br />
Çünkü esnafın teveccühü, hiçbir zaman yüksek sesle değil, gönül diliyle&nbsp;kazanılır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Jun 2025 12:04:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mikrofona hazırlıksız, koltuğa hazır</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/mikrofona-hazirliksiz-koltuga-hazir-215</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/mikrofona-hazirliksiz-koltuga-hazir-215</guid>
                <description><![CDATA[Mikrofona hazırlıksız, koltuğa hazır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayramlaşma törenleri genellikle sarılmaların, şeker ikramlarının, “Aman ağzımızın tadı kaçmasın” temennilerinin mekanıdır. Ancak bu bayram CHP Aydın örgütünün töreninde, siyaset sahnesine damlayan bir cümle tüm ikramların önüne geçti:<br />
“Hazırlıklı değilim.”</p>

<p>Bu cevabın sahibi ise Efeler Belediye Meclisi’nde CHP listesinden oturan ve Belediye Başkan Yardımcılığı görevine getirilen&nbsp;ama siyasi nüfus kağıdı MHP’den olan Hakan Apaydın.</p>

<p>Bir gazeteci mikrofona uzanıyor, klasik bir bayram selamı ya da birkaç temenniden fazlasını bekliyor. Ama Hakan Bey’in ifadesi öyle değil. O an gözlerinde bir "Hayır, bu soruya çalışmadım" paniği, dilinde ise hayattan bir ara verme tuşu var:<br />
"Hazırlıklı değilim."</p>

<p>Ne güzel bir samimiyet değil mi? Şeffaf siyaset diye buna derim! Adam meclise hazır, kürsüye değil. O koltukta oturmak kolay ama iki cümle kurmak işin zor kısmı. Haklı… Bayramda insanlar tatlı yer, beyanat değil.</p>

<p>Ancak ister istemez şu soru kafaları kurcalıyor:<br />
Meclise girerken bir “hazırlık sınavı” yok muydu? Yoksa belediye meclis üyeliği artık “sürpriz yumurta” usulü mü dağıtılıyor? Açıyorsun, içinden ya bir sosyal demokrat çıkıyor ya da bir “ben aslında MHP’liyim ama bu dönem nasip böyleymiş” diyen biri...</p>

<p>Mikrofon, siyasetçinin aynasıdır. Kimi mikrofonu görünce koşar, kimi kaçacak yer arar. Apaydın ise en dürüst refleksi verdi: "Hazır değilim."<br />
Ne yalan söyleyeyim, biz de hazırlıklı değildik bu cevaba!</p>

<p>Ancak gelecek için bir öneri: Bir dahaki bayramlaşmaya gelirken çikolatanın yanına birkaç cümlelik bir “bayram konuşması taslağı” da koymak fena olmaz. Zira bu şehir susan değil, konuşan; hazır olmayan değil, hazırlıklı yönetilen bir belediye hak ediyor.</p>

<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="quality" value="high" /><param name="movie" value="https://www.facebook.com/reel/697779366543721/?share_url=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Fshare%2Fr%2F1EcpvBYf9d%2F&amp;rdid=89gTZRd1tFRBe1uf" /><embed pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" quality="high" src="https://www.facebook.com/reel/697779366543721/?share_url=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Fshare%2Fr%2F1EcpvBYf9d%2F&amp;rdid=89gTZRd1tFRBe1uf" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jun 2025 11:59:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>6 kişilik aşure maliyeti</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/6-kisilik-asure-maliyeti-214</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/6-kisilik-asure-maliyeti-214</guid>
                <description><![CDATA[6 kişilik aşure maliyeti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Muharrem ayı ile yurdum insanında aşure telaşı başladı. Bolluk ve bereketin simgesi aşure hazırlamak için de maliyet oldukça arttı. 6 kişilik hazırlanmazda 6 kişilik aşure hazırlamanın maliyeti geçen sene 121 TL iken 165 TL’ye çıktı. Her sektörteki fiyat artışları gibi temel ihtiyacımız olan gıda da nasibini aldı. Aşurenin bir kasesi 27.5 TL’ye geliyor artık.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değerli okurlar 6 kişilik aşure malzemelerini sizinle paylaşmak istiyorum.Emekli maaşıyla veya asgari ücretle geçiniyorsanız, Reisin talimatına uyup en az üç çocuk yaptıysanız işiniz zor ama yine de kolaylıklar diliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">150 gr. Aşurelik buğday 3.50 TL, 80 gr. Nohut 9 TL, 60 gr. Kuru incir 35 TL, 60 gr. 18 TL, 60 gr. Kuru kayısı 33 TL, 50 gr. Fındık içi 25 TL, 150 gr. Kuru fasülye 15 TL, 200 toz şeker 8 TL, 20 gr. Pirinç 1.5 TL, bir tutam karanfil 15 TL, 300 gr. Süt 12 TL ...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sıradan 6 kişilik bir aşurenin malzemeleri bunlar. Dilerseniz&nbsp; ceviz içi, badem, fıstık vs. Ekleyebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İyi haftalar.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 09:23:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİRACININ TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ İLE TAHLİYESİ</title>
                <category>Av. Ayşe Nur Altıncı</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kiracinin-tahliye-taahhutnamesi-ile-tahliyesi-213</link>
                <author>avaysenuraltinci@gmail.com (Av. Ayşe Nur Altıncı)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kiracinin-tahliye-taahhutnamesi-ile-tahliyesi-213</guid>
                <description><![CDATA[KİRACININ TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ İLE TAHLİYESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tahliye taahhütnamesi, kiracının konut veya iş yerini belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği icra edilebilir bir belgedir. Türk Borçlar Kanunun 352. maddesinde "Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği halde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir." denilerek hüküm altına alınmıştır.Ayrıca kiracının kendisinin taahhütte bulunması gerekir; yakınlarının, eşinin veya çocuklarının taahhütleri geçerli değildir. Kiralananın aile konutu olduğu durumlarda ise kira &nbsp;sözleşmesine taraf olan eşin de aynı şekilde izin vermesi gerekmektedir. Tahliye taahhüdünün amacı kiracının kiraya verene karşı belirli bir tarihte kiralananın boşaltmayı taahhüt etmesi olup bu kapsamda kiraya veren başkaca bir sebebin varlığına gerek duymaksızın ve tazminat yükümlülüğü altına girmeksizin kira ilişkisini sona erdirme imkanına sahip olmasıdır.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu kapsamda tahliye taahhüdünün yalnızca konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından düzenlenebileceğinin altı çizilmekle beraber bu taahhüdün hukuken geçerli kabul edilebilmesi, belirli şartlara bağlıdır. Başka bir söylemle genel hükümlere tabi olarak akdedilmiş kira sözleşmelerinde TBK 352/1 hükmü uygulama alanı bulmayacak ve bu kapsamda bir tahliye taahhüdü yapılamayacaktır.&nbsp;</p>

<p>Tahliye Taahhütnamesinin Geçerlilik Şartları:</p>

<p>1)Taahhüdün yazılı olması<br />
Kanunda kira sözleşmesinin şekline ilişkin bir kısıtlama yer almamakla birlikte tahliye taahhüdüne ilişkin şekil şartı aranmaktadır.Türk Borçlar Kanunu md. 352/1 hükmünde de açıkça belirtildiği üzere; tahliye taahhütnamesinin yazılı olması gerekmektedir. Fakat ayrıca bir kriter belirlenmemiş olmakla taahhüdün adi yazılı şekilde yapılması yeterli görülmüştür. Sözlü tahliye taahhüdüne dayalı olarak kiracının tahliyesinin talep edilebilmesi mümkün değildir. Ancak tahliye taahhüdünün noter tarafından düzenlenmesi ya da onaylanması kiralayana ispat kolaylığı sağlayacaktır. Taahhüt içeriğinde kiracı ismi, kiralanan yer ve adresi, kiraya verenin ismi ve tahliye tarih bilgilerinin net olarak yazılmış ve açıkça anlaşılır olması yeterlidir.</p>

<p>2)Tahliye taahhüdü kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından verilmiş olmalıdır.<br />
Yazılı tahliye taahhüdünün geçerliliği açısından taahhütte bulunan kişi önemli olup kiracı dışında, aynı konutu veya işyerini kullanan kişilerin kendi başlarına verecekleri yazılı tahliye taahhüdü geçerli olmayacaktır ancak kiracı bizzat tahliye taahhüdü verebileceği gibi yetkili temsilcisi de tahliye taahhüdü verebilmektedir.<br />
Birden fazla kiracının bulunduğu sözleşmelerde ise taahhüdün bütün kiracılar tarafından verilmesi taahhüdün geçerliliği için zorunludur. Fakat kira sözleşmesinde kiracılardan birine yazılı tahliye taahhüdünde bulunabilmesi için yetki verilmişse bu halde yetki verilen kiracı tarafından taahhütte bulunulması yeterlidir.</p>

<p>3)Taahhütname kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı üstlendiğine dair beyan içermelidir.<br />
Tahliye taahhütnamesinde tahliye tarihinin açıkça belirtilmesi gerekir. Belirlenen tarihin açık ve net olması gerekmekte olup kira süresinin bitiminden önceki ya da sonraki bir tarih kiracı ile kiraya veren arasında tahliye tarihi olarak belirlenebilir.</p>

<p>4)Tahliye taahhüdü kiralananın kiracıya tesliminden sonra hazırlanmalıdır.<br />
Kira sözleşmesi ile beraber hazırlanan taahhüdün geçerliliği bulunmamaktadır. Önemle belirtmek gerekir ki kira sözleşmesinden önce verilen tahliye taahhütleri ve hatta kira sözleşmesi yapılmış olmakla birlikte kiralananın kiracıya tesliminden önce yapılmış olan tahliye taahhütleri geçersiz kabul edilmektedir. Tahliye taahhüdünde düzenleme tarihi ve tahliye tarihinin ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği de bu şart kapsamında açıkça anlaşılmaktadır ancak kiracı, kira ilişkisi kurulmadan ya da kira ilişkisi kurulurken alındığı iddia edilen tahliye taahhüdünün geçersiz olduğunu yazılı delil ile ispat etmelidir.Bu kapsamda Yargıtay içtihatlarında da ispat yükünün Kiracıda olduğu belirtilmiştir.</p>

<p>Tahliye Taahhütnamesi ile &nbsp;Kiracının &nbsp;Tahliye Edilmesi İçin Başvurulacak Yollar</p>

<p>Kiracı tarafından taahhüt edilen tarihte taşınmazın boşaltılmaması halinde kiraya veren tarafından icra yolu tercih edilebilir. Bu durumda kiraya verenin, taahhüt edilen tarihten itibaren 1 ay içerisinde kiracı aleyhine icra takibine başlaması gerekmektedir.<br />
Kiracı tarafından taahhüt edilen tarihte taşınmazın boşaltılmaması halinde kiraya veren tarafından dava yolu tercih edilebilir. Bu durumda kiraya verenin taahhüt edilen tarihten itibaren 1 ay içerisinde sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açması&nbsp;gerekmektedir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Jun 2024 11:58:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/11/ayse-nur-altinci-1667909178.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bulvar anketi</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/bulvar-anketi-212</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/bulvar-anketi-212</guid>
                <description><![CDATA[Bulvar anketi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değerli okurlar yerel seçimlere sayılı günler kaldı. Adaylar sahada çalışmalarına devam ediyor.İftar sofraları, pazarlar, esnaf ziyaretleri vs. Devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seçimi kazandık diyenler, şimdiden başkan yardımcılıkları, müdürlükler, yönetim kurulu üyelikleri pazarlığı yapanlar fotoğraf karelerine girmek için adeta birbirleriyle yarışıyor. Bir yandanda sosyal medya üzerinden anketler açıklanıyor. Anket yayınlatıp algı yaratmaya çalışanlara ise cevabı Efeler’de <strong>Egemenlik Bulvarı, Adnan Menderes Bulvarı, Atatürk Bulvarı, Hürriyet Bulvarı, Girne Bulvarı, Taşlıboğaz Bulvarı, Gazi Bulvarı, Efekent Bulvarı, Mimar Sinan Bulvarı, Turgut Özal Bulvarı ve Aydın Bulvarı </strong>verecek. Yahu sen sokağa çıktığında sana kaç kişi selam veriyor? Efeler’de yaşayan kaç kişiyle anın var? Kaç kişinin yüreğine dokundun? Kaç kişinin düğününe, cenazesine gittin? Kalem, çakmak dağıtmakla, yövmiyeli adam tutup broşür dağıtmakla, anket yayınlatıp algı yaratmakla, sosyal medya da sahte takipçi satın almakla seçim kazanılmaz. Seçimlerde başarılı olmak istiyorsanız, yüreklere dokunmanız gerekiyor. Halletcez abi, biz yapcaz abi demekle olmuyor bu işler. Elindeki imkanlar doğrultusunda sorunmu çözdün, Sorun mu yarattın ona bakıyor vatandaş. Efeler’de yapılan hizmetleri arttıracakmısın, yoksa yapılanları yıkacakmısın ona bakıyor&nbsp; vatandaş.</span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 Mar 2024 13:09:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ADÜ&#039;de duygu sömürüsü</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/adude-duygu-somurusu-211</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/adude-duygu-somurusu-211</guid>
                <description><![CDATA[ADÜ'de duygu sömürüsü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Adnan Menderes Üniveritesi Hastane bölgesinde uzun zamandır dikkatimi çeken olaylar yaşanıyor.Bu olayları siz değerli okurlarımızla paylaşmak istedim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’ne sanırım gitmeyen yoktur.Bahsedeceğim olaylada mutlaka en az bir kez karşılaşmışınızdır.Hastahaneler genelde vatandaşların en duygusal olduğu kamu alanlarıdır. Bu kamu alanlarında vatandaşların duygusal boşlukta olmalarını fırsat bilen bazı insanlar, aylardır hatta yıllardır hastahane bahçelerini geçim kaynağı olarak görüyor.Poliklinik girişi ve hasta ziyaretçi girişi önünde 1-2 duygu sömürücüsü hastahaneye tedaviye veya hasta ziyaretine gelen insanlardan “köyden geliyorum yol param yok bana yardımcı olabilirmisin?”, “İlaç almam gerekiyor param yok, yardım edermisin?”, “Araba arıza yaptı çekici çağırdım çekiciye vericek param yok yardım edermisin?” gibi bahanelerle para istiyorlar. Her hastahaneye çıktığımda bu utanç verici manzarayla karşılaşıyorum.Ben bu kişilere aldanmıyorum ama emin olun bu insanların tuzağına düşen bir&nbsp; çok vatandaşımız var. Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nin önünde gerçekleşen bu duygu sömürüsüne birilerinin dur demesi gerektiğini düşünüyorum. Yeni atanan Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent ve Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Baş Hekimi Mücahit Avcil’i bu konuyu derhal çözmelerini talep ediyorum... Ayrıca Mücahit beyi müsait olduğu akşamlar Acil Servise gidip, hasta yataklarının ne kadar temiz olduğunu görmesini öneriyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Nov 2023 10:31:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP Aydın İl Kongresi rüya gibiydi</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/chp-aydin-il-kongresi-ruya-gibiydi-210</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/chp-aydin-il-kongresi-ruya-gibiydi-210</guid>
                <description><![CDATA[CHP Aydın İl Kongresi rüya gibiydi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçtiğimiz hafta içi Atatürk Spor Salonu’nda Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Aydın İl Kongresi gerçekleşti. Tek Adaylı gerçekleşen Aydın’ın iktidar partisinin il kongresi RÜYA gibiydi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">776 kişi kapasiteli salon doldu taştı. Salonda yaklaşık 5 bin kişi vardı.Parti yöneticileri, Aydınlı vatandaşların kongreyi takip etmesi için salona dahi girmedi.Didim’den Buharkent’e tüm ilçe örgütleri spor salonu önündeydi. Tek başına seçime giren çok değer verdiğim il başkanı ağabeyim Hikmet Saatçı bilim dolu&nbsp;konuşmasında birlik beraberlik mesajları verdi.Parti’den istifa eden yöneticileri ve üyeleri partiye yeniden nasıl kazandıracağını salonu dolduran vatandaşlara anlattı. Aydın’ın 4 milletvekili ve çevre illerden kongreye gelen milletvekilleri il başkanı Hikmet Saatçı’yı ayakta dakikalarca alkışladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aydın Milletvekilleri Bülent Tezcan, Süleyman Bülbül, Evrim Karakoz ve eğitimiyle, kültürüyle yaşam tarzıyla örnek aldığım Hüseyin Yıldız konuşmak için sahneye çıktığında alkış tufanı koptu. Aydınlı vekillere gösterilen ilgi bana Fenerbahçeli taraftarların Atatürk Spor Kompleksi’ndeki ‘Samanyolu’ şovunu hatırlattı.Tribünde ki partili gençler Aydınlı Milletvekillerin ‘ Ön seçim olmassa bir daha aday olmam’ söylemlerini onaylarcasına dakikalarca ‘Ön Seçim’ sloganları attılar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 14 Mayıs ve 28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerindeki büyük başarısı kongre salonuna yansımıştı. Parti üyelerinin yanı sıra Aydınlı vatandaşlar salonu hınca hınç doldurmuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gerçekleşen kongre, Barkan Kalınomuz-Hüseyin Yıldız, Mustafa Müftüoğlu-Hikmet Saatçı, Bayram İnci-Soner Kaplan ve milletvekilliği için il başkanlığından istifa edip sonra eczacılık mesleğine geri dönen Ali Çankır’ın tek adaylı kongrelerinden çok daha farklıydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Önceki kongrelerde tribünler boştu.Hatta ve hatta kongreye katılmayan ilçe başkanı, belediye başkanı ve ilçe örgütü dahi vardı. Milletvekilleri, il başkan adayları boş salona konuşurlardı. Ama geçtiğimiz hafta gerçekleşen Cumhuriyet Halk Partisi Aydın il kongresi öylemiydi?</span></span></p>

<p><strong>MUTLU HAFTALAR AYDIN</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Oct 2023 09:47:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kiralanan Taşınmazın İhtiyaç Nedeniyle Tahliyesi</title>
                <category>Av. Ayşe Nur Altıncı</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kiralanan-tasinmazin-ihtiyac-nedeniyle-tahliyesi-209</link>
                <author>avaysenuraltinci@gmail.com (Av. Ayşe Nur Altıncı)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kiralanan-tasinmazin-ihtiyac-nedeniyle-tahliyesi-209</guid>
                <description><![CDATA[Kiralanan Taşınmazın İhtiyaç Nedeniyle Tahliyesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin sona erdirilebilmesi için dava açma yetkisi Türk Borçlar Kanununca kiralayana tanınmıştır. Kiralanan taşınmazın ihtiyaç nedeniyle tahliyesine ilişkin dava, kiralayanın kendisi veya yakınlarının kiralanana olan ihtiyacı nedeniyle açılabilen bir davadır. Bu dava, hem konut hem de çatılı işyerlerini tahliye etmek için açılabilir. Kiralanan taşınmazın tahliyesine dair talep mahkemece kabul edildiği takdirde kiracının kiralananı boşaltması gerekir.<br />
Türk Borçlar Kanununa göre, kiralanan taşınmazın ihtiyaç nedeniyle tahliyesine yönelik dava iki halde açılabilir. İlki, kiraya verenin kendisi veya yakınlarının konut ya da işyeri ihtiyacı nedeniyle açılabilirken bir diğer hal ise kiralananı sonradan edinen kişinin konut veya işyeri ihtiyacı nedeniyle açabilmesidir.<br />
Türk Borçlar Kanununun kiraya verenin kendisi veya yakınlarının konut ya da işyeri ihtiyacına yönelik tahliye hükümlerini düzenleyen “Gereksinim, yeniden inşa ve imar” başlıklı 350. maddesine göre, “Kiraya veren, kira sözleşmesini; 1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, 2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.”<br />
Kanun düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilmek için birtakım unsurların varlığı zorunludur. Öncelikli olarak kiralayanın veya yakınlarının ihtiyacının gerçek ve samimi olması gerekir. İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında kiralayan tarafta iddia edilen ihtiyacın var olup olmadığı ayrıntılı bir şekilde incelenmelidir (Gümüş, 2013: 421). Kiralayan ihtiyaç iddiasını her türlü delille ispatlayabilir. Bu konudaki en büyük karine ise kiraya verenin de kiracı olmasıdır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2013/4985 E. 2013/2188 K. ) Kiralayanın tahliye davası açabilmesi için ihtiyacın doğmuş olması gerekir. Doğmamış veya yakın bir zamanda da doğma ihtimali olmayan bir konut ihtiyacı için tahliye davası açılamaz (Tunaboylu, 2006:153). Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamaz. Yargılama devam ederken kiralananın ihtiyaç sahibi tarafından satılması ihtiyaç iddiasının gerçek ve samimi olmadığını gösterir.<br />
Kanun maddesinde belirtilen tahliye sebeplerinden bir tanesi de kiralanan konuta, bizzat kiraya verenin, eşinin, altsoyu veya üstsoyunun ya da kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimselerin, ihtiyacın zorunlu olması halidir.<br />
Kiralayanın başka bir konutu olmasına rağmen bazı sebeplerle bizzat kiraladığı konutta oturma zorunluluğu ortaya çıkabilmektedir. Bazen kiralayan her ne kadar kendine ait bir konutta oturuyor dahi olsa; düğün hazırlıkları, sağlık sorunları, kiralanan taşınmazın elverişli bir konuma sahip olması gibi sebeplerle kiralanan konuta ihtiyaç duyabilmektedir. Bunun bir sonucu olarak da tahliye talebi değerlendirilirken kiralayanın tahliye talebinde bulunulan konuta gerçekten ihtiyacı olup olamadığı noktasında daha ayrıntılı bir araştırma yapılması gerekir (Zevkliler ve Gökyayla, 2013: 338; Burcuoğlu, 1993: 355).<br />
Kiraya verenin hâlihazırda oturduğu konutunun fiziki özelliklerinin tahliyesi istenen kiralanana göre daha elverişsiz olması nedeniyle tahliye davası açılabilir. Bunun için kiraya verenin mevcut durumunun değişmesi de ihtiyacın varlığını geçerli kılar.<br />
Konut ihtiyacı nedeniyle kiraya veren eşi için de kiralananı tahliye davası açabilir. Ancak buradaki “eş” kavramı, Türk Medeni Kanununa uygun ve evlilik ilişkisinin devam ettiği anlamda olmalıdır. İmam nikâhıyla dinen kazanılan eş sıfatı bu anlamda değerlendirilemez. Bu konut aynı zamanda TMK m. 194 uyarınca aile konutu niteliğindedir. Eşlerin aile konutuna boşanmaya neden olacak şekilde, haklı bir sebebe dayanmadan dönmemeleri ise söz konusu olamaz. Bu bağlamda eşler arasındaki evlilik ilişkisinin hukuki olarak sona ermesi (boşanma) durumunda, eşin konut ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açılamaz. Evlilik ilişkisinin hukuken sona ermediği bazı durumlarda ise kiraya verenin eşinin konut ihtiyacı zorunlu bir ihtiyaç olarak değerlendirilmiştir. Nitekim boşanma ya da ayrılık davasının açılmasıyla eşler ayrı bir konuta çıkma hakkını kullanmak isteyebilirler. Kiraya verenin eşinin boşanma ya da ayrılık davası süresince ayrı bir konutta oturmak istemesi eş açısından konut ihtiyacının gerçek ve samimi olduğunu gösterir.<br />
Kiraya veren, kendisi ve eşinden başka “altsoyu, üstsoyu ve kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler” için de konut ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açabilir. Hukuki yönden altsoy, kişinin kan bağının bulunduğu çocuk, torun ve onların çocuklarını ifade eder. Kiraya verenin altsoyu olma, bu anlamda bir bağ taşıması gerekir. Bu sebeple, kiraya verenin üvey çocuğu olma bu anlamda bir bağ taşımaz.<br />
İşyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açılabilmesi için konut ihtiyacında olduğu gibi ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması gerekir. Aynı zamanda işyeri kiralarına ilişkin tahliye davaları kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ve kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişilerin ihtiyacı nedeniyle açılabilir. Bu yönüyle işyeri ile konut ihtiyacı nedeniyle kira sözleşmesinin sona erdirilmesi benzerlik gösterir. Nitekim TBK m. 350 hükmünde “konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa” denilerek konut ihtiyacı açısından geçerli olan durumların işyeri ihtiyacı açısından da geçerli olması öngörülmüştür.<br />
Kira sözleşmesinin belirli süreli olduğu hallerde, sözleşme süresi dolmadan kiracı tahliye edilemez; tahliye davası sözleşme süresinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde açılmalıdır. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise kanunda fesih dönemi ve bildirimi için düzenlenen sürelere uyularak belirlenen tarihten itibaren bir ay içinde tahliye davası açılmalıdır.<br />
Türk Borçlar Kanununun kiralananı yeni edinenin ihtiyacı nedeniyle tahliyesi hükümlerini düzenleyen “Yeni malikin gereksinimi” başlıklı 351. maddesine göre “- Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.”<br />
Kiralananı yeni edinen gerçek kişi olabileceği gibi, tüzel kişi de olabilir. Ancak tüzel kişiler işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açabilirken, konut ihtiyacı için tahliye davası açamazlar.<br />
Kiralanan taşınmazın ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme ise kiralananın bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak 1 Eylül 2023 itibariyle yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen madde 18/B’de yer alan düzenlemeye göre; kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Dolayısıyla 1 Eylül 2023’ten itibaren ihtiyaç nedeniyle tahliye davasını açmadan önce, kiralayan bakımından arabuluculuk yoluna başvurulması zorunludur. Başka deyişle arabuluculuk yoluna başvuru, dava şartıdır aksi halde dava esasa girilmeksizin salt arabuluculuk yoluna başvurulmadığından reddedilecektir.<br />
Türk Borçlar Kanununun “Yeniden kiralama yasağı” &nbsp;başlıklı 355. Maddesine göre ise “Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz.” Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz. Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.<br />
Sonuç olarak Türk Borçlar Kanununa göre ihtiyaç nedeniyle açılacak olan tahliye davasında ilk olarak dikkat edilmesi gereken konu fesih ile dava süresidir. Bununla birlikte ihtiyaç ve ihtiyacın gerçek ve zorunlu olması; esas itibariyle ihtiyaç sebeplerinin genişliği ve farklılıkları açısından geniş kapsamlı bir konu olup bunun ayrıca değerlendirilmesi ve her türlü delille ispatlanması gereklidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Sep 2023 09:47:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/11/ayse-nur-altinci-1667909178.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.134)</title>
                <category>Av. Ayşe Nur Altıncı</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-sucu-tck-m134-208</link>
                <author>avaysenuraltinci@gmail.com (Av. Ayşe Nur Altıncı)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-sucu-tck-m134-208</guid>
                <description><![CDATA[Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.134)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Ceza Kanunun 134. maddesinde düzenlenen “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal” suçu kanun metninde “(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (2) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.” şeklinde ifade edilmiştir.<br />
Bahsi geçen maddede ifade edilen özel hayat kavramı, kişilerin kamuya kapalı alanlarda olup sadece kendi ilgi alanında bulunan veya sınırlı bir çevreyi kapsamasını istedikleri hareketlerini içeren hayatıdır. Kişinin herkesin bilmediği ancak kendi istediğinde başkalarına açıkladığı, tamamen kendisine özel yaşam şekli ve bilgilerinin tamamını içerir. Bu nedenle kişinin kamuya açık alanda bulunması, bu alandaki her görüntü veya sesinin dinlenilmesine, izlenilmesine veya kaydedilmesi ile elde bulundurulmasına rıza gösterdiği anlamına gelmez. Bu sebeple, ne şekilde olursa olsun kişinin özel alanlarına girilmesi, ifşa edilmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacaktır. Örneğin; kişinin özel eşyalarının karıştırılması, evinin veya odasının gizlice gözetlenmesi &nbsp;bu suça vücut verir.<br />
Türk Ceza Kanununun 134. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde düzenlenen özel &nbsp; &nbsp;hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşabilmesi içi ihlal edilen kişilik alanının kaydedilmesi gerekmeyip çıplak gözle seyredilmesi ya da özel hayat kapsamına giren seslerin, anlaşılmaz olsa dahi gizlice dinlenilmesi yeterlidir.<br />
Türk Ceza Kanununun 134. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde bir özel hayat alanına ilişkin görüntü veya sesin kaydedilmesi düzenlenmiştir. Kaydedilmiş ses veya görüntünün anlaşılabilir olup olmadığı önemli değildir, kanun gizlice kaydetmenin suçun oluşmasına yeterli olduğunu belirtmiştir.&nbsp;<br />
Türk Ceza Kanununun 134. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen suçun oluşabilmesi için ise kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesin hukuka uygun olarak elde edilmiş olsa dahi ilgili kişinin rızası olmadan paylaşılması, kamuoyuna duyurulması yeterlidir ancak burada suçun oluşabilmesi için ilgili kişinin kaydedilen ses veya görüntüsü anlaşılabilir olmalıdır.&nbsp;<br />
Bir kimsenin açık alandaki alelade resimlerinin sık sık çekilmesi halinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşmasa da, TCK md. 123’te tanımlanan “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu oluşabilir (Y12CD-K:2012/5809).<br />
Herkes ayrımsız özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun mağduru olabilir. Gerçekten, bir okul çocuğunun, oyun çocuğunun, akıl hastası bir kimsenin vs. izlenmesi, muhtemel veya muhakkak bir zararı önlemeye matuf olmadıkça, özel hayatın gizliliğinin ihlalidir. Suçların takibi şikâyete bağlıdır ( TCK. m. 139 ). İlk fıkrada düzenlenen özel hayat alanlarının kaydedilmeyip sadece izlendiği hallerde suçun cezası bir yıl ile üç yıl arasında düzenlenmiş olup ikinci fıkradaki gibi kişinin rızası olmadan paylaşma halinde ise ceza iki yıl ile beş yıl arasında düzenlenmiştir.</p>

<p>(Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar (Prof. Dr. Zeki Hafızoğulları, Doç.Dr. Muharrem Özen)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Aug 2023 15:42:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/11/ayse-nur-altinci-1667909178.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hikmet Ağabeyi Severim, Küçük Düşürmeyin</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/hikmet-agabeyi-severim-kucuk-dusurmeyin-207</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/hikmet-agabeyi-severim-kucuk-dusurmeyin-207</guid>
                <description><![CDATA[Hikmet Ağabeyi Severim, Küçük Düşürmeyin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçi ağabeyim 'Kılıçdaroğlu Efeler’de ki usulsüzlükler için inceleme başlatacağının sözünü verdi' başlıklı haberimizin üzerine; ‘Bazı haber sitelerinde çıkan Efeler İlçe Mahalle Delege Seçimleri ile ilgili haberler gerçekleri yansıtmamaktadır.Mahallelerde yapılan delege seçimlerimizde tüzük ve yönetmeliğimize aykırı bir durum söz konusu değildir. Tüm ilçelerimizde yapılan delege seçimlerimiz parti hukukuna uygun bir şekilde devam etmektedir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Kamuoyuna saygı ile duyurulur.’ diye bir açıklama yaptı.Üzülerek okudum açıklamasını…</p>

<p>Benim için ağabeylik sıfatının değeri, paha biçilemez. Hikmet Saatçi bu partinin ağabeyidir.Parti için harcadığı emek tartışmaya&nbsp;kapalıdır.Ama ya yanlış yönlendiriyorlar ya da Hikmet Ağabeyimden Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi tarafından 23 Haziran 2023 tarihinde Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre ve Genel Sekreter Neslihan Hancıoğlu tarafından imzalı İl Başkanlıklarına gönderilen ‘ İlçe Kongresi Delege Seçimlerinin yapılması’ konulu genelgeyi gizliyorlar.&nbsp;</p>

<p>Hikmet Ağabeyim, son il başkanı Ali Çankır’ın istifasından sonra dışarıdan atama ile İl Başkanlığı görevine atandı. Sanırım seçimle gelen il yöneticileri,Hikmet Ağabeyimin atama ile dışarıdan görevlendirilmesini sindirememiş ki ağabeyimden evrak saklıyorlar.Yanlış yönlendiriyorlar. Hikmet Saatçi parti için&nbsp;büyük değerdir.Kimse oyunlarına onu alet etmesin. İl başkanlıklarına gönderilen genelgede&nbsp;açık açık yazıyor efendim; İlçe kongresi delege seçimlerinin tamamı, aynı gün ve aynı yerde YAPILMAYACAK; her muhtarlık bölgesine UYGUN OLAN YERLER ve denetime uygun tarihlerde yapılacaktır. Seçimlerin ŞEFFAF biçimde yapılması örgütün en önemli görevidir. Seçimler duyurulan yerlerde ve saatlerde üyelerin katılımı sağlanarak yapılacaktır. Seçimlerde birden fazla kisinin bir araya gelip liste halinde oylamaya katıldıkları yerlerde her listenin bir temsilcisinin seçimi TAKİP ETMELERİ SAĞLANMALIDIR.’</p>

<p>Sayın il başkanım değerli ağabeyim Hikmet Saatçi, sana değer veriyorum ve içimizde il başkanı olacak adam mı yoktu da dışarıdan atama yapıldı diye serzenişte bulunan il yöneticilerinin sizden gizlediği CHP Efeler İlçe Başkanlığı’nda ki olaylardan sizi haberdar etmek istiyorum.</p>

<p>Bu güne kadar gerçekleştirilmeye çalışılan, katılımın ve oy kullanmanın oldukça düşük olduğu mahalle delege seçimleri ilçe binasının 18 m2’lik salonunda gerçekleşiyor.</p>

<p>Çeştepe mahallesi’nin Ramazan Paşa Mahallesi’yle arasındaki mesafe ne kadar biliyormusunuz? Acaba ilçe Başkanı Polat Bora Mersin’i Çeştepe’de bıraksanız yürüyerek parti binasına gelebilir mi?</p>

<p>Efeler Mahallesi’ndeki yüzme havuzunda bıraksanız, parti binasını bulabilir mi? Niye parti üyelerinin ayağına gidilmiyorda, parti tabanını ayağına çağırıyor hiç anlam veremiyorum. Bu zamana kadar gerçekleşen seçimlerde de hep sarı zarf kullanıldı ama bu seçimlerde liste ile aynı renk beyaz zarf kullanıldı.Yine hatırlatmak isterim Hikmet ağabeyime Çanakkale Çan CHP delege seçimlerinde beyaz zarf kullanıldığı için seçimler iptal oldu.</p>

<p>Seçimlerin gerçekleştiği ilk gün Mavi Listenin temsilcisinin sandık başında bulundurulmayacak kararı veren Polat Bora Mersin açıklama yapmış, ‘İlk düğmeyi yanlış iliklediler.’ diye… Başkanım inanın çok güldüm Mersin fermuarı açık geziyor…</p>

<p>Gönderilen genelgeyi, bir yöneticinize gönderdim başkanım umarım size ulaşırtırırlar.&nbsp;Sizde yaptığınız doğruyu yansıtmayan açıklamadan dolayı hem kamuoyundan hemde parti üyelerinizden özür dilersiniz…&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Jul 2023 14:04:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>24 Temmuz, Gazeteciler Cemiyeti, Mersin</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/24-temmuz-gazeteciler-cemiyeti-mersin-206</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/24-temmuz-gazeteciler-cemiyeti-mersin-206</guid>
                <description><![CDATA[24 Temmuz, Gazeteciler Cemiyeti, Mersin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Basında sansürün kaldırılmasının yıl dönümü olarak 24 Temmuz günü ilk önce bayram olarak kutlandı. 1971 yılından sonra ise 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü olarak anıldı.</p>

<p>Evet değerli dostlar yıl olmuş 2023 hala basın özgürlüğü için mücadele ediyoruz.</p>

<p>21 Temmuz Cuma günü gazeteciliğin onuruyla, gururuyla oynanan bir olay gerçekleşti Efeler’de.</p>

<p>Yazacaklarımı belki biliyorsunuz, şahit oldunuz veya gazetelerden okudunuz…</p>

<p>Kurulduğu günden bu yana Türkiye’de haksızlıklarla, hukuksuzluklarla mücadele eden, gazetecilerin susturulmasına, zindanlarda mahkum edilmesine en fazla ses çıkartan Cumhuriyet Halk Partisi, üzülerek söylüyorum maalesef CHP Efeler İlçe Binası’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin ve CHP’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kemikleri sızlatacak bir olaya ev sahipliği yaptı. Mahallelerde gerçekleşmesi gereken delege seçimlerini, parti binasında yapan&nbsp;Efeler İlçe Başkanı Polat Bora Mersin, basın mensuplarını parti binasından kovdu. Mersin’in bu tutumu emin olun Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleriyle bağdaşmıyor. Bir gazeteci olarak, eski bir CHP Efeler Gençlik Kolları Başkanı olarak Polat Bora Mersin’i şiddetle kınıyorum.</p>

<p>Yarın 24 Temmuz Gazeteciler ve basın Özgürlüğü için Mücade Günü…</p>

<p>Gazetecileri parti binasından kovan Polat Bora Mersin afilli sözlerle eminim şov niteliğinde paylaşımlar yapacak ve gazetecilerin gününü kutlayacak. Hem gazetecileri parti binasından kovacaksın hemde 24 Temmuz’da basın özgürlüğü naraları atacaksın.Yok öyle dünya…</p>

<p>O gün gördüğüm kadarıyla Aydın Gazeteciler Cemiyeti üyesi olan Manşet Gazetesi’nde, Hedef Gazetesi'nde, Aydınhaberleri’nde, Aydın Kulis’te, Ajans Aydın’da çalışan gazeteci kardeşlerimiz, Polat Bora Mersin’in “Ya biriniz kalın ya da hepiniz çıkın, ben istersem kalırsınız istemezsem çıkarsınız” sözleriyle CHP Efeler İlçe Başkanlığı binasından kapı dışarı edildi. Üzülerek söylüyorum ki Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ferdi Uzun bu çirkin olaya, gazetecilik mesleğinin onuruyla oynanan bu olaya sessiz kaldı. Çalıştığı Anadolu Ajansı üzerinden A Haber’e servis ettiği CHP’DE GERGİNLİK BİTMİYOR! haberi yayınlandı ama Başkan Ferdi Uzun parti binasından meslektaşlarının kovulmasına göz yumdu, sessiz kaldı ve kafasını kuma gömdü.</p>

<p>Ve sessizliğinin ödülü gibi yarın Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ferdi Uzun, Turistik Park’ta cemiyet üyelerine ücretsiz kahvaltı veriyor.Herkese afiyet olsun!!!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Jul 2023 14:56:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YAZA YAZA BİTİREMEDİĞİM EKLEMBACAKLI:  UĞURBÖCEĞİ ÖRÜMCEĞİ</title>
                <category>Hasan Toker</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/yaza-yaza-bitiremedigim-eklembacakli-ugurbocegi-orumcegi-205</link>
                <author>4mevsimilaclama09@gmail.com (Hasan Toker)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/yaza-yaza-bitiremedigim-eklembacakli-ugurbocegi-orumcegi-205</guid>
                <description><![CDATA[YAZA YAZA BİTİREMEDİĞİM EKLEMBACAKLI:  UĞURBÖCEĞİ ÖRÜMCEĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Geçen sene yazdım. Yine yazıyorum.&nbsp;Muhtemelen seneye bir daha yazacağım.&nbsp;Çünkü haber okunsun diye halkı galeyana getiren haberler çok fazla. Bu da beni ciddi anlamda rahatsız ediyor. Neden mi? Hiçbir bilim insanından görüş almadan, sosyal medyada çıkan asılsız yorumlarla haber yapmak doğru olmadığı gibi etik de&nbsp;değildir. Gelin abartılan Uğurböceği Örümceğine bir kez daha birlikte bakalım.</p>

<p>Haberlerde türünün&nbsp;Eresus&nbsp;cinnaberinus&nbsp;olduğu ifade edilen örümcek&nbsp;Eresus&nbsp;cinsine ait türlerden biridir. Bu cins altında 20 farklı tür bulunur ve ülkemizde 3 tür yayılış gösterir.&nbsp;Eresus&nbsp;cinsi dış görünüş olarak uğurböceğine benzediği için halk arasında bu şekilde isimlendirilmiştir. İngilizcede&nbsp;ladybird&nbsp;spider&nbsp;ismiyle bilinirler. Erkeklerinin karnı uğurböceği desenli olduğu için çekici gözükürler.&nbsp;Eresustürleri için bir genelleme yaparak hepsi zararlı tür diyemeyiz. Ancak zehirli türleri de vardır. &nbsp;Eresus&nbsp;cinnaberinus&nbsp;bunlardan bir tanesi olup dünyada tehlikeli kabul edilen türler arasındadır. Çıplak elle dokunulduğunda hassasiyete ve kaşıntıya sebep olmaktadırlar. Doğada karanlık yerlerde, taş altları, oyuklar, kayalıklar, çatlaklarda yaşarlar. Kırkayaklar ve böcekler ile beslenirler. Doğada gördüğümüzde öldürülmemelidir. Çünkü bazı ülkelerde nesli tükenmek üzere olduğu bildirilmiştir.&nbsp;Doğadaki görevi göz önünde mutlaka&nbsp;bulundurulmaldır.&nbsp;Üstelik her ne kadar zehirli olsa da ürkek ve saldırgan olmayan bir türdür. Agresifliği beslenirken böceklere karşıdır.&nbsp;Ancak elbette zehri insanları etkileyebilir. Soktuğu yerde kısmi acıya sebep olabilir. Bunun yanında kişide ateş, baş ağrısı, yüksek nabız görülebilir. Ama henüz insanlara ölüm vakası bildirilmemiştir. Alerjik bünyesi olanlar, çocuklar ve bağışıklığı düşük olanların dikkat etmesi gerekmektedir. İnsanların olduğu yerde hareketlilikten birçok tür gibi bunlar da rahatsız olurlar. Fazla meraklı olmaz isek çok da sorun teşkil etmez. Elimize alıp yakından bakmak gibi meraklı hareketlere gerek yoktur.&nbsp;</p>

<p>Her sene “Dikkat Aydın’da da görülebilir” gibi başlıklar atılması nasıl bir cehaletin sonucudur bilmiyorum. Çünkü bu örümcek yıllardır Aydın’da görülüyor zaten. Bu tarz hassas durumlarda özellikle böcekler, örümcekler gibi canlılarla ilgili haber yapılırken bilimsel temele dayanarak haber yapılmalıdır. Çünkü bilimsel temel olmadan yapılacak yanlış bir bilgilendirme halkta paniğe neden olmaktadır. Bunu daha önce Sarı Ömer Örümceği, Sarı Kız Örümceği olarak adlandırılan&nbsp;Böğülerde&nbsp;gördük. Zehirsiz olmalarına rağmen özellikle sosyal medyada et çürüttüğü, zehriyle insanı öldürebildiği gibi birçok asılsız bilgi kirliliği halkta bir dönem paniğe neden olmuştu.&nbsp;O yüzden gelin fazla meraklı olmayalım ve bu örümcekleri öldürmeyelim.&nbsp;Almanya ve İngiltere’de soyu tehlike altında olan türler arasında olan bu örümceğin İngiltere’de yeniden yayılması için çalışmalar yapılırken biz soyunu göz göre&nbsp;göre&nbsp;tüketmeyelim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Jun 2023 09:13:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-08ZatZ20.14.59_1.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BU DÜZEN DEĞİŞMELİ</title>
                <category>Hasan Toker</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/bu-duzen-degismeli-204</link>
                <author>4mevsimilaclama09@gmail.com (Hasan Toker)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/bu-duzen-degismeli-204</guid>
                <description><![CDATA[BU DÜZEN DEĞİŞMELİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ağustos 1999 Gölcük, Kasım 1999 Düzce, Mayıs 2003 Bingöl, Ekim 2011 Van, Ekim 2020 İzmir. Son çeyrek asırda yaşadığımız en büyük depremler. Televizyonlarda yıllardır bas bas bağıran Yer Bilimciler. Ve yine hazırlıksız yakalanan bir ülke. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yüreğimiz yanıyor, acımız çok büyük. Yardımlar ülkenin her yanından akın akın Maraş’a, Adana’ya, Antep’e, Antakya’ya, Malatya’ya ve depremden etkilenen diğer şehirlere yola çıktı. Ülkede dayanışma hat safhada. Dayanışma hat safhada ama yola çıkan tırların çoğu saatlerdir yollarda hala bölgeye ulaşamadı. Konya yolu kapalı. Sebep? Yoğun kar yağışı. Osmaniye-Nurdağı ve Osmaniye- Gaziantep arası kapalı. Sebep? Yol Çökmesi. Aydın’dan yola çıkan arama kurtarma ekibi 14 saatlik yolu 28 saatte gitti. O da Malatya’nın girişine kadar. Enkaza müdahale etmeleri kim bilir ne kadar sürdü. Organizasyon konusunda AFAD çok zorlandı. Hala zorlanıyor. Elbette bunun sebeplerinden bir tanesi depremin çok geniş bir alanı etkilemesi. Peki deprem ülkesi olan ve son 25 yılda yıkıcı birçok depremin yaşandığı ülkemizde bu bahane olabilir mi? Yeni yapılan yolların çökmesi, yeni yapılan binaların çökmesi kader diyerek geçiştirecek kadar basit mi? Deprem ülkesi olan yurdumuzda imar affı çıktığı zaman bas bas bağırdık. “İmar affı cinayettir” diye. Kimse dinlemedi. 3 kat ruhsatlı binalara 3 kat daha çıkıp 3 kuruş para ödeyerek aftan yararlandılar. O binalar hala içimizde. Kuşadası’ndaki yazlıklarda, Köprülü Mahallesindeki 60 yılı yapımı binalarda. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">***</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu ülkede deprem yönetmeliği var. Binalar bu yönetmeliğe göre yapılır ruhsatı da belediyeler verir. Yapı denetim firmaları da uygulama kontrolörlüğünü üstlenir. Peki deprem yönetmeliğine uygun yeni binalar nasıl olur da yıkılır? Binalar yönetmeliğe uygun değil miydi? Uygun değilse bu binalar nasıl oldu da ruhsat aldı? Geç kalınmadan yönetmelik sonrası yapılan ve enkaza dönen yapıların müteahhitleri, ruhsatı veren belediye personelleri ve ilgili yapı denetim firmalarının sorumluları hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirilmeli. O kadar enkaz var bunun sırası mı demeyin. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmamalı. Bu ölümlere sebep olanlar hakkında derhal gereken yapılmalı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">***</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Prof. Dr. Ahmet Ercan: Depremin maliyeti ülke ekonomisini göçertecek.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#222222">Depremin ekonomik boyutuyla ilgili Ahmet hoca yaptığı açıklamayla; Depremin Türkiye Cumhuriyetine maliyeti 35 ile 50 milyar dolar olduğunu söyledi. Ercan; “Türkiye’nin iç dış ticaret açığı 110 milyar iken bu deprem tam göçerticidir. Bir kişinin depremden ölmesinin maliyeti 1 milyon 250 bin dolardır. Ne yazık ki, Türkiye’nin kalkınmasını 1 ile 2 puan geriletecektir” dedi. Depremde en büyük kaybımız göz göre göre yok olan yaşamlar. Ancak uzmanların açıklamalarına göre tek kayıp bu değil. Bunun bir de ekonomik boyutu var. Peki 1999 depreminden sonra ne olmuştu. <span style="background-color:white">17 Ağustos 1999 yılında meydana gelen Marmara depreminin ülke ekonomine zararının 15-20 milyar dolar olduğu bazı ekonomistler tarafından açıklanmıştı. 1999 Depremi sonrası Türkiye 2001 yılında büyük bir ekonomik kriz yaşamıştı. 2002 yılında yapılan genel seçimde iktidarda bulunan ANAP, DSP ve MHP Meclis dışında kalmıştı. Bunun ekonomik boyutunun 2 ay içinde vatandaşa yansıyacağı tahmin edilmekte.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">***</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin açıkladı: 60 bin nüfuslu bir ilçemizin yarısı yok. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş açıkladı: 2 bin bina yıkıldı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Rakamlar çok vahim. Vefat edenlerin sayısı oranlandığı zaman 180 binleri bulacağı söylenmekte. Hayatını kaybeden kızının elini tutarak enkazdan çıkarılmasını bekleyen babanın fotoğrafı kahretti hepimizi. Enkazdan çıkan ve ne olduğundan habersiz çocukların boncuk boncuk bakışları yaraladı bizi. Ülkemiz deprem kuşağında. Doğal afet nasıl önüne geçelim diyenleri gördüm sosyal medyada. Çok basit. Yüzümüzü bilime dönelim. “Yahu bu yerbilimciler bir şeyler diyor ama hiç dinlemedik bir dinleyelim” diyelim. Rehberimiz bilim olsun. Japonya’da 9.1 şiddetindeki depremde evler yıkılmıyor. Çünkü depremle yaşamayı öğrendiler. Çünkü bilimi kendilerine rehber edindiler.&nbsp; İnşaat sektöründe dünyanın 1 numarası olan ülkemizde biz hala az demir kullandı, kolonlar bilek kadar ince gibi cümleleri kurarken adamlar binaların altına sismik izolatör koyuyorlar. Çok mu zor bu ülkede ölmemek? Depremde yıkılan hastane mi olur? Bu ülkedeki insanlar güven içinde, özgürce ve refah içinde yaşamayı haketmiyor mu? Tüm bu olanlara fıtratımızda var mı diyeceğiz? Kader mi diyeceğiz yine? Binlerce insanın hayatı bu iki cümleye sığacak mı? Bu soruların cevaplarını verdiğimizde bu düzen değişecek.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Feb 2023 10:57:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-08ZatZ20.14.59_1.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EFELER’DE SANAT VE EDEBİYAT</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/efelerde-sanat-ve-edebiyat-203</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/efelerde-sanat-ve-edebiyat-203</guid>
                <description><![CDATA[EFELER’DE SANAT VE EDEBİYAT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Okulların yarıyıl tatiline girmesi ile birlikte, çocuklar için etkinlik dolu iki hafta yaşandı. Çeşitli kurumlar ve özel organizasyonlar sanat etkinlikleri düzenlediler. Efeler Belediyesi Şehir Tiyatrosu’da benim yazıp yönettiğim “Nasreddin Hoca ve Çocuklar” adlı oyunla Efelerli çocuklar ve ailelerle buluştu. Bir oyun yazarının kendi yazdığı oyunu sahnede görmesi büyük bir mutluluk.&nbsp; Çocuk oyunumuz, Aydın Kültür Merkezi Hidayet Sayın Salonu’nda iki seansta toplam 700 çocukla buluştu. Tüm ekip arkadaşlarımı emeklerinden dolayı kutluyorum. Tiyatro zor bir sanat dalıdır. Emek ister, tutku ister. Hele ki çocuk tiyatrosu daha fazla önem ve ciddiyet ister; çünkü kötü bir oyun çocuğu tiyatrodan soğutabilir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Oyunculardan sahne arkasındaki görevlilere kadar herkesin özverili çabasıyla çok güzel bir iş ortaya çıktı. Her oyun sonrasında sahneyi dolduran miniklerin gözlerindeki sevinç ve heyecan ne kadar doğru yolda olduğumuzun en büyük göstergesi oldu.&nbsp; Turne kapsamında Narlıdere ve Güzelbahçe Belediyelerinin davetlisi olarak bu ilçelerde de oyunumuzun gösterimi yaptık. Her iki ilçede de yoğun bir izleyici kitlesi vardı. Sanat kentlerin marka değerleri için çok önemli bir alandır. Bunun önemini bilen ve bizlere her konuda destek olan Efeler Belediye Başkanı Sayın Mehmet Fatih Atay’ın desteğiyle, şehir tiyatromuz her geçen gün daha çok seyirciye ulaşıyor ve etkisi de artıyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Narlıdere Belediyesi Çocuk Senfoni Orkestrası da, Efeler Belediyesi’nin davetiyle&nbsp; yarıyıl tatilinde Efelerli çocuklar ve aileleri ile buluştu. Konserin davetiyeleri de günler öncesinden tükendi. Efeler’de bu tarz etkinliklerin geniş bir seyirci kitlesi oluştu. Müzik ve tiyatro çocukların gelişimi için çok önemli sanat dalları. Bu etkinliklerin parçası olmak ve çocukların sevincine ortak olmak çok güzel bir duygu. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">“Yazarlar Efeler’de Buluşuyor” etkinlikleri kapsamında her ay bir yazar kentimize misafir oluyor. Efelerli sanat ve edebiyatseverler tarafından yoğun ilgi gören buluşmalara Nebil Özgentürk, Sinan Meydan Yekta Kopan ve Zeynep Oral gibi isimler konuk oldu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">“Okumak Aydınlanmaktır” sloganıyla hayata geçirilen ve ülkenin en özgün kitap kafeleri olarak dikkat çeken Efeler Belediyesi Kitap Kafe’leri 9’uncu şubesine ulaştı. Her ay bir yenisinin açıldığı kafelere, çocukların, gençlerin ve kitap okumak isteyen birçok vatandaşın yoğun ilgisi var. Kitap Kafe’lerin açılışlarına ülkenin birçok değerli yazarı ve araştırmacısı konuk oldu ve kitaplarını imzaladı. İsimleri şöyle bir hatırlayalım: Tuğrul Keskin, Vedat Araz, Talat Avcı, Tahsin Şimşek, Ahmet Zeki Muslu, Zehra Ünüvar, Osman Saçıkara, Şahin Yıldırım, Alper Akçam, Hidayet Sayın, Ceyhun İrgil, Adnan Özyalçıner, Feridun Andaç, Yunus Bekir Yurdakul, Gönül Çatalcalı, Mavisel Yener, Müge İplikçi. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Edebiyat ve Sanat Buluşmaları’nın değerli konukları, Nazif Uslu, Ümit M. Görgülü, Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş’ta Efelerliler buluşan diğer yazar ve sanatçılar oldu. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Bu değerli isimler, Efeler’i ülke çapında kültür ve sanatla gündeme taşıdılar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Efeler Belediyesi vatandaşlarla buluşmasına öncülük yaptığı tiyatro oyunları, yayınladığı kitaplar, düzenlediği konferans, sergi, panel ve söyleşilerle yıl boyunca kentin kültür – sanat yaşamının dinamosu olma görevini sürdürmeye devam ediyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Not:Yazıyı ülkemizde yüzyılın felaketi olan deprem acısını yaşamadan önce hazırlamıştım. Ulusumuzun başı sağolsun. Bir daha böyle acıları yaşamamak için hepimiz elimizden gelen tüm çabayı göstermek zorundayız.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Feb 2023 20:02:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Edinilmiş Mallara Katılma Rejimine Göre Boşanmada Mal Paylaşımı</title>
                <category>Av. Ayşe Nur Altıncı</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/edinilmis-mallara-katilma-rejimine-gore-bosanmada-mal-paylasimi-202</link>
                <author>avaysenuraltinci@gmail.com (Av. Ayşe Nur Altıncı)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/edinilmis-mallara-katilma-rejimine-gore-bosanmada-mal-paylasimi-202</guid>
                <description><![CDATA[Edinilmiş Mallara Katılma Rejimine Göre Boşanmada Mal Paylaşımı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mal rejimi tasfiyesi, eşlerin evlilik birliği içerisinde edindikleri mallarının evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona ermesi sonrasında paylaşımının nasıl yapılacağına ilişkin düzenlemeyi içerir. Eşler evlilik birliği içerisinde edinmiş oldukları malların paylaşımına ilişkin kendi aralarında mal rejimlerinden birini seçerek sözleşme de hazırlayabilirler ancak eşler mal rejimi yönünden bir tercihte bulunmamışlarsa nikah tarihlerine göre uygulamada olan yasal mal rejimine tabi olacaklardır.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mal rejiminin tasfiyesine yönelik dava, boşanma davasından ayrı bir dava olarak görülmektektedir. Tasfiye davası, boşanma davası ile birlikte açılamaz ancak boşanma davası ile aynı anda fakat ayrı bir dava şeklinde açılırsa mahkeme; boşanma davasının kesinleşmesini bekleyerek sonrasında karar verir. Yani, öncelikle boşanma davası sonuçlanmalı ve yargılama neticesinde boşanma kararı verilmelidir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Boşanma davası sonucunda verilen karar kesinleştikten sonra taraflar arasında mal rejiminin tasfiyesi davası açılır. Boşanmada mal paylaşımı, tarafların evlilik birliği içinde edindiği malların paylaşılması esasına dayandığı için evlilik birliği kurulmadan önce tarafların elde ettiği mallar mal paylaşımına dahil edilemez. Eşler arasında mal paylaşımı ise “evlilik birliği içerisinde edinilen malların ortak olması” prensibine dayanmaktadır. Türk Medeni &nbsp;Kanunu 219. maddeye göre edinilmiş mallar, "her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri" olarak tanımlanmaktadır. Edinilmiş mallara genel örnekler olarak ise:<br />
1.Eşlerin çalışmasının karşılığı olan edinimler,<br />
2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım<br />
amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,<br />
3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,<br />
4. Kişisel mallarının gelirleri,<br />
5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler&nbsp;<br />
olarak sayılmıştır. Buna göre eşlerin karşılığını emek, para veya diğer malvarlığı unsurları ile vererek sağladığı edinimler, eşlerin edinilmiş mallarını oluşturur.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kanun öncelikle eşlerin fikri veya bedensel emeğine dayalı olarak, diğer bir deyişle eşlerin ücret karşılığı iş görmesi ile edinilen malları edinilmiş mal saymıştır. Bunun dışında, Sosyal Güvenlik Kuruluşlarınca (Emekli Sandığı, Bağkur vb.) bağlanan aylıklar ve sözleşme ihlali veya haksız fiile dayalı olarak çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar da edinilmiş mal sayılır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eşlerin kanuni olarak kişisel mal olarak sayılan malları ise Türk Medeni Kanunu 220. maddeye göre,<br />
1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,<br />
2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras<br />
yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,<br />
3. Manevî tazminat alacakları,<br />
4. Kişisel mallar yerine geçen değerler olarak genel bir biçimde sayılmıştır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sadece eşlerden birinin ihtiyaçlarına yönelik gelir getirmeyen, diğer eşin ve aile üyelerinin kullanımı dışındaki eşyalar kişisel malı oluşturur. Örneğin; eşlerin giysileri, spor malzemeleri ve takıları gibi mallar örnek gösterilebilir. Bunun dışında; mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan mallar, bir eşin miras yoluyla sonradan karşılıksız olarak elde ettiği mal varlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerler de kişisel maldır.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını veya mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Türk Medeni Kanunu 225'e göre: " Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer." Boşanmadan sonra mal paylaşımı davasının açılması için, boşanma davası kararının kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı bulunmaktadır. Bu sebeple süre geçtikten sonra mal paylaşımı talebinde bulunmak mümkün değildir.</p>

<p>(Dural, M., &amp; Öğüz, T., &amp; Gümüş, M.,A. (2016) Aile Hukuku)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Jan 2023 12:20:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/11/ayse-nur-altinci-1667909178.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TİYATRONUN YILMAZ ONAY’I</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/tiyatronun-yilmaz-onayi-201</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/tiyatronun-yilmaz-onayi-201</guid>
                <description><![CDATA[TİYATRONUN YILMAZ ONAY’I]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sevgili tiyatro eleştirmeni ve yazar Ayşegül Yüksel 3 Ocak Salı günü Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde, beş yıl önce 9 Ocak'ta aramızdan ayrılan müstesna insan, değerli Hoca'mız Türkiye'nin en önemli tiyatro insanlarından Yılmaz Onay'ı yazmış. Yüksel’in keyifli ve bilgilendirici yazısını okuyunca ben de Yılmaz Onay’la ilgili bir şeyler yazmak istedim.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tiyatro yönetmeni, oyun yazarı ve çevirmen olarak Türk tiyatrosuna birçok nitelikli işler armağan eden Yılmaz Onay, toplumcu gerçekçi bakış açısını tiyatromuzda başarıyla savunan ve bu doğrultuda çalışmalar yürüten biriydi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1955-60 arasında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okurken Genç Oyuncular Topluluğu’nda sahne yaşamına adım attı. İnşaat mühendisi olarak Bayındırlık Bakanlığı’nda çalışırken tiyatro yaşamını da sürdürdü. Bir süre Almanya’da bulundu ve orada tiyatronun kuramsal ve uygulamalı yanlarını öğrenme ve bu alanda çeşitli denemelere katılma fırsatı buldu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Türkiye’ye döndükten sonra Ankara Deneme Sahnesi ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nda çalıştı. Bertolt Brecht’in <em>Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti </em>adlı oyununu sahneye koydu ve Brecht’in oyunlarını Türkçeye çevirdi. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Şarkılarımız Ölmesin!</span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"> adlı, barışın önemini anlatan çocuk oyunu Berlin’deki Theater Manufaktur am halleschen Ufer tiyatrosunca Almanca’ya çevrilip <em>Sechs Verrückte und ein Lied</em> adıyla sahnelendi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nazım Hikmet’in birçok oyununu sahneye koydu. &nbsp;1993 ve 2022 yıllarında Devlet Tiyatroları’nda yönetmenlik yaptı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sanatçının Ölümü </span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">adlı oyunu Tülay Eratalay tarafından TRT’ye uyarlandı. <em>Yazılar: Filmatik </em>romanı, Altuğ Savaşal tarafından sinemaya uyarlandı. Filmde Tamer Levent, Şebnem Taçal ve Cevdet Arıcılar gibi isimler yer aldı.&nbsp; </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yılmaz Onay sanat yaşamı boyunca birçok ödüle değer görüldü. Toplumcu gerçekçi sanat anlayışınım Türkiye’deki en büyük isimlerinden biri oldu. Tiyatro ve sanatın en önemli görevinin toplumun ilerlemesine yaptığı katkı olduğunu savundu. İnandığı değerleri hiç kaybetmedi. Daha iyi bir dünya umudunu yaşamının sonuna kadar korudu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yılmaz Onay'la hem İstanbul'da hem Gündoğan'da çok güzel zamanlarımız geçmişti. 2012-2013 yıllarında Yılmaz Onay'ın <em>Şarkılarımız Ölmesin! </em>adlı çocuk oyununu Aydın'da sahneye koymuştum. İncelik göstererek prömiyerimize gelmişti. O gün hayatım boyunca gurur duyacağım şeyler söylemişti. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tiyatro yaşamımda ondan öğrendiklerimin etkisi çok fazladır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yılmaz Onay’ı saygı ve sevgiyle anıyorum...</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/foto%20yaz%C4%B1.jpg" style="height:800px; width:600px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Jan 2023 00:20:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EYT çıktı kel göründü</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/eyt-cikti-kel-gorundu-200</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/eyt-cikti-kel-gorundu-200</guid>
                <description><![CDATA[EYT çıktı kel göründü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değerli okurlar öncelikle hepinizin yeni yılını en içten dileklerimle kutluyor, umut dolu, başarı dolu bir yıl geçirmenizi diliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dertsiz ve tasasız bir yıl...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">28 Aralık tarihinde yeni yıla girmeden bir kaç gün önce emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili bir gelişme yaşandı. Hükümetin açıkladığı EYT kararı ile emekli olabilmek için yaşını doldurmayı bekleyen memleketim insanı emeklilik hayali kurmaya başladı.Yaşadığımız süreçteki ekonomik şartlar altında emekli maaşıyla geçinebilmek ne kadar gerçekçi olur bilmiyorum ama farklı bir konuya değinmek istiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçtiğimiz yıllarda başlayan tüm dünyayı ve Türkiye’yi kasıp kavuran koronavirüs belasından dolayı bir çok esnaf kepenk kapattı. 17 ay boyunca hiç açılamayan kahvehaneler,berberler ve daha nice esnaf arkadaşımız evine ekmek götüremedi. Malesef acı ama gerçek devlet 17 ay boyunca kepenk kapatan esnafa toplam 9.000 tl destekte bulundu ve BAĞKUR prim borcu ödemelerini durdurdu.Normalleşme sürecinin ardından yeniden müşterilerini ağırlayan kahvehaneler,BAĞKUR prim borcunu ödemek için Vergi Dairesi’ne gittiklerinde 1 aylık BAĞKUR prim borcu değil, 2’şer aylık borç çıktı.Pandemi döneminde dondurulan borçlar, yeniden gariban esnafın karşısına çıktı. Konuyla ilgili esnaf dostlarla görüştüm.Kimisi BAĞKUR Prim borçlarını ödeyebildiğini söyledi, kimiside pandemide kapalı olduğu için karnını doyurmak için kahvehane masa saldalyelerini sattığını ve kahvehaneler açıldıktan sonra kredi çekerek yeniden masa sandalye aldığı için, borç ödedediği için BAĞKUR’unu ödeyemediğini söyledi. 17 ay da 9.000 TL destekte bulunan hükümetin hakkını yemeyelim ayrıca bu süreçte esnafa borçlanarak hayatta kalabilmeleri için 25.000 TL’de kredi çekme fırsatı sundu.Hal böyle oluncada esnaf borca battıkça battı...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama gariban esnaf, EYT kararı ile umutları yeşerdi.Emekli olma hayalini kurdu ve “KEL GÖRÜNDÜ”.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">17 Ay boyunca kepenkleri kapalı olan, emekliliğe hak kazanmış emekçi esnafın karşısında, kapalı kaldığı süreçte ödeyemediği BAĞKUR prim borcu var. 17 ay boyunca kapalı kaldığı için evine ekmek götüremeyen gariban esnafın karşısına emekli olmak için BAĞKUR prim borcu çıkıyor.İsmi lazım değil bir esnaf ağabeyim yaşadığı durumla ilgili o kadar mütevazi bir dilekte bulundu ki...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Sedat kardeşim keşke bunlar en azından kapalı kaldığımız süreçte ödeyemediğimiz BAĞKUR borcumuzun faizini almasınlar.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yahu bu pandemi sürecinde ezilmiş, haksızlığa uğramış esnaf ağabeyimizin aklına gelen bu fikir mecliste ki amcaların aklına gelmiyor mu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Adam diyor ki en azından faizi silinsin,ben emekli olayım yine 17 aylık bağkur’umu ödeyeceğim..</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Önümüzde 2023 Genel seçimleri var.Pandemi sürecinde yok olma eşiğinden dönen, direnen bu emekçi esnaf dostlarımız umarım bir siyasinin dikkatini çeker de gündeme getirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnanıyorum ki bu trajikomik olay, halkını düşününen bir milletvekilinin gündemine girer ve borçlarla cebelleşen, emeklilik hayali kuran esnaf dostlarımızın sesi olur.</span></span></p>

<p><strong>'denizde yüzüyor boy voy odun</strong></p>

<p><strong>evde ne şeker kaldı ne de un</strong></p>

<p><strong>denizde balık gibi yatıyor ay</strong></p>

<p><strong>şinanay yavrum şinanay</strong></p>

<p><strong>böyle giderse bu pahalılık vaay vay</strong></p>

<p><strong>kafada ne tahta kalcak ne de yay'</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 31 Dec 2022 18:40:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araç Değer Kaybı Tazminatı</title>
                <category>Av. Ayşe Nur Altıncı</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/arac-deger-kaybi-tazminati-199</link>
                <author>avaysenuraltinci@gmail.com (Av. Ayşe Nur Altıncı)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/arac-deger-kaybi-tazminati-199</guid>
                <description><![CDATA[Araç Değer Kaybı Tazminatı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Araç değer kaybı, kaza yapan aracın kazadan önceki değeriyle onarımı sonrasındaki değer farkıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Yargıtay uygulamasına göre değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Araçtaki hasar iyi bir şekilde onarılmış olsa dahi aracın ikinci el satışında, kaza nedeniyle yapılan onarım ve tramer kayıtları nedeniyle aracın değer kaybına uğraması kaçınılmazdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir Yargıtay kararına göre de tamamen onarılmış olsa bile kazaya uğrayan araba, tahribatın izlerini taşıyacağından, onarıldıktan sonra mübadele(rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gerçekleşen kaza nedeniyle değer kaybının giderilmesi için kusursuz veya daha az kusuru olan taraf, araçtaki zararın giderilmesi için diğer tarafa veya sigortacısına talepte bulunabilecektir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği ve daha önce karışmış olduğu kaza da dikkate alınarak kazadan sonraki onarılmış halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya göre hesaplanması gerekir.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Araç değer kaybı tazminatı talep edebilmek için kanunda yapılan değişiklikle artık araçta yaş veya kilometre şartı aranmamaktadır. Her yaş ve kilometrede araç değer kaybı tazminatı talep edilebilecektir. Ancak talep eden taraf %100 kusurlu olmadığı gibi değer kaybı başvurusu yapılan araç da pert olmamalıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Araç değer kaybı tazminatı talep edecek kişi yönünden şartlar gerçekleştikten sonra karşı tarafa yönlendirilecek talepler, önce kazada kusurlu olan araç sürücüsünün zorunlu trafik sigortasına gerçekleştirilmelidir çünkü Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesine göre, "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Dec 2022 14:52:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/11/ayse-nur-altinci-1667909178.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BOTANİK TURİZMİ VE KUŞADASI:  YENİ BİR MANTAR TÜRÜ KEŞFEDİLDİ</title>
                <category>Hasan Toker</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/botanik-turizmi-ve-kusadasi-yeni-bir-mantar-turu-kesfedildi-198</link>
                <author>4mevsimilaclama09@gmail.com (Hasan Toker)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/botanik-turizmi-ve-kusadasi-yeni-bir-mantar-turu-kesfedildi-198</guid>
                <description><![CDATA[BOTANİK TURİZMİ VE KUŞADASI:  YENİ BİR MANTAR TÜRÜ KEŞFEDİLDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sizlerin de malumu köşe yazılarımda genelde böcekler üzerine yazmayı tercih ediyorum. Amacım, uzmanlık alanım olmasının yanında halkı bilgilendirmek için eksik olan bir açığı kapatmak. Ancak hem bir biyolog hem de bir Aydınlı olarak Kuşadası’ndaki gelişmeye kayıtsız kalamazdım. Biyoçeşitlilik zengini bir alan olan ve milli park kapsamında koruma altında bulunan Dilek Yarımadası’nda yeni bir mantar türü keşfedildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <a href="https://www.sondakika.com/aydin/" style="color:blue; text-decoration:underline" title="Aydın"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Aydın</span></span></span></span></a>&nbsp;<a href="https://www.sondakika.com/adnan-menderes-universitesi/" style="color:blue; text-decoration:underline" title="Adnan Menderes Üniversitesi"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Adnan Menderes Üniversitesi</span></span></span></span></a><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;(ADÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çelik ve&nbsp;</span></span></span></span><a href="https://www.sondakika.com/isparta/" style="color:blue; text-decoration:underline" title="Isparta"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Isparta</span></span></span></span></a><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ)&nbsp;</span></span></span></span><a href="https://www.sondakika.com/atabey/" style="color:blue; text-decoration:underline" title="Atabey"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Atabey</span></span></span></span></a><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Oğuzhan Kaygusuz tarafından Dilek Yarımadası’nda yapılan çalışmada hiç görmedikleri bir mantar türü keşfedildi. İlk kez gördükleri bu mantarı laboratuvarda incelemeye alan hocalarımız yaptıkları araştırma sonucu yenir tür keşfettiler. Bulunan tür her ne kadar Kuşadası’na özgü olsa da tür keşfi Kuşadası için bir ilk değil.&nbsp; <em>Inocybe kusadasiensis </em>adı verilen türden önce de yine Öğretim Görevlisi Oğuzhan Kaygusuz tarafından <em>Volvarialla turcica </em>isimli başka bir mantar türü keşfedilmişti. Dünya üzerinde 1400’ü aşkın türü olan <em>Inocybe</em> cinsi mantarın ülkemizde kayda geçmiş ve zehirli olduğu bilinen türleri bulunmaktadır. </span></span></span></span><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#f8f9fa"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#202122">Inocybe squamata, Inocybe rimosa, Inocybe geophylla, Inocybe flocculosa, Inocybe erubescens, Inocybe dulcamara, Inocybe bongardii, Inocybe asterospora, </span></span></span></span></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#f8f9fa"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#202122">zehirliliği bilinen <em>Inocybe</em> türleridir. Yeni keşfedilen <em>Inocybe kusadasiensis</em>’in toksisitesi hakkında henüz bilgi sahibi değilim. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#f8f9fa"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#202122">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ülkemizde 2500’ün üzerinde bilinen türü bulunan mantarların elbette ki sonuncusu <em>Inocybe kusadasiensis</em> keşfi değil.&nbsp; Hem mantarlar, hem bitkiler hem de böcekler üzerinde araştırmalar artarak devam ettiği sürece yeni tür keşifleri gelmeye devam edecektir. Özellikle bölgemiz Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz bitki coğrafyasına ait türleri içerdiği için bu keşiflerin devam edeceğini söylemek hiç de yanlış olmaz. Bu durum elbette ki Kuşadası ve ilimiz için çok önemli. &nbsp;Dilek Yarımadası’nda ki keşifler ve botanik çeşitlilik o bölgeye olan ilgiyi ulusal düzeye taşımakta. Bu da beraberinde ziyaretçi çekmektedir. Dünyanın birçok yerinde önemli bir turizm ağı olan Botanik Turizmi neden Kuşadası’nda da gelişme göstermesin? Botanik Turizmi, farklı bitki türleri ile donatılmış alanları doğa gezisi, konser, sergi vb. aktiviteler ile güçlendirerek yapılan ve insanların doğayı tanıması, farklı bitki türlerini inceleyebilmesi, spor yapması ve doğada sosyalleşmesi açısından son derece önemli olan bir turizm çeşididir. Dünyada Birleşik Krallık ve İtalya başta olmak üzere Kanada, Almanya, Fransa, Hollanda ve Avusturya’da çok ziyaretçisi olan gelişmiş bir turizmdir. Ülkemizde İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Gaziantep ve Isparta’da bu turizm profesyonel düzeyde yapılıyor olsa da çok gelişmemiş bir turizm şekli hatta bir kültürdür. Kültür dememin sebebi ise, ziyaretçilerinin ciddi bir çevre bilincine sahip olması gerektiğindendir. Turizm kapsamında düzenlenen piknik ve kamplarda ateş yakılmaması, doğaya çöp bırakılmaması ve doğanın tahrip edilmemesi günümüzde herkeste olması gerekirken maalesef belli bir kesimde bulunan kültürdür. Dilek Yarımadası’nın da botanik turizmine hizmet etmesi temennimdir. Tabi bunun için yapılması gerekenler çok fazla. Dilek Yarımadası’nın 1966 yılından bu yana koruma alanı içinde olması çok büyük bir kazanımdır. Bu koruma alanının daha da genişletilmesi gerekmektedir. Çünkü koruma alanı dışında kalan alan flora ve fauna bakımından aynı özellikleri göstermektedir. Bu alan Kurşunlu Manastırı ve Fındıkkale’yi de içine alacak şekilde genişletilmelidir. Daha çok keşif için akademisyenler desteklenmelidir. Üniversite, belediye ve Bakanlık ortak hareket edebilmelidir. Ve aslolan yıllardır gönüllü olarak Kuşadası ve çevresinin doğa yapısını korumaya çalışan Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD)’nin işin içinde aktif rol almasıdır. Çünkü hem yaptıkları çevre hizmetleri, hem doğa gezileri hem de oluşturdukları çevre bilinci ile Botanik Turizmi’ne ön ayak olabilecek kapasitede bilgi ve birikimleri vardır. Üstelik Aydın ve çevresindeki kıymetli çevre dernekleriyle organize olabilecek kadar da iletişim ağları kuvvetlidir. Umarım bu temmennilerim bir gün gerçeğe dönüşür. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#f8f9fa"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#202122">Kaynaklar:</span></span></span></span></span></span></p>

<ol>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Çarbuğa, Ü. &amp; Pekerşen, Y. (2017). Botanical Gardens and Tourism </span></span></span></span></span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><a href="http://www.mushroomexpert.com" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">www.mushroomexpert.com</span></span></span></span></a><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">.&nbsp;</span></span></span></span></span></span></li>
</ol>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Dec 2022 09:54:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-08ZatZ20.14.59_1.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUK TİYATROSU VE DRAMANIN ÖNEMİ</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/cocuk-tiyatrosu-ve-dramanin-onemi-197</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/cocuk-tiyatrosu-ve-dramanin-onemi-197</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK TİYATROSU VE DRAMANIN ÖNEMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sanat, özellikle tiyatro sanatı, başlangıcından bugüne kadar insanların sanattan duydukları hoşlanmanın yanı sıra, görevci niteliğinden ötürü varlığını sürdürmüştür. Bu görevi de toplumsal ve kişisel sorunları ele alarak, çözüme yöneltmesidir. Güldürerek, düşündürerek ve sorgulatarak yürütmüştür bu görevini. Bu nedenle, çocuk tiyatrosu çocukların kişisel ve toplumsal konumlarını dramatik bir anlatım içinde çözümler, onların tiyatro yolu ile yaşadıkları çevreye farklı açılardan bakmaları sağlayarak, yaratıcı yanlarını ortaya çıkarmaktadır. Edilgen bir yapıdan etkin birer kişilik konumuna geçmelerine yardımcı olur. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Dengeli ve sağlıklı bir toplumun temellerinin atılmasında çocuk tiyatrolarından bu yönde yararlanmak son derece olumlu sonuçlar doğuracaktır. Bugün çağımızda çocuk tiyatrolarının büyük önem kazanmış olması, toplumsal değerinin, görevinin ve yararının bilincine varılmasındandır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ülkemizde çocuk tiyatrosu, gerek ödenekli gerekse de profesyonel özel tiyatrolar tarafından geleceğin seyircisini yaratma perspektifinde ele alınmaktadır. Ancak işlevsel olarak yeterli araştırmaların ve uygulama birimlerinin düzeyi bir tartışma konusudur. İyi niyetli bazı çabalara rağmen, özel çocuk tiyatrosu adı altında birçok topluluk, niteliksiz, sadece para amaçlı, yeterli eğitimden yoksun olduklarını belli eden çalışmalar yapmaktalar. Bu konularda yeterli bir etik kurul ya da var olan denetleme mekanizmaları çalışmadığı/olmadığı için istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Kolay para kazanma yöntemi olarak bakılan çocuk tiyatrosunun yanlış yapılması, bireylerin tiyatro ve sanat konusundaki etkilenimlerini çok farklı, hatalı, eksik yönlere çekmektedir. Büyük şehirlerden başlayarak, Anadolu’nun hemen hemen her şehrinde rastlayabileceğiniz “korsan” çocuk tiyatrolarını engelleyebilmek, bürokratik çabalarla beraber etkin bir seyirci müdahalesini de gerektirmektedir. Okullara “oyun bağlama” adı altında gelen tiyatrolara, bir idareci, veli ve yurttaş olarak bazı sorular sorulmalıdır. Aldıkları eğitim, referansları, oyunlarının daha önce çekilmiş olan görüntüleri gibi konular hakkında ayrıntılı dokümanlar, oyunun pedagojik açıdan uygunluğu ve gerekiyorsa çocuk psikoloğu görüşleri istenmelidir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Velilerin çocuklarının okuduğu okulda tiyatro etkinliklerinin gerçekleştirilmesi konusunda öğretmen ve idarecilere taleplerini iletmeleri gerekmektedir. Sadece özel okullarda değil; devlet okullarında da Halk Eğitim Merkezleri ve Gençlik Merkezleri kanalıyla bu etkinliklere eğitimci ve ekip desteği sunulmaktadır. Yaratıcı drama artık okullarda “eğitici drama” başlığı altında seçmeli ders olarak okutulmaktadır. Çocuklarınıza bu alanda vereceğiniz destek; onun matematikten, fen bilgisine kadar birçok derste başarılı olmasına ve yaşamda karşılaşacağı problemlere akılcı çözümler sunmasına katkı sağlayacaktır. Çocuğun psiko-sosyal gelişimine önemli bir yardımcı olan eğitici drama; onun toplumsallaşma sürecine rahat bir “oyun alanı” sunacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Eğitimde dramanın önemini şu şekilde özetleyebiliriz;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">1.İmgelem (hayal) gücünü geliştirir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">2.Bağımsız düşünebilmeyi sağlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">3.İş birliği yapabilme özelliğini geliştirir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">4.Sosyal ve psikolojik duyarlılık yaratır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Drama ile tiyatro çalışmaları arasındaki en temel ayrım; tiyatronun sonuç odaklı, dramanın ise süreç temelli olduğudur. Drama kursu adı altında çocuklarla belirli çalışmalar yapıldıktan sonra onların illa ki yılsonunda gösteri hazırlanması beklenmemelidir. Bu konuda yapılabilecek bir zorlama, drama eğitiminden alınması gereken verimi tersine çevirecek, çocukların sahne gösterilerine karşı negatif tutum takınmalarına neden olacaktır. Çocuklarla yapılacak olan tiyatro çalışmaları ise, belirli pedagojik yaklaşımlarla birlikte çocuğu sahneye hazırlayan sonuç odaklı olabilecek farklı bir alandır. Çocuklarla yapılacak çalışmalarda her iki alan birbirinden yararlanarak kendi özgün eğitimlerini uygular. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bu alanlarda uzun yıllar eğitimler veren Kemal Oruç’un “Drama ve Okul Tiyatrosu” (Mitos Boyut Yayınları) ve Turgay Girgin’in dört ciltlik okul öncesi ve ilköğretimde dramayı ele alan yapıtlarını, (Dramatik Yayınları) konuya ilgi duyanlara öneririm.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gelişmiş ülkelerde tiyatroya, dramaya ve özellikle çocuk tiyatrosuna verilen desteğin büyüklüğünü ve önemini kavradığımız zaman, bazı şeylerin daha net algılanacağını düşünüyorum. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Not: Nitelikli çocuk tiyatrolarını destekleyelim. 14 Aralık’ta Asem ve Sonsuz Sanat işbirliğinde, Atabey Organizasyon’un katkılarıyla, pedagog onaylı bir oyun olan “Kahramanlar Kumpanyası” Aydın Kültür Merkezi Hidayet Sayın Salonu’nda çocuklarla buluşacak. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Dec 2022 09:48:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI</title>
                <category>Av. Ayşe Nur Altıncı</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/toplanti-ve-gosteri-yuruyusu-hakki-196</link>
                <author>avaysenuraltinci@gmail.com (Av. Ayşe Nur Altıncı)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/toplanti-ve-gosteri-yuruyusu-hakki-196</guid>
                <description><![CDATA[TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı, bireylerin ve kurumların düşüncelerini özgürce açıklayabilmek için toplanabilmelerini, yürüyüş benzeri yöntemlerle seslerini duyurmalarını sağlayan sadece iç hukuk kurallarıyla da değil, evrensel hukuk kuralları ile de koruma altına alınan bir hak ve siyasi özgürlüktür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anayasa'nın 34. maddesi Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı başlığıyla: "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, sanılanın aksine toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemek için izin alma şartı yoktur ancak ilgili toplantı ile gösteri silahsız ve saldırı olmadan düzenlenmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Toplantıların şekil ve şartları, toplantıların düzenleneceği yerler; toplantının ertelenmesi ve yasakları ile bu kanuna aykırı davrananların cezaları 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununda açıkça düzenlenmiştir. Bu kanuna göre, bölge valisi, vali veya kaymakam; millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlinde yasaklayabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28. maddesinden itibaren 34. maddeye kadar devam eden maddelerinde ilgili kanuna muhalefet halinde verilecek cezalar düzenlenmiştir. Bu halde;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yasaklara aykırı hareket edenler,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplantı veya yürüyüşü engelleyenler,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Huzur ve sükünu bozanlar,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kanuna aykırı propaganda vasıtaları ve suç işlemeye teşvik edenler,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İhtara ve zor kullanmaya direnenler,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplantı ve yürüyüşe silahlı katılanlar </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu kanuna göre cezalandırılacaklardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Temelinde ifade özgürlüğünü barındıran bu hakkın güvenceye alınması yolunda demokratik bir toplumun gereği olan ifade özgürlüğü hakkını da korumak amacıyla uluslararası düzenlemelerde (örnek olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 9. Madde Düşünce, Vicdan ve Din Özgürlüğü, 10. Madde ise İfade özgürlüğünü düzenler) ve Anayasa'da da ‘Düşünce ve kanaat hürriyeti’, ‘Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti’ ve ‘Basın hürriyeti’ hakları düzenlenmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Temel hak ve özgürlüklerin en önde gelenlerinden biri olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı aynı zamanda ifade özgürlüğü hakkını tamamlar. Kişilerin toplantılar gerçekleştirerek toplumsal hayatta düşünce ve irade oluşumuna katılması demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biridir. Siyasal iradenin oluşumu büyük ölçüde bu toplantılarda gerçekleşir. Bu sebeple, bu hakkın kullanımının sınırlandırılması için birçok ölçüt belirlenmiş olup ilgili makamlarca bu hakkın kullanımının kısıtlanması veya durdurulması ancak belli şartların varlığı halinde mümkün olacaktır. İç hukuk kuralları ve evrensel hukuk düzenlemelerine göre de ancak bu şartların varlığı halinde devletin bu hakkı kısıtlaması haklı görülecektir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Dec 2022 09:34:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/11/ayse-nur-altinci-1667909178.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sana borçluyuz</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/sana-borcluyuz-195</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/sana-borcluyuz-195</guid>
                <description><![CDATA[Sana borçluyuz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:-24px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="color:black">&nbsp;“Her Fabrika Bir Kaledir” şiarıyla açtığın; </span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="color:black">Ankara Fişek Fabrikası (1924), Gölcük Tersanesi (1924) , Şakir Zümre Fabrikası (1925) , Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925), Alpullu Şeker Fabrikası (1926), Uşak Şeker Fabrikası (1926), Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926), Bünyan Dokuma Fabrikası (1927), </span></span><span style="font-size:14.0pt"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927), Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928), &nbsp;Ankara Çimento Fabrikası (1928), Ankara Havagazı Fabrikası (1929), İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929), Kayaş Kapsül Fabrikası (1930), Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930), Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1931), Eskişehir Şeker Fabrikası (1934), Turhal Şeker Fabrikaları (1934), Konya Ereğli Bez Fabrikası (1934), Bakırköy Bez Fabrikası (1934), Bursa Süt Fabrikası (1934), İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934), Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934), Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934), Isparta Gülyağı Fabrikası (1934), Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas buğday siloları (1934), Kayseri Bez Fabrikası (1934), Nazilli Basma Fabrikası (1935), Bursa Merinos Fabrikası (1935), Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935), Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935), Barut, Tüfek ve Top Fabrikası (1936), Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936- ilk Türk uçağı NUD-36 üretildi), Malatya Sigara Fabrikası (1936), Bitlis Sigara Fabrikası (1936), Malatya Bez Fabrikası (1937), İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934), Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937), &nbsp;Divriği demir ocakları (1938), İzmir Klor Fabrikası (1938), Sivas Çimento Fabrikası (1938) ve daha nice eseri sana borçluyuz.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:-24px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Saltanatın Kaldırılmasını, Cumhuriyetin İlanını, Halifeliğin Kaldırılmasını, Medeni Kanunun Kabulünü, Tarikatların Kaldırılması, Tekke Ve Zaviyeyerin Kapatılmasını, Laikliğin Kabulünü, Kadın Haklarının Tanınmasını, Şapka Ve Kıyafet Kanununu, Takvim, Saat Ve Ölçülerde Değişiklikliği, Soyadı Yasasının Kabulünü, Eğitim ve Öğretim Devrimini, Harf Devrimini, Dil Devrimini sana borçluyuz.</span></span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="color:black">Eğer bu gün elimiz kalem tutuyorsa, sana borçluyuz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="color:black">Bağımsızlığımızın sembolü Türk Bayrağı’mızın gölgesinde nefes alabiliyorsak, “En büyük eserimdir” dediğin Cumhuriyet sayesinde.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:-24px; text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="color:black">-Aramızdan ayrılışının 84. Yıldönümünde, Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, sevgi ve hasretle anıyoruz.</span></span></span></span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Nov 2022 09:29:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ATATÜRK VE BİLİME BAKIŞI</title>
                <category>Hasan Toker</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ataturk-ve-bilime-bakisi-194</link>
                <author>4mevsimilaclama09@gmail.com (Hasan Toker)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ataturk-ve-bilime-bakisi-194</guid>
                <description><![CDATA[ATATÜRK VE BİLİME BAKIŞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Gözlerimizi kapayıp yalnız yaşadığımızı varsayamayız. Ülkemizi bir çember içine alıp dünya ile ilgilenmeksizin yaşayamayız. Tersine gelişmiş uygarlaşmış bir ulus olarak uygarlık alanının üzerinde yaşayacağız: bu yaşam ancak bilim ve fenle olur. Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız. Bilim ve fen için bağ ve koşul yoktur.” </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1922 yılımda Bursa’da öğretmenlere yaptığı konuşmadan bir kesit yukarıdaki cümle. Bilimi ve fenni kendine rehber edinmiş çok yönlü bir liderdir Mustafa Kemal Atatürk. Askeri deha olduğu kadar hukuk, matematik gibi alanlarda çok geniş araştırmaları olan ve bilindiği üzere ülkemize bir geometri kitabı kazandırmış ilginç bir liderdir. Mustafa Kemal’in ömrü boyunca yüzlerce kitap okuduğu hepimiz tarafından bilinmektedir. Matematiğe çocukluğundan beri özel ilgi duymaktadır Mustafa Kemal. Sebebi de malumunuz ona ismini veren matematik öğretmenidir. Bu ilgi onu daha çok meraka bununla beraber de daha çok okumaya sevk etmiştir. Ve ülkemize bir geometri kitabı kazandırmıştır. Atatürk, bunu birtakım Fransızca geometri kitaplarını okuduktan sonra hazırlamış ve yapıt ilk kez 1937 yılında yayınlanmıştır. Bu 44 sayfalık kitapta yer alan uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, iç ters açı, dış ters açı, taban, eğik, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarp, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe gibi terimler Atatürk tarafından türetilmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ulu önderin bilimsel perspektifi de dünyayla birlikte gelişme göstermiştir. Belki de bu gelişmede en ilginç olanı evrimle ilgili düşünceleridir. 1900’lerin başında dünyada gelişme gösteren önemli bilim sahalarından biri evrimdir. Birçok yeni keşif, genetik biliminin gelişmesi beraberinde evrimle ilgili gelişmeleri de doğurmuştur. Okuma alışkanlığı üst düzey olan Mustafa Kemal de bu gelişmelere kayıtsız kalmamış ve konu ile ilgili kitaplar okuyarak kendini geliştirmeye çalışmıştır. Konu ile ilgili okuduğu kitaplardan notlar almıştır. Daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler Prof. Dr. Zafer Toprak’ın Boğaziçi Üniversitesi’nde verdiği “Atatürk ve Darwinizm” başlıklı sunumunu internetten izleyebilirler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tabi kendi emekleri bir yana 1933’den sonra ülkemize çok değerli bilim adamlarının gelmesine katkı sağlamıştır. Nazi Almanyasından kaçan birçok Alman bilim adamına ülkenin kapılarını açmıştır. Birçok bilim adamı ülkenin ilk modern üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’ni tercih etmiş olsa da Ankara’da küçük binalarda hizmet veren fakülte ve yüksekokulları tercih edenler de vardır. Ülkemiz özellikle tıp fakültesi, matematik, tabii bilimler, hukuk, iktisat ve mimarlık üzerine göç almıştır. Ülkemizde temeli atılan birçok temel bilim kürsüsü o dönemde açılmıştır. Son yazımda anlattığım Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig’in ülkemizde zoolojinin babası olarak bilinmesi bu dönemin ürünüdür. <span style="background-color:#fafafa">Türkiye’de kısa bir süre kalmış olmasına rağmen modern Türk müzik çalışmalarının başlamasında önemli katkısı bulunan ve kendisinden sonra Cari Ebert, Ernst Practorius ve Eduard Zuckmeyer’in de gelmelerini sağlayan Paul Hindemith’in adını da zikretmeden geçemeyiz.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#fafafa"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Görüldüğü üzere sadece belli bir alanda değil bilimin her alanında gerek kendisi gerek de kucak açtığı bilim insanlarının hizmetleri sayesinde ülkemizde bilimin gelişmesini sağlamıştır. Ülkemizin emperyalist güçlerce paylaşılmasına karşı örgütlediğin kurtuluş savaşıyla, kurduğun cumhuriyetle, bilime, fenne, doğaya, çocuklara, kadınlara verdiğin önemle, devrimlerinle sen çok yaşa ATAM. Saygı, özlem ve minnetle…</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Kaynaklar:</span></span></span></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erdem A.R., (2014) ATATÜRK’ÜN BİLİME VERDİĞİ ÖNEM: BİLİMİ ve BİLİMSEL DÜŞÜNCEYİ HAYATTA REHBER EDİNMESİ, Erdem A.R., 2014</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:#fafafa"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#fafafa"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Klaus-detlev Grothusen, (1981)</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1933 Yılından Sonra Alman Bilim Adamlarının Türkiye'ye Göçü, </span></span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">A. İnan. (2007).&nbsp;<em>Atatürk Hakkında Hatıralar Ve Belgeler</em>. ISBN: 9789944881401. Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları.</span></span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">R. E. Ünaydın. (1954).&nbsp;<em>Atatürk Tarih Ve Dil Kurumları - Hatıralar</em>. Yayınevi: Türk Tarih Kurumu.</span></span></span></span></span></li>
</ol>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Nov 2022 15:03:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-08ZatZ20.14.59_1.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KADINLAR BALKONLARA</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlar-balkonlara-193</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlar-balkonlara-193</guid>
                <description><![CDATA[KADINLAR BALKONLARA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">On Kasım bizim için saygıda kusur etmediğimiz ve etmeyeceğimiz günlerin başında geliyor. Atatürk’ün aziz hatırasına yakışacak bir günü ona layık bir şekilde geçirmek için elimizden geleni yapmalıyız. Kendini Türk vatandaşı olarak gören herkesin Atatürk’e hiç değilse yılda bir gün gereken saygıyı, özeni göstermesi herkesin boynunu borcudur, en çok da kadınların.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kadınlar Atatürk sayesinde birçok hak ve özgürlükleri elde ettiler. Atatürk sayesinde özgür birer yurttaş oldular. Onun sayesinde Avrupalı kadınlardan önce Avrupalı oldular.&nbsp; Öyleyse Atatürk’e olan vefa borcumuzu ödemenin tam da sırasıdır 10 Kasım haftası.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Atatürk’ün çağdaş kadınları balkonlara çıkmalı. Bu on Kasım haftasında bütün balkonlarımız kadınlarımız tarafından Atatürk posterleri ve Türk bayrağı ile süslenmeli. &nbsp;Her balkonda bir çift mavi göz gelip geçen herkese bakmalı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kadınlarımız bu hafta en az bir kez çocuklarına Atatürk’ü anlatmalı. Hiç değilse bir kez Atatürk’ü neden sevdiğimizi çocuklarımıza söylemeliyiz. Ama bunu yine en çok kadınlar yapmalı. Çünkü bütün çocuklar babalarından çekinir, annelerini severler. Çünkü bütün çocuklar herkesten çok annesine inanır, ona güvenir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bütün kadınlar bu on kasım haftasında en az bir kez Atatürk’ün sevdiği şarkılardan birini dinlemeli ve onunla bir gönül bağı kurmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bütün anneler bu hafta Atatürk’teki, çok az bilinen, hayvan sevgisini araştırıp bunu bir akşam yemeğinde, sofrada bulunan herkese anlatmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bütün anneler Atatürk’ün annesini ne kadar çok sevdiğini ve annesinden ne kadar ayrı kaldığını anlatmalılar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Anneler, bir akşam sofrada Atatürk’ün sevdiği yemeklerden pişirin ve bunu sofradaki herkese söyleyin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Anneler, Atatürk’e olan vefa borcunuzu ödemek için en güzel fırsat budur, bunu değerlendirin ve ona olan vefa borcunuzu onunla ilgili küçük bir şey yaparak ödemeye çalışın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu hafta hiç değilse sadece bir kez Atatürk’ün neden sevdiği insanlara <strong>çocuk</strong> diye hitap ettiğini anlatın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bütün kadınlar, Atatürk’ün yüzlerce güzel özelliklerinden birini bir kez anlatın, onu hatırlayın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bütün kadınlarımız, hiçbir şey yapamasalar bile sadece şu soruyu sorup kendileri cevap vermeye çalışsın:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Atatürk olmasaydı bugün hangi konumda ve nasıl olurduk?</span></span></em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu soruya cevap verdiğinizde Atatürk için de bir şey yapmış olacaksınız zaten.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İyi haftalar, keyifli okumalar diliyorum. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Nov 2022 08:42:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dezenformasyonla Mücadele</title>
                <category>Av. Ayşe Nur Altıncı</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/dezenformasyonla-mucadele-192</link>
                <author>avaysenuraltinci@gmail.com (Av. Ayşe Nur Altıncı)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/dezenformasyonla-mucadele-192</guid>
                <description><![CDATA[Dezenformasyonla Mücadele]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>18 Ekim 2022 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 29. Maddesi ile Türk Ceza Kanunu'na 217nci maddeden sonra gelmek üzere "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" başlıklı 217/A maddesi eklenmiştir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sosyal Medya Yasası veya Sansür Yasası olarak da anılan ve ‘dezenformasyonla mücadele’ gerekçesiyle hazırlanan bu kanunun 29. maddesine göre artık sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaklardır. Failin, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde ise birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılacaktır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Düzenlemeye ilişkin kanun maddesinde suça ilişkin tanımlama muğlak kavramlarla gerçekleştirilmiş olup bunun sonucu olarak da ilgili madde kamu makamlarına mutlak bir takdir yetkisi sunmaktadır. Ceza mahkemeleri bu halde ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili bilgilerin gerçeğe aykırı olup olmadığı ve sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle yayınlanıp bu açıklamaların kamu barışını bozmaya elverişli olup olmadığı konusunda mutlak bir takdir yetkisine sahip olacak ve bu durum ne yazık ki bir bakıma niyet okumasına dönecektir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından ise Dezenformasyon Bülteni oluşturulmuş ve Haftanın Yalan Haberleri başlığıyla bu kapsamda değerlendirilen haberler yayınlanmaktadır. 31 Ekim - 6 Kasım tarihleri arasında yalan haber olarak belirlenen haberler ise şu şekildedir:</p>

<p>1-“TOGG’un Üretim Bandı Yok” İddiası<br />
2-Akkuyu Nükleer Güç Santrali Bölgesine Kurulacak Radar<br />
Sistemi “Ülkemizin Güvenliğini Tehdit Edebilir” İddiası<br />
3-“Kuduz Meselesi Yalan Çıktı” İddiası<br />
4-AFAD Tatbikatına Yönelik Asılsız İddialar<br />
5-“Çin’in Long March 5B Roketi Türkiye’ye Düşecek” İddiası<br />
6-“ABD Savaş Uçakları KKTC Hava Sahasını İhlal Etti”<br />
İddiası</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Nov 2022 15:07:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/11/ayse-nur-altinci-1667909178.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ATATÜRK VE SANAT</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ataturk-ve-sanat-191</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ataturk-ve-sanat-191</guid>
                <description><![CDATA[ATATÜRK VE SANAT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">10 Kasım 1938…</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ulus olarak sonsuzluğa uğurladığımız tarih.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Yüzyılın en büyük devrimcilerinden biri olan Mustafa Kemal Atatürk az bilinen ama cumhuriyetin kökleşmesi ve yeşermesi için çok önemli konulardan biri olan sanat alanında da ülkemizde öncü çalışmaların gerçekleşmesine önderlik etmiş bir liderdir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Atatürk bale, tiyatro, edebiyat, heykeltıraşlık, mimari, resim, müzik gibi sanatlarla ve sanatçılarla yakından ilgilenmiştir. Çeşitli alanlarda dört bin civarında kitap okuduğu tahmin edilen Atatürk’ün askeri başarıları dışında önemli bir aydın olduğunu da unutmamalıyız. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sanatçıya verdiği önemi “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” ve “Tiyatro bir milletin kültür seviyesinin aynasıdır” sözleri ile göstermiş bir liderdir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ankara Halkevi’nde de (1932) tiyatro hakkındaki düşüncelerini ve gelecek planlarını açıklar: </span></span></span><span style="font-size:10.5pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#363636">“</span></span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tiyatro yalnız hoş vakit geçirme, bir eğlence aracı değildir. Bir ulusun fikri seviyesini, yaşayışını ve zevkini de yansıtan büyük bir sanat dalıdır. En yakın zamanda bir ‘Temsil Akademisi’ kurulacaktır.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Atatürk’ün isteği ile Almanya’nın ünlü yönetmenlerinden Prof. Carl Ebert 1936 yılında Ankara’ya gelir ve Ankara Devlet Konservatuvarı ve Devlet Tiyatroları’nın kuruluşunda yer alır. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Atatürk, tiyatro ve opera alanında çalışma yürütecek kişilere, Türk tarihinden, mitolojisinden ve halk kültüründen yararlanmalarını istemiştir. Cumhuriyetin ilk döneminde gerçekleşen birçok öncü çalışmada bunun izleri görülmektedir. O dönem üzerine araştırmalarda bulunan sahne sanatları alanında ülkemizin büyük değerlerinden biri olan Prof. Dr. Metin And’ın aktardıklarından öğrendiğimiz üzere, Atatürk bazı oyunların konularını bizzat kendi vermiş, bu oyunların metinlerini bir damaturg gibi inceleyip düzenlemelerde bulunmuştur. İlk Türk operası olan “Özsoy”un librettosu için Münir Hayri Egeli’yi görevlendirmiş ve operanın konusunu bizzat kendisi önermiştir. Türk ve İran mitolojisine dayanan bu opera, Ahmet Adnan Saygun tarafından bestelenmiş ve İran Şahı Rıza Pehlevi’nin ülkeyi ziyareti sırasında 1934 yılında Ankara Halk Evi’nde sahnelenmiştir. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Atatürk’ün cumhuriyet devrimlerine sanat ve kültür alanında gerçekleştirdiği katkılar bir gazete köşe yazısına sığmayacak kadar derindir. Tarihçilerimizin, araştırmacıların ve sanata ilgi duyan gençlerin Atatürk’ün çok fazla bilinmeyen daha doğrusu gündeme getirilmeyen konulardaki atılımlarını incelemeleri ve bunları topluma sunmaları gerekmektedir.&nbsp; </span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Nov 2022 09:56:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhuriyet Kadından Ne İster?</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/cumhuriyet-kadindan-ne-ister-190</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/cumhuriyet-kadindan-ne-ister-190</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Kadından Ne İster?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Cumhuriyet, kadından ekonomik bağımsızlığını kazanmasını ister.</p>

<p>Her durumda ve her ortamda bağımsız bir birey olduğunu bilmesini ister.</p>

<p>Her koşulda erkekle eşit olduğunu göstermesini ister.</p>

<p>Bütün haklarını sonuna kadar kullanmasını ister.</p>

<p>Cumhuriyet kadından,</p>

<p>İyi bir yurttaş,&nbsp;iyi bir anne olmasını,&nbsp;iyi bir eğitimci olmasını,iyi bir iş insanı,&nbsp;iyi bir milletvekili,&nbsp;iyi bir doktor, hemşire, avukat, mühendis, bilim insanı, pilot,&nbsp;teknisyen,&nbsp;hâkim, yönetici vs. olmasını ister.</p>

<p>Cumhuriyet kadından,</p>

<p>Toplumsal üretime katkıda bulunmasını ister.</p>

<p>Ulusal bilinci olmasını, özgün fikir sahibi,&nbsp;kendini geliştiren, değiştiren ve bunun için de&nbsp;sürekli okuyan bir kadın olmasınıister.</p>

<p>Cumhuriyet kadından,</p>

<p>Toplumda silikleşmiş, eve kapanmış, ev dışı hayata kapalı, sadece kocasının eşi, çocuklarının annesi, kocası ne derse onu yapan, kendi kişiliğini evlenince kaybeden, kendisine erkeklerce biçilmiş toplumsal rolü oynayan&nbsp;biri olmasınıistemez.</p>

<p>Cumhuriyet kadından,&nbsp;</p>

<p>Dünyayı anlamasını, öncü olmasını, yenilikçi olmasını, insanları arkasından sürüklemesini, Türk kadınının neler başarabileceğini göstermesini ister.</p>

<p>Cumhuriyet kadından,</p>

<p>Çağdaş olmasını, batılı gibi düşünmesini, değerlerini yok saymamasını, Araplara özenmemesini, tarihini iyi bilmesini, bu bilinçle&nbsp;hareket etmesini ister.</p>

<p>Cumhuriyet kadından,</p>

<p>Dürüst olmasını, kimseyi kandırmamasını, çıkarı için kırk takla atmamasını, makam mevki gibi üstünlüklerini çıkarı uğruna kullanmamasını,&nbsp;insanlara çıkarı için değil onlara insan olduğu için yardım etmesini, konumunu kendi geleceği için kullanmamasını, hırsızlık, yalan dolan, fesatçılık ve fırsatçılıktan uzak durmasını ister.</p>

<p>Cumhuriyet kadına çok şey verdi ve ondan sadece karakterli bir yurttaş olmasını bekler.</p>

<p>Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Oct 2022 16:24:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınlar da Şiddet Uygular</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlar-da-siddet-uygular-189</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlar-da-siddet-uygular-189</guid>
                <description><![CDATA[Kadınlar da Şiddet Uygular]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Uzunca zamandır kadınlara yönelik şiddet üzerinde duruyoruz. Bütün bunlar toplumda sadece kadınların şiddet gördüğü anlamına gelmez. Toplumun her kesiminde şiddet gören insanlar var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şiddet çoğunlukla aile içinde oluyor ve genel olarak erkekten kadına yönelik gerçekleşiyor. Fakat bunun tersi de mümkün, yani kadından erkeğe şiddet de var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tanık olduğum bir olayla başlayayım istiyorum:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kadın, eşinin çalıştığı işyerine gidiyor, biraz dışarı gelsene, diyor. Karı koca dışarı çıkıyorlar. Kadın erkeğe bağırıp çağırıyor. Erkek utanıyor, sokak ortasında eşinin bu hareketlerinden. Ayrıca kendi iş çevresine rezil olmak istemiyor. Kadın giderek sesini yükseltiyor, erkek eşini işyerinden biraz daha uzaklaştırıyor ama kadının sakinleşeceği yok. Konunun ne olduğunu bilmiyorum ama erkeği tanıdığım için ortada ahlaki bir sorun yok.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sonunda kadın ağzının bütün zehrini akıtıyor ve gidiyor. İhtimal devamı akşama evde olacak.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şimdi burada kime ne söylesek boş. Ellisine gelmiş eşlerin sokak ortasında tartışması bir kenara, aile içi sorunları dışarıya taşımak, birbirlerini alenen küçük düşürmek hiç de kabul edilecek bir davranış değil. Bu tarz ilişkiler evliliği, aile içi sevgiyi, saygıyı zayıflatır. Bağları zayıflamış aile ortamında mutluluk aramak nafile.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eşlerden herhangi biri, ne olursa olsun, eşinin işyeri çevresinde veya sokak ortasında bu tür tartışmaları yapmamalı. Hangisi yaparsa yapsın bu bir çeşit şiddettir ve kişiyi yaralar, üstelik o yaralar da kolay kapanmaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ne olursa olsun, tartışmalarda daha sakin olmak, daha alttan almak evliliğin ileriki yılları için iyidir. Yine ne olursa olsun, karşıdakini de kendisi gibi bir insan olarak kabul etmek ve kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi eşine de yapmamak gerekir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şunu unutmayalım: Aşağıladığımız veya sokak ortasında küçümsediğimiz, hakaret ettiğimiz birinin (bu eşimiz de olsa) bizi eskisinden daha çok sevmesini, bize eskisinden daha çok değer vermesini ve bizi eskisinden daha çok önemsemesini bekleyemeyiz. Demek ki aslında yaptığımız her hareket bizden bir şey götürüyor, öyleyse bize bir şey katacak davranışlar içinde olmalıyız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Keyifli okumalar, iyi haftamlar dilerim.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Oct 2022 12:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YENİ KİTAPLAR</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/yeni-kitaplar-188</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/yeni-kitaplar-188</guid>
                <description><![CDATA[YENİ KİTAPLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şair-yazar-eğitimci Efeler Belediyesi Yayın Kurulu Üyesi Mustafa Ünver’in edebiyat üzerine denemelerinden oluşan “Saçlarım Sırma Olmasın Ben Ölünce” adlı kitabı Öteki Yayınevi etiketiyle yayımlandı. Bu güzel kitabın arka kapak yazısını yazmak benim için büyük bir mutluluk. Dosya aşamasında okuduğum çalışma beni fazlasıyla heyecanlandırmıştı. Arka kapak yazısında kısaca şunları ifade ettim: </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Mustafa Ünver şairliği yanında öykü ve deneme alanında da ürünler vermiş bir yazar. Şiir ve edebiyat üzerine düşünce üretiyor. Ele aldığı konulara cesurca yaklaşıyor. Düşünce ve eylem birlikteliğinden şaşmıyor. Saçlarım Sırma Olsun Ben Ölünce, Ünver’in çeşitli yerlerde yayımladığı yazılarını bir araya getirilmesinden oluşuyor. Yazarlık serüveninin düşünsel gelişimini, gördüklerini ve okuduklarını açıkça ortaya seren Ünver, okuyuculara denemenin eşsiz lezzetini sunuyor. Şiirsel üslubunu denemenin ateşleyici unsuru olarak kullanıyor ve edebiyatın büyüsünü tüm metinlerine yedirmesini biliyor. Şairler, şiirler, imgeler, kanonlar, ödüller ve daha birçok konuyu içine alan kitap; tartıştığı konulara sizi de katılmaya davet ediyor.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mustafa Ünver üretkenliğe devam ediyor. Bizlere de eserleri keyifle okumak düşüyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/%C3%BCnver%20kapak.jpg" style="height:800px; width:800px" /></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">YILDIRIM’IN İKİNCİ ROMANI YAYIMLANDI </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yazar-eğitimci ve Aydın Kritik’in sevilen yazarlarından Şahin Yıldırım, ilk romanı “Aşk Yetmez”den sonra ikinci romanı “Uzak Şehir” de raflarda yerini aldı. Her iki romanda Öteki Yayınevi imzalı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şahin Yıldırım, geçen yayın döneminde Efeler Belediyesi TV’de “Şahin Yıldırım ile Kültür Sanat” adlı program yapmış ve birçok değerli konuğu misafir ederek, Efeler’de kültür ve sanatın nabzını tutmuştu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mustafa Ünver ve Şahin Yıldırım’ın bahsettiğim kitaplarının kapak resimleri ise, Aydın’da yaşayan Ressam-eğitimci Mehmet Akkaya imzasını taşıyor. Sahne Sanatlarından edebiyata kadar birçok farklı alanda resim bilgisini ve eserlerini paylaşan Makkaya, sanatın günümüzde disiplinlerarası yaklaşımla ele alınmasına uygun eserler üretmeye devam ediyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aydın Efelerli edebiyat ve sanatseverler sıra sizde! Kentinizin ulusal çapta yazarları olan bu isimleri yalnız bırakmayın ve düzenleyecekleri imza günlerinde yanlarında olun. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m%20kitap%20kapak.png" style="height:610px; width:400px" /></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Oct 2022 11:30:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınların Korunmaya İhtiyacı Yoktur!</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlarin-korunmaya-ihtiyaci-yoktur-187</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlarin-korunmaya-ihtiyaci-yoktur-187</guid>
                <description><![CDATA[Kadınların Korunmaya İhtiyacı Yoktur!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">V.D. yalnız yaşayan 42 yaşında bir kadın. Çalışıyor, kendi geçimini sağlıyor. Kızı üniversite son sınıfta. Tek istediği toplum içinde kendisini rahat hissetmek ve erkeklerin daha efendi olmaları. Ama öyle olmuyor. Çalıştığı yerde tacize uğruyor, kendi bildiğince cevabını veriyor, kendisini koruyor. <strong>İşe gidip gelirken mahallede her şeye dikkat etmek zorunda</strong>, çünkü ona eşinden ayrılmış bir kadın olarak farklı gözle bakıldığına inanıyor ve bu durum ona fazlasıyla rahatsız ediyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sizin anneniz, ablanız, ayrılmış olduğunuz eşiniz de olabilir bu. <strong>Bir erkek olarak siz bu durumu nasıl değerlendirirsiniz? </strong>İhtimal, okurken hepimiz kadını haklı görüyoruz, hepimiz erkeklerin yanlış yaptığını, hepimiz mahallemizin tutumunu doğru bulmadığımızı düşünüyoruz. Ama sorun böylece giderilmiş olmuyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Erkeklerin yalnız yaşayan kadınlara bakış açısı değişmeli. Onlara bakarken yalnız yaşıyor, eşinden ayrılmış gözüyle değil de onların da kendileri gibi hayatın içinde mücadele eden bir onsan olduğunu kabul etmeleri gerekir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mahalle halkımız eşinden ayrılmış bir kadına dünyada tek ayrılan ve yalnız yaşayan kedin oymuş gibi bakması da ne kadar ayıp ve dışlayıcı. Ne yani çevre iyi baksın diye iyi gitmeyen bir evliliği sürdürmek zorunda mı bir kadın? </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nasıl bir toplumuz biz? <strong>Neden kendi işimizi gücümüzü bırakıp başkalarıyla ilgileniyoruz?</strong> Niçin güçsüz gördüğümüzü kadına farklı gözle bakıyoruz, niçin bir kadının da hayatın içinde tek başına mücadele vereceğini kabullenemiyoruz?</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Lafa gelince anneler kutsal, cennet onların ayağının altında, anne olmazsa insan da olmaz…ama uygulamaya gelince kadına her şey müstahak. Bu nasıl çarpık bir düşüncedir?</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">V.D. beni kimsenin korumasına, bana yardım etmesine gerek yok<strong>, insanlar kendilerini korusun, kendi davranışlarını kontrol etsin</strong>, diyor. Doğru diyor. İnsanların bu kendini bırakıp başkalarının hayatına burnunu sokma tavrı kadınlara karşı daha acımasız. Hele erkekler…&nbsp; Acaba diyorum erkeklerin mi kendilerini korumaya ihtiyaçları var?</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Keyifli okumalar, iyi haftalar.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Oct 2022 10:17:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RÜYALARINI TÜRKÇE GÖREN BİR ALMAN BİLİM ADAMI:  ORD. PROF. DR. CURT KOSSWİG</title>
                <category>Hasan Toker</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ruyalarini-turkce-goren-bir-alman-bilim-adami-ord-prof-dr-curt-kosswig-186</link>
                <author>4mevsimilaclama09@gmail.com (Hasan Toker)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ruyalarini-turkce-goren-bir-alman-bilim-adami-ord-prof-dr-curt-kosswig-186</guid>
                <description><![CDATA[RÜYALARINI TÜRKÇE GÖREN BİR ALMAN BİLİM ADAMI:  ORD. PROF. DR. CURT KOSSWİG]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir biyolog olarak rol modelim olan hocaların hocası Prof. Dr. Ali Demirsoy hocamın 2019 yılında yayımlanan kitabının başlığı ile aynı ismi taşıyor yazımın başlığı. Nazi Almanya’sından kaçan, ülkemize büyük hizmetleri olmuş, öldükten sonra vasiyeti üzerine Türkiye’ye getirilerek defnedilen ve Türkiye’deki öğrencilerinin, “Hocam Türkleri seviyor musunuz?” sorusuna “Çocuklar ben rüyalarımı Türkçe görüyorum” diyen bir adamın hikayesidir bu. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">30 Ekim 1903’te Berlin’de doğan Kosswig, eğitimini Berlin Üniversitesi’nde Felsefe Doğa Bilimleri ve özellikle Zooloji-Genetik üzerine almıştır. 1930’da doçent olan Kosswig’in Nazilerle sorunları 1933 yılında Braunschweig Teknik Yüksekokulu’na Genel Biyoloji ve Zooloji Profesörü olarak atanmasıyla başlamıştır. Saf bir Alman olan Kosswig, Nazilerin Yahudi kökenli olan profesörlere tutumuna karşı çıkmakta ve protesto etmektedir. Naziler Kosswig’i bölgenin SS Eğitim Sorumlusu yapmış ve verdiği eğitimlere Hitler selamı ile başlaması, Nasyonel Sosyalist İşçi Partisi’ne üye olması için baskı yapmışlardır. Bu baskılara boyun eğmek zorunda kalan Kosswig için bardağı taşıran son nokta, yakın arkadaşı Botanikçi Ord. Prof. Dr.&nbsp;Alfred&nbsp;Heilbronn’un yahudi olması nedeniyle görevden alınması olmuştur. Kosswig bu olayı protesto etmek için SS Eğitim sorumluluğu görevinden istifa etmiştir. Bu istifa sonrası Kosswig Naziler tarafından ifadeye çağırılmıştır. Kosswig’in de toplama kampına alınması an meselesidir artık. Tüm bu süreç işlerken Türkiye 2. Üniversite Reformu hazırlıkları yapmaktadır. Bu sıralarda Almanya’da Nazi baskısı sonucu görevden alınmalar ve sürgün edilmeler Alman bilim dünyasında yaygınlaşmaya başlamıştır. İlk sürgün edilenlerden biri olan Albert Einstein, Paris’te bir dernek kurmuş ve Almanya’dan kaçan bilim insanlarına yardım etmeye çalışmaktadır. 2. Üniversite Reformu kapsamında Türkiye’de yeni bir üniversite kurulduğunu (İstanbul Üniversitesi) ve bunun için akademisyen ihtiyacı olduğunu öğrenen Einstein, Başbakan İsmet İnönü’ye mektup yazarak Yahudi kökenli bilim insanlarına görev verilmesini talep etmiştir. Gerekli görüşmeler yapılmış ve bu görüşmeler sonucunda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünde; Ord. Prof. Dr.&nbsp;AlfredHeilbronn&nbsp;(Botanik), Ord. Prof. Dr.&nbsp;Leo&nbsp;Brauner&nbsp;(Botanik) ve Ord. Prof. Dr.&nbsp;Andre&nbsp;Naville&nbsp;(Zooloji) göreve başlamışlardır. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1937 yılında yakın arkadaşı olan ve uğruna Nazileri karşısına aldığı Ord. Prof. Dr.&nbsp;Alfred&nbsp;Heilbronn’dan&nbsp; bir mektup gelir. Mektupta&nbsp;tifo’dan&nbsp;hayatını kaybeden Fen Fakültesi Hayvanat Enstitüsü Direktörü Ord. Prof. Dr.&nbsp;Andre&nbsp;Naville’den&nbsp;boşalan kadroya&nbsp;Ord.Prof.Dr.Curt&nbsp;Kosswig&nbsp;önerilmektedir. Kosswig için süre son derece hızlı ilerlemektedir. Naziler her an Kosswig’in kapısını çalabilir. Mektubu alır almaz Kosswig hazırlıklara başlar. Ve hakkındaki tutuklama emrinden 2 saat önce Almanya sınırlarının dışına çıkmıştır bile. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig Türkiye’de görevli olduğu süre içerisinde birçok ders vermiştir. Üstelik 3. yılından itibaren derslerini Türkçe anlatmıştır. Bununla birlikte lise ve üniversite için biyoloji ders kitapları yazmıştır. Çok sayıda bilim insanının doktoralarında (18 doktora) tez yöneticiliği yapmıştır. Bu bilim insanlarının çoğu daha sonra ülkemizdeki biyoloji bölümlerinde kurucu olarak görev almışlardır. </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Anadolu Faunasının ortaya çıkarılması için bilimsel geziler düzenlemiştir. Bu çalışmalardan ötürü 6 cins ve 42 tür ve alttüre Kosswig ismi verilmiştir. Manyas Gölü Milli Parkı’nı kurmuştur. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1951 yılında Baltalimanı Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsü’ne atanan Kosswig, Temmuz 1955’te Hamburg Üniversitesi Zooloji Enstitüsü Zooloji Müzesi Direktörlüğü’ne atanana kadar görevine devam etmiştir. 1969 yılında Hamburg’ta emekli olan Kosswig sonrasında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde 2 yıl kadar misafir Profesör olarak görev yapmıştır. Bu süre içerisinde bile Anadolu faunasının belirlenmesi başta olmak üzere birçok katkı sunmuştur. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig 29 Mart 1982 yılında Hamburg’ta vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine kendisinden önce vefat eden eşinin yanına Rumeli Hisarı Aşiyan Mezarlığı’na defnedilmiştir. Başkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig’in öğrencisi olan Prof. Dr. Mustafa Kuru “Rüyalarını Türkçe Gören Bir Alman Biyolog Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig” isimli yazısında şöyle bir bilgi paylaşmaktadır: </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">1954 yılından sonra Hamburg Üniversitesinde, bir lisansüstü dersinde Alman öğrenciler&nbsp;Kosswig’i&nbsp;protesto etmeye başlarlar. Derste İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji asistanlarından&nbsp;Melekper&nbsp;Öktay&nbsp;da bulunmaktadır.&nbsp;Kosswig protestonun nedenini anlayamaz ve dersi anlatmaya devam eder. Fakat Alman öğrenciler de protestoya devam ederler. Bu sırada&nbsp;Melekper&nbsp;Öktay&nbsp;parmak kaldırır ve “Hocam dersi Türkçe anlatıyorsunuz” der&nbsp;Kosswig’in&nbsp;ifadesine göre sınıfta gözü&nbsp;Melekper Öktay’a&nbsp;ilişince eski İstanbul günlerini hatırlamış ve bilinçaltından Türkçe konuşmaya başlamıştır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ülkemizde modern biyolojinin kurulmasını sağlamış, Türkiye’de zoolojinin babası olarak görülen, Türk Doğa Bilimleri tarihinde unutulmaz bir yeri olan ve ülkemizi ikinci vatanı olarak gören hocamızı saygı ve minnetle anıyorum. </span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kaynaklar:</span></span></span></span></span></span></p>

<h1><span style="font-size:24pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:12.0pt">http://www.limnoloji.org.tr/Rüyalarını Türkçe Gören Bir Alman Biyolog Ord. Prof. Dr. Curt KOSSWIG</span></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#f9f8ef"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Reisman A. (2011) : Nazizmden Kaçanlar ve Atatürk’ün Vizyonu, T.İş Bankası Yayınları .</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><a href="http://egefish.ege.edu.tr/Kosswig/nihat_aktac.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#f9f8ef"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">http://egefish.ege.edu.tr/Kosswig/nihat_aktac.html</span></span></span></a></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#f9f8ef"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Prof.Dr. Ali Demirsoy (2019): Rüyalarını Türkçe Gören Bir Alman Bilim Adamı: Ord .Prof. Dr. Curt Kosswig, Asi Kitap Yayınevi</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Oct 2022 10:14:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-08ZatZ20.14.59_1.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karar Sizin</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/karar-sizin-185</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/karar-sizin-185</guid>
                <description><![CDATA[Karar Sizin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:142px; text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kız çocuklarını yetiştirmede ailelerin çok büyük hataları var.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öncelikle o sizin kızınız ve siz onun annesi-babasısınız. O ne sizin prensesiniz ne aşkınız ne de dünyadaki tek kız çocuğu. Ona, ayaklarını yerden kesecek iltifatlar etmeyi bir kenara bırakın. Bir baba olduğunuzu, bir anne olduğunuzu hissettirin. Bütün hitaplarınız gerçekçi olsun. Gerçek bir aile ortamında büyüdüğünü fark etsin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Olmayan şeylerle ona hitap etmeyin. Olmadığı şeyleri ona söylemeyin. En büyük hatamız bu. <strong>Çocuğumuza bütün bir hayatı boyunca olmayacağı unvanlarla seslenmek</strong>. Kızınız hiçbir zaman prenses olmayacak, hiçbir zaman izin aşkınız olmayacak, hiçbir zaman dünyadaki tek kız kendisi olmayacak. Elbet herkesin evladı kendisine dünyada tek avlatmış gibi gelebilir ama gerçekçi olun. Gittiği okulda, sınıfında onun gibi onlarca var.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her aile çocuğunu sever ama bunu bir abartı şeklinde göstermek doğru değil. O, nereden sizin aşkınız oluyor? Aşık olduğunuz kişi eşinizdir ve o sadece sizin aşkınızın meyvesidir. Ona bunu anlatın, sen aşkımızın meyvesisin, bu yüzden değerlisin deyin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çocukları gerçek aile ortamımızdan çok uzak birtakım değerlerle yetiştirdiğimizde ileride mutsuz olacağı eylemlere girişebilir. İleride kendi ailesini kuramayabilir. Ona güzel sözlerle elbet hitap edebilirsiniz, bundan daha doğal ne olabilir ki. Ama hitaplarınız onu gerçek dünyadan alıp götürmesin. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ailenin önemli bir yuva olduğunu, bunun birtakım değerleri olduğunu ona hissettirin. İleride o da kendi ailesini kurduğunda bu öğrendikleriyle hareket edecektir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çocuğunuzu hiç sevmezseniz ya da sevginizi göstermezseniz bu da kötü. Sonra ona fazla sevgi gösterenlerin peşinden gider. Çocuklarınızı gerçekçi yetiştirin ve sahip oldukları imkanlar çerçevesinde mutlu olmanın yollarını öğretin. Farklı imkanları olan insanların peşinden hiç düşünmeden gitmesinin önüne geçmiş olursunuz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani ileriki yaşamında çocuğunuzun ve sizin mutlu olmanız aslında küçük yaşlardaki verdiğiniz aile içi eğitime bağlıdır. İleride hep beraber mutlu veya mutsuz olmanız şimdi vereceğiniz eğitime bağlı, karar sizin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İyi haftalar, keyifli okumalar dilerim.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Sep 2022 09:53:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>16 Yaşında, Nişanlı ve Ölü!</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/16-yasinda-nisanli-ve-olu-184</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/16-yasinda-nisanli-ve-olu-184</guid>
                <description><![CDATA[16 Yaşında, Nişanlı ve Ölü!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Basından duymuşsunuzdur. Karadeniz’de on altı yaşındaki bir kız 21 yaşındaki nişanlısı tarafından katledildi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülkemdeki cahilliğe doymuyorum. Hangi cahil ülkede hangi cahil yüzyılda hangi cahil anne baba kızın 16 yaşında nişanlar?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu kadar cahilliğe pes demek de yeterli değil. Hangi yüzyılda yaşıyor bu anne balalar? Bu kadar mı cahil kaldılar? Hiç mi televizyon izlemezler, hiç mi dünyadan haberleri olmaz? Bu cahilliklerinin derecesinden kimsenin haberi yok muydu?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ya hu 16 yaşında bir kız nasıl nişanlanır?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki, anne-baba cahil de, kardeşim bu kız okula gitmez mi? Okulun haberi olmaz mı? Okul, yetkilileri haber vermez mi? 21 yaşındaki erkeğin cahilliğine ne demeli? Sen on altı yaşındaki bir kızın çocuk olduğunu bilmez misin?&nbsp; Hadi sen de çok olgun değilsin, ama kardeşim on altı ya, daha lise bitirmeye iki sene var, hiç mi düşünmedin bu kız daha çocuk diye? Kızın sende gönlü var mıydı yok muydu, bilmiyorsun, ergen bu, aklı daha çok kayacaktı yaşasaydı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilmiyorum, neresinden tutarsanız tutun elinizde koca bir <strong>CAHİLLİK</strong> kalıyor. Yazık, çok yazık. Bu yüzyılda, iletişimin baş döndürdüğü bu yüzyılda bu denli cahilliği hazmetmek çok zor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Sonuç</strong>: İki genç cahilliğin kurbanı oldu: Biri mezara, diğeri hapse gitti.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çok üzgünüm, çok üzülüyorum ve üzüntümden çok kızgınlığım var. O kızı okutan öğretmenlere, onun okuluna, onun ailesine, onun komşularına… Ve erkeğin çevresine, anne-babasına, onu okutan öğretmenlere, onu durdurmayan arkadaşlarına ve onun cahilliğine… Çok kızgınım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Sep 2022 11:54:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>USTALARIMIZI UNUTMADIK</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ustalarimizi-unutmadik-183</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ustalarimizi-unutmadik-183</guid>
                <description><![CDATA[USTALARIMIZI UNUTMADIK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Efeler Belediyesi Şehir Tiyatrosu ve Aydın Sanat Etkinlikleri Merkezi Derneği’nden<br />
bir grup arkadaşımızla geçen haftayı bizler için anlamı büyük olan anmalarla geçirdik.<br />
26 Ağustos 2017’de aramızdan ayrılan usta yazar Muzaffer İzgü ve 26 Ağustos<br />
2021’de aramızdan ayrılan tiyatrocu ve Aydın’da tiyatro deyince akla ilk gelen isimlerden<br />
Yalçın Dinçer’i iki ayrı törenle andık.<br />
Gündüz Kemer Mezarlığındaki Yalçın Dinçer’in mezarı başında toplandık. “Seni<br />
Unutmayacağız…” yazılı Yalçın Dinçer’in çerçevelenmiş bir fotoğrafının etrafında birleştik.<br />
Anma buluşmasında yaptığım konuşmada kısaca şunları söyledim: “Aydın’da<br />
tiyatroya ve kültür sanata büyük emekleri geçen, Efeler Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun<br />
kuruluşunda da desteklerini esirgemeyerek, her zaman yanımızda olan Yalçın Dinçer<br />
Hoca’mızı anmak, ona olan sevgi ve saygımızı göstermek için buradayız. Yalçın Dinçer’den<br />
devraldığımız sanat meşalesini gelecek nesillere taşımayı onurla sürdürüyoruz ve sürdürmeye<br />
devam edeceğiz.”<br />
Aynı günün akşamı, Türk edebiyatına yazdığı öykü ve romanlarla, Türk tiyatrosuna da<br />
yazdığı oyunlarla büyük bir değer katan, sahnemizin de adını taşıyan Ustamız Muzaffer<br />
İzgü’yü anmak için toplandık. Kadir İncesu’nun çektiği Muzaffer İzgü fotoğraflarından birini<br />
sahne üzerine koyarak, usta yazara sevgilerimizi sahneyi çiçeklerle süsleyerek göstermek<br />
istedik.<br />
Efelerli tiyatroseverlere iki güzel haberim var: EBŞT olarak bu sezon Muzaffer<br />
İzgü’nün yazdığı, “Sınır” adlı oyunu repertuarımıza aldık. Aydınlı tiyatro ve dizi oyuncusu<br />
Coşkun Kemer ve ekibi de bu yıl Muzaffer İzgü’nün “Kasabanın Alileri” adlı oyununu<br />
sahneleyecek.<br />
Sanat dolu günlerde birlikte olmak dileğiyle…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Sep 2022 10:16:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Biterken</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/yaz-biterken-182</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/yaz-biterken-182</guid>
                <description><![CDATA[Yaz Biterken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yaz bitiyor. Biterken hanımların işleri de çoğalıyor. Çünkü kış hazırlıklarını tamamlamak gerekir. Birçok hazırlık yapıldı, birkaç dokunuş kaldı belki.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ta çocukluğumuzdan beri kadınlarda bunu gördük. Annelerimiz yazı, adeta bir karınca gibi geçirirdi, kışın başka kapıya gitmemek için, ağustos böceği gibi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ama şunlara da tanık olmuşsunuzdur çoğunuz; bunları yapan annelerimiz de babamızdan çoğu kez zılgıt yemiştir, daha kışa çok vardır vs. Bunu da geçelim, kışın afiyetle yenen bu yaz hazırlıkları unutulur ve annemiz sanki koca bir yaz eli ayağı birbirine dolaşmamış gibi evin erkeğinden sözlü, fiziksel şiddet görür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Elbet her evde öyle değil, ama öyle olan evler vardır, belki bir tarhana çorbası içilirken annenizin gözyaşı o çorbaya düşmüştür, belki bir kuru dolma yapılırken annenizin saçı çekilmiştir. İnsan üzülüyor. Sözümüz erkeklere tabii. İyi erkeklere bir şey diyemeyiz, eşine yardımcı olan, onu anlayışla karşılayan, onu önemseyen ve onun evin temizlikçisi olmadığının bilincinde olan erkekler elbette evinin, eşinin baş tacıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir de tam tersi olanlar var. Asıl onlara sözümüz. Eşleriniz sizin kulunuz köleniz değildir. Eşiniz sizin temizliğinizi yapmak, size çocuk doğurmak için sizinle evlenmedi. Onun insan olduğunu unutacak kadar insanlığınızdan vazgeçmediyseniz eşinize her zaman destek olmak göreviniz. Bunu eşinizi koruyun kollayın anlamında söylemiyorum. O da bir birey, korunup kollanmaya ihtiyacı yok. Kadının erkekler gibi bir insan olduğunun kabul edilmeye ihtiyacı var. Yoksa kadını hep eksik görüp onu hep korumaya kalkmak da doğru değil. Bu, aslında onu aşağılamaktan başka bir şey değil.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ben derim ki yaz biterken eşlerinize destek olun. Onları yalnız bırakmayın. Her işte kadınlara yardımcı olmak, birlikte bir şeyler yapmak, işleri beraber yürütmek aslında evli olmanın da bir gereğidir. Çünkü evlilik hayatı paylaşmaktır. Hayatı paylaşmak da buralardan başlıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Keyifli okumalar, iyi haftalar dilerim.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Sep 2022 09:04:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Evlenmeden Önce</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/evlenmeden-once-181</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/evlenmeden-once-181</guid>
                <description><![CDATA[Evlenmeden Önce]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Evlilik hayatında değişik şiddetlere maruz kalan birçok kadın var. Bu şiddetlerden en yaygın olanı fiziksel şiddet. Biliyorsunuz bu köşede buna sayısız gerçek örnek verdim, vermeye de devam edeceğim. Bu arada sadece kadınların şiddete maruz kaldıklarını söylemek de yanlış olur, erkekler de şiddet görüyor, fiziksel olmasa da. Hem de tahmin edemeyeceğiniz kadar çok. Fakat şiddet çeşitleri içinde fiziksel şiddet daha çok can yakıcı ve gündem olduğu için bunun üzerinde duruyoruz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eşler evlenmeden önce asla birbirlerine şiddet göstermiyor, hayli yumuşak, uysal, anlayışlı davranıyor. Bütün büyü de evlendikten sonra bozuluyor; aslında bozulmuyor da belki gerçek ortaya çıkıyor demek lazım. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki kadınlar evlendikleri erkeklerin evlenmeden önce şiddete meyyal olduklarını anlayamıyor mu? Çoğu anlayamaz. Çünkü şiddete meyyal bir erkek bunu her zaman saklar. Onun için de bazen birkaç yıl bazen de onlarca yıl süren mutsuz evlilikler içinde şiddet hep devam eder, kadın hep ezilir ve zaman içinde kadın şiddete alıştırılır, böylece şiddet “manyağı” erkek de her şey normalmiş gibi her şeyi yapmaya devam eder. Aslında erkeğin hasta olduğu her halinden bellidir ama o kendisini hasta zannetmez ya da hasta ruhlu olduğuna inanmaz. İnanmadığı için de ruhunu hastalıktan kurtarmak için ruh bilimine başvurmaz. Burada tek suçlu/hatalı şiddeti olağan gören erkek değil; onun ailesi yani anne babası, o erkeğe katlanan eşi, onun çevresindeki bütün tanıdıklar bu suça ortaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öyle ya, çevrenizde bir tanıdığınız veya sevdiğiniz başka bir tanıdığınıza veya sevdiğinize hayatı zindan ediyor ve siz de sadece izliyor ara sıra da üzülüyorsunuz. Üzülerek vicdanınızı rahatlatamazsınız, sizin de sorumluluğunuz var bunda. Siz de şiddet göreni gördünüz, şiddet uygulayana ses çıkarmadınız, sizden daha büyük adaletsiz, daha büyük vicdansız, sizden daha büyük suç ortağı ve sizden daha büyük şiddet yanlısı var mı? Yok. ( Bu da meselenin başka bir boyutu, buna da sonra gelelim)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öyleyse evlilik hayatındaki şiddet olaylarının, aile parçalanmasının önüne geçmek için ne yapmalı?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aslında çözüm basit: Doktor raporu almak, sabıka kaydı almak.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Evet, kanunla zorunlu hale getirilecek olan bu durum eşlerin evliliklerini kolaylaştırır veya ilerideki aile içi şiddetin, parçalanmış ailelerin önüne geçebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki bu nasıl olacak, nasıl hayata geçecek, buna nasıl inanılacak, nasıl güvenilecek?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">(İsterseniz devamını haftaya anlatalım)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Keyifli okumalar, iyi haftalar diliyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Aug 2022 12:43:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞENLİKLER TİYATRO SANATININ YAŞAM KAYNAĞIDIR</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/senlikler-tiyatro-sanatinin-yasam-kaynagidir-180</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/senlikler-tiyatro-sanatinin-yasam-kaynagidir-180</guid>
                <description><![CDATA[ŞENLİKLER TİYATRO SANATININ YAŞAM KAYNAĞIDIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dionysos şenliklerinden doğan tiyatro, Dionysos kültünün önemli merkezlerinden Sardes’te geçmişten geleceğe uzanıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Temmuz ayında yine Sardes Tiyatro Şenliği ve Eğitim Kampı’ndaydık. Dr. Öğretim Üyesi Rasim Aşın ve yöreden bazı dostlarının yedi yıldır inatla sürdürdükleri şenlik ve eğitim kampına ülkenin birçok yerinden tiyatro uygulayıcıları, yazarlar, eğitimciler, oyuncular, oyuncu adayları ve tiyatro gönüllüleri katıldı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Salihli’de bulunan Lidya Krallığı’nın başkenti Sardes Antik Kenti Artemis Tapınağı bölgesinde, birçok mitolojik hikâyeye konu olan Paktalos Çayı kenarındaki alanı çadırları ile dolduran tiyatro tutkunları, imeceye katılarak bağımsız bir şenlik atmosferi yaşıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Paylaşıyor, eğleniyor ve öğreniyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sardes, tarihsel kaynaklarda theatron kelimesinin ilk kullanıldığı yer olması bakımından da çok önemli ve ayrıksı bir yer teşkil ediyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Şenlik ve Eğitim Kampı süresince alanlarında uzman birçok kişi, clown, sanat eleştirisi, yazarlık, oyunculuk, drama, yönetmenlik, fotoğraf, pantomim, sokak sanatları atölyesi gibi alanlarda eğitimler verildi. Söyleşiler gerçekleştirilip, çeşitli oyunlar sahnelendi. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sardes Kültür Sanat Derneği çatısı altında yayımlanan ve ülke genelinde dağıtımı yapılan, niteliği ile fark yaratan kültür-sanat ve edebiyat dergisi Artemis’in Genel Yayın Yönetmeni ve Yusuf Çağlar ve Hasan Ulaş ve diğer şair yazarların okuduğu şiirlerde şenliğe anlam kattı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aktivist Sanatçılar Birliği başkanı şair-yazar Ümit Yaşar Işıkhan, Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi sözcüsü Tuncay Karaçorlu’da şiirleri ile diğer çalışmalarıyla şenliğe sanatsal dokunuşlar katan isimlerdi. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu şenliğin Sart Mustafa Köyü halkı ile tiyatro uygulayıcıları ve ilgililerini buluşturuyor olması bence çok güzel ve anlamlı. Rasim Aşın ve tüm gönüllülerin başardıkları asıl önemli şey tiyatro turizminin böylesi örnek çalışmalarla gerçekleşebileceğini göstermesi. Burada gerçekleşen çalışma Anadolu’daki birçok yerleşim yerinde de gerçekleşebilir. Yeter ki oralarda da Rasim Aşın gibi öncüler çıkabilsin. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Efeler Belediyesi Şehir Tiyatrosu ve Aydın Sanat Etkinlikleri Merkezi Derneği üyeleriyle birlikte geniş bir katılım sağlayarak kampta yerimizi aldık. EBŞT ekibimiz, doğaçlama tiyatro gösterisi ile misafirlere ve katılımcılara keyifli bir akşam yaşattı. Ben de “tiyatro eleştirisi” ve “yazarlık” atölyesi gerçekleştirdim. Bu tarz buluşmalarda bildiklerinizi paylaşmak ve katılımcılardan aldığınız geri dönüşlerle bilgilerinizi geliştirmek çok yararlı bir alışveriş oluyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ECEABAT TİYATRO ŞENLİĞİ </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bağımsız Tiyatro Birliği ve Eceabat Belediyesi’nin işbirliğinde ikincisi düzenlenen Eceabat Tiyatro Şenliği de 1-2-3-4 Ağustos’ta gerçekleşti. Efeler Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Fatih Atay’ın desteğiyle şenliğe katılmış olmaktan dolayı çok mutluyuz. Tiyatro emekçileri Kımız Bozkır ve İskender Kardaşlar’ın öncülüğünde gerçekleşen buluşmada söyleşiler, oyunlar ve atölye çalışmaları gerçekleşti. Ben de “eleştirmen bakışı üzerinden tiyatro” başlıklı bir atölye yaptım. Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli’nin katılımıyla “yerelde tiyatro çalışmaları” konusu hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik. Ben de Efeler’de gerçekleştirdiğimiz tiyatro çalışmaları hakkında bilgiler sundum. EBŞT ekibimiz doğaçlama tiyatro gösterisiyle Eceabatlı tiyatroseverlere keyifli bir akşam yaşattı. Şenlikte katılımcılara ve konuklara Efeler Belediyesi Kültür Yayınları bünyesinde basılan kitaplarımızı tanıttık ve armağan ettik. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her iki buluşmaya katılan ve emek veren herkesi kutluyorum. Nicelerinde buluşmak üzere…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Aug 2022 10:35:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAPİTALİZM ve EKOLOJİ</title>
                <category>Hasan Toker</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kapitalizm-ve-ekoloji-179</link>
                <author>4mevsimilaclama09@gmail.com (Hasan Toker)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kapitalizm-ve-ekoloji-179</guid>
                <description><![CDATA[KAPİTALİZM ve EKOLOJİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bolivya Eski Devlet Başkanı Evo Morales 2010 yılında Bolivya’da düzenlenen İklim Değişikliği ve Yeryüzü Ana Hakları Konferansı’nda şu cümleyi kurdu: “Ya kapitalizm ölecek ya yeryüzü ana!”. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeryüzü ana ya da diğer değişlerle doğa, tabiat, ekosistem artık adına her ne derseniz. Ülkemizde genelde doğa ana tabiri kullanılır. Doğa sözcüğü doğmak fiilinden gelir. Doğurganlığı ve dişiliği içerir. Bu sebepledir ki doğa ile ana kelimeleri birlikte kullanılır. Doğa yani yeryüzü, insandan çok önce vardı. 4,5 milyar yıldan daha büyük olduğu düşünülmektedir. İnsan ise çok daha küçüktür. İlk modern insan olan <em>Homo sapiens</em> yaklaşık 300.000 yıl önce <em>Homo heidelbergensis</em>’ten evrimleşmiştir. İlkel yaşayan ve devamlı göç eden insan, tarım devrimiyle birlikte yerleşik hayata geçti. Hayvancılıkla uğraşan bazı gruplar göçebe hayata devam etti. Tüm bu süreçlerde insan ve doğa birbirini tanıdı. Karşılıklı etkileşimlerde bulundu. Tarım faaliyetleri başladı. Beraberinde zararlı ve faydalı böcekleri tanıdılar. Bu tanışma bazı zamanlarda kıtlık gibi kötü tecrübelerle birlikte oldu. Ancak her ne olursa olsun insanın doğaya verdiği zarar tolere edilebilir düzeydeydi. Ta ki sanayi devrimine kadar. Sanayi devrimiyle birlikte makineleşme ve üretim arttı. Teknoloji gelişti, hayat kolaylaştı. Ancak bu kolaylaşma beraberinde tüm dünyayı yok oluşa sürükleyen bir sistemin de önünü açmış oldu: Kapitalizm</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Artık her şey sömürüye dayanmakta idi. Sermayenin yükselişi daha çok sömürüyü beraberinde getirdi. Daha fazla kar, daha fazla üretim, daha fazla sömürü ve daha fazla ucuz iş gücü. Üretim arttıkça insan köleleşti, üretim arttıkça insan fakirleşti. Çünkü üretim sermayeyi elinde bulunduran bir avuç azınlık için arttı. Üretileni onlar paylaştılar. Üretileni üretenlerin tüketmediği bir sistemdi bu. Bu gerçekleşirken beraberinde ve doğru orantılı olarak doğa tahribatı başladı. Daha fazla üretim için tarım alanlarında tahribat başladı. Örneğin; ABD’deki çiftçiler sahip oldukları teknoloji ile yılda 2 milyar insanı besleyecek tahılı üretiyorlar. Ancak bunun yarısından fazlası gelişmiş ülkelerin et ihtiyacını karşılamak için hayvan yemine ya da bioyakıta dönüştürülüyor. Hidroelektrik santralleri için dereler tahrip edilirken dünya nüfusunun yaklaşık 8 de 1’i 25 bin yıl önce yağan yağmurların biriktirdiği kuyulardaki fosil sularla su ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. Rüzgar elektrik santralleri için ormanlar tahrip ediliyor ve yaban hayatı tehlikeye atılıyor. Örnekler çoğaltılabilir. Doğanın kaynakları sonsuz değildir. Hele ki aç gözlü kapitalizme kesinlikle dayanamaz. Son 60 yılda dünya nüfusu 3 kat arttı. Bununla orantılı olarak tüketim arttı. Tüketimden yani arz talep dengesinden dolayı üretim arttı. Üretim tahribatı arttırdı. Son 70 yılda avlanan balık sayısı 5 kat arttı. Avlanma bölgeleri azaldı, tarım arazilerinin verimliliği azaldı. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Doğanın tahribatından çokça bahsettik. Peki doğa-insan ve kapitalizm ilişkisini daha anlamlandırırsak doğanın tahribatı kapitalizmin büyümesine ve insanın daha da yoksullaşmasına sebep oldu. Dünya zenginlikleri bir avuç insanın elinde bulunuyor. Hatta veriler öyle korkunç ki dünya zenginliğinin yarısı yüzde 2’lik bir dilime ait. 1 milyar insan açlıkla mücadele ederken, her gün 5 bin kişi kirli içme suyundan ölüyor, her 6 kişiden 1 i elektrik, sağlık gibi ihtiyaçlardan yoksun. İşte kapitalizmin doğaya ve insana etkilerinden birkaç örnek. Ekoloji için de, yoksulluk için de insan gibi yaşamak için de kapitalizm ile mücadele şart. İnsan doğaya egemen olmak yerine doğa ile uyumlu bir hayat yaşamaya evrilmelidir ki kapitalizm değil insan kazansın, doğa kazansın. </span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Aug 2022 10:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-08ZatZ20.14.59_1.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hep 31 Yaşında Olacak</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/hep-31-yasinda-olacak-178</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/hep-31-yasinda-olacak-178</guid>
                <description><![CDATA[Hep 31 Yaşında Olacak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Olay</strong>: İzmir Konak’ta 28 Temmuz’da boşanmak istediği kocası tarafından silahla vurulan kadının beyin ölümü gerçekleşti. Kadın, 31 yaşındaydı. Hep o yaşta kalacak. Annesi feryat ediyor: <strong>“112’yi aradım bana hasta mısın diye soruyor, polis diyorum, müzik dinletiyor. Polis gelene kadar kızım vuruldu.”</strong> (Bu 112 meselesine de sonra değineceğim.)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Maalesef durum bu kadar iç yakıcı. Katilin uzaklaştırması da varmış, ama sürekli evin etrafında dolanıyormuş, polis de doğrusu, “<strong>Senin kapının önüne gelirse, eve girmeye çalışırsa ben tutuklarım</strong>,” demiş. Aslında savcılıkta, emniyette, valilikte dilekçeleri varmış, bu adam(katil) bir kötülük yapacak diye, ama işte…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neylersin kadınlarımız göz göre göre ölüyor ve buna bir çözüm getirilmiyor. Polisin eli kolu bağlı, adaletin kılıcı kör, kadınlar korumasız, katiller silahlı, toplum duyarsız, hayat ucuz…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplum gerçekten duyarsız mı? Evet. Çünkü bir anne kızının boşanmak üzere olduğu kocası tarafından katledilmesini duyurmak için sokağa çıkıyor yanında yirmiyi geçmeyen kadın. <strong>Bu kadar, yirmi kişi</strong>. Bu denli duyarsız mı olduk? Nerede bu toplumun sivil kuruluşları, dernekler, sendikalar, hukuk büroları…Nerede)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu toplumun binlerce yüzbinlerce hukukçusu yok mu? Var. Sadece avukatlar bunun için sokağa dökülse döküldüğü şehirde hayat felç olur. Ama kimsenin umurunda değil demek ki her gün kadın cinayeti işlenmeye devam ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hukukçulara çok görev düşüyor.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">En azından yasaların yetersiz olduğuna dair bir farkındalık yaratın.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir gün kadın cinayetlerine dikkat çekmek için bir gün eylem yapın.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadın cinayetleriyle ilgili yasaların açık taraflarını, eksik yönlerini anlatın.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadınları korumanın yollarını arayın, bulun, önerin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sizi de bir kadın doğurdu, unutmayın.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İyi haftalar, keyifli okumalar dilerim.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Aug 2022 13:57:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kız Öğrenciler Ne Yapacak?</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kiz-ogrenciler-ne-yapacak-177</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kiz-ogrenciler-ne-yapacak-177</guid>
                <description><![CDATA[Kız Öğrenciler Ne Yapacak?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaklaşık iki ay sonra üniversiteler açılacak. En büyük zorluğu aileler yaşayacak. Her şey ateş pahası. Bu durumdan en çok da kız öğrenciler etkilenecek. Belki de hiç istemedikleri halde yarı zamanlı işlerde çalışacaklar. İstediklerinin büyük kısmını gerçekleştiremeyecekler. Erkekler kadar özgür olmasalar da onlar kadar çalışmak, kazanmak, okullarını bitirmek isteyecekler. Elbet zorluklar bütün öğrenciler için geçerli ama kız öğrencileri onların cinsiyetine özgü başka zorluklar da bekliyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ailelere, bu tercih dönemlerinde düşen en büyük görev kız çocuklarını, istedikleri bölümler kendi memleketlerinde varsa orada okumaya ikna etmek. Tabii ki her öğrenci istediği yerde okuma hakkına sahiptir. Fakat öyle bir zamandan geçiyoruz ki her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp öyle karar vermeliyiz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaşadığı kentte üniversite okuyan öğrenciler gurbette okuyanlara oranla çok daha rahat ediyorlar. Çünkü alıştıkları düzende sadece evlerinden çıkıp başka bir okula gidiyorlar liseden sonra. Ama söz gelimi Bitlis’ten Aydın’a gelmiş bir öğrenci, ekonomik durumu iyi değilse burada ne yapsın? Aydın’dan İstanbul’a okumaya giden bir öğrenci yurt bulamadığı zaman evi nasıl ve nereden bulsun? Ev olmadığı gibi olanların da kirası el yakıyor. Onun için bu tercih dönemlerini iyi değerlendirmek gerekir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Burada önemli bir uyarıyı da sivil toplum kuruluşlarına yapmak istiyorum. STK’ler bu yıl öğrencilerin yardımına koşsun. Hangi şehirde olursa olsun öğrencilere el uzatsınlar. Bütün yardım kuruluşları bu yıl hiç değilse bu yıl öğrenciler için çaba harcasınlar. Uzak diyarları bu yıl bıraksınlar. Önce caminin içi. Afrika’daki açlara yardım topluyoruz ayaklarını da bıraksınlar. Ömrü hayatlarında bir kez doğru iş yapsınlar. Yoksa genç nüfusu patlamaktan kurtaramazlar. Toplumun bu en dinamik kesiminin enerjisinin kötü yönlere gitmesine engel olamazlar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hepiniz, hepimiz bu yıl öğrencilere, özellikle kız öğrencilerimize destek olmayı unutmayalım. Şimdiden fikir üretmeye başlarsak geç kalmış olmayız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İyi haftalar, keyifli okumalar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202022-06-05%20at%2023_59_26%20(4).jpeg" style="height:800px; width:566px" /></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Jul 2022 11:11:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ASLINDA BİZ DEĞİL MECLİSTEKİ AMCALAR YAZIYOR</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/aslinda-biz-degil-meclisteki-amcalar-yaziyor-176</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/aslinda-biz-degil-meclisteki-amcalar-yaziyor-176</guid>
                <description><![CDATA[ASLINDA BİZ DEĞİL MECLİSTEKİ AMCALAR YAZIYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#202124">Resmi belgelere baktığımız zaman, 24 Temmuz</span></span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#202124">&nbsp;1908 tarihinde&nbsp;basında&nbsp;sansürün kaldırılmasının demokrasi ve özgürlük yolunda önemli bir adım olması nedeniyle her yıl&nbsp;24 Temmuz&nbsp;günü Gazeteciler ve&nbsp;Basın Bayramı olarak kutlanmaktadır. Fakat </span></span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin <span style="background-color:white"><span style="color:#202122">1948 yılında aldığı kararla Basın Bayramı olarak ilan etmiştir.&nbsp;1971'de 12 Mart Muhtırası’nda basına uygulanan baskı sebebiyle &nbsp;"bayram" olmaktan çıkmış ve adı, "<em>Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü" o</em>larak değişmiştir.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#202122">Yaklaşık 50 yıldır darbe zamanı oluşan baskı ve sansür, orjinalliğini bozmadan üzerine eklene eklene günümüze kadar gelmiştir. İktidarların ve muhalefetlerin oluşturdukları ve destekledikleri medya kuruluşları arasında tarafsız ve özgür basın sıkışıp kalmıştır. Malesef ki, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü anmaları, kutlamaları sadece lafta kalmıştır. Basına sansür ve baskı uygulayan büyüklerimiz, 24 Temmuz geldiğinde sosyal medya hesaplarından görevi başında şehit olan ve araştırmaları ve haberleri ile gündem oluşturmuş hayatını kaybeden meslek büyüklerimizi anmaya da devam ediyor.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#202122">Geçtiğimiz günlerde de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gündeme gelen Sansür Yasa Tasarısı ertelenerek yeni yasama yılı içerisinde bulunan 1 Ekim’de görüşülmek üzere ertelendi. Malesef ki meclisteki kıravatlı amcalarımız gazetecilik mesleğini derinden etkileyecek olan bu tasarı için hiçbir gazeteciye, meslek odasına veya STK’ya danışmadı. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#202122">Ayrıca tasarıda bulunan </span></span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#212529">“yanıltıcı bilgiyi yayma, dezenformasyon, halk arasında korku ve panik yaratma, kamu barışını bozma” başlığı ile dikkan çeken 29. Madde, gazetecilere 3 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Ben kişisel olarak bu maddenin muhalif sesleri susturmaya ve sindirmeye yönelik olduğunu düşünüyorum ve bu tasarı ile sağlanmak istenen faydanın cezalandırma ve yasaklama yöntemi ile değil, eğitim ile fayda sağlayacağı kanaatindeyim.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#212529">Meclisteki amcalarımız ceza ve yasaklama içeren yasa tasarıları yerine, basın mensuplarında Üniversite eğitimi zorunluluğunu getirsin, medya etiği ve kaliteli habercilik konusunda eğitimleri ücretsiz olarak üstlenip basın mensuplarıyla buluştursun. Ancak d</span></span></span><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#212529">ezenformasyon bu şekilde önlenebilir diye düşünüyorum.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#212529">Kimi meslektaşlarımız bana siyasi geçmişimden dolayı “Sen siyasetle ilgileniyorsun siyasetçisin,Gazeteci değilsin.” diyorlardı. Malesef hepimizin gördüğü gibi mesleğimizde atacağımız her adımı, aldığımız nefesi ve alın terimizin bedelini bile meslek ile bütünleştiremediğiniz siyasetçiler alıyor. Hatta ve hatta gelirimizden %15’de komisyon alıyorlar.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#212529">Umarım siyasileri meslekle bağdaştıramayanlar,kabullenemeyenler ve haklarımızı savunmak için kurulan STK’lar &nbsp;24 Temmuz </span></span><em><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#202122">Basın </span></span></span></em><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#202122">Özgürlüğü için Mücadele Günü’nde Valilik önüne çelenk koymanın ötesine geçip, Sansür Yasa Tasarısı’na tepki gösterirler. </span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#202122">Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü dolayısıyla başta görevi başında şehit edilen meslek büyüklerimiz olmak üzere, ceza evlerinde tutsak edilen meslektaşlarımız ve baskı altında çalışan, para için kalemini satmayan onurlu basın emekçilerimizin önünde saygıyla eğiliyorum.</span></span></span></span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.aydinkritik.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202022-07-21%20at%2015_26_13.jpeg" style="height:800px; width:546px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Jul 2022 08:55:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul Sözleşmesi</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/istanbul-sozlesmesi-175</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/istanbul-sozlesmesi-175</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tam adı şudur:<strong> Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi. </strong>Sözleşme İstanbul’da görüşülüp karara bağlandığı için adı <strong>İstanbul Sözleşmesi </strong>kaldı.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Peki ne işe yarıyor bu sözleşme? </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu sözleşmenin çok önemli, temel ilkeleri var; onlar da şunlardır: kadına yönelik her türlü&nbsp;</span></span></span><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eiddet" style="color:blue; text-decoration:underline" title="Şiddet"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">şiddetin</span></span></span></a><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve&nbsp;</span></span></span><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kad%C4%B1na_kar%C5%9F%C4%B1_%C5%9Fiddet" style="color:blue; text-decoration:underline" title="Kadına karşı şiddet"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">kadına karşı şiddet</span></span></span></a><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesi.&nbsp;</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu sözleşmeyi onaylayan ve yürürlüğe sokan 45 ülkeden ilki Türkiye’dir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Peki Türkiye bu sözleşmeden neden ayrılıyor? Cumhurbaşkanlığı yayımladığı bir kararname ile neden sözleşmeyi feshettiğini duyurdu? Bunun da çok basit, anlaşılır bir nedeni var: Muhafazakâr çevrelere göre bu sözleşme Türk aile yapısını bozmak için Avrupa tarafından oynanan bir oyundur ve bu sözleşmeden çıkılmalıdır. Evet, bu kadar basit ve anlaşılır bir gerekçesi var.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Basit, anlaşılır ama anlamlı değil.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu sözleşmeden ayrılarak kadına ve aile içi şiddete taraf olduğumuzu ortaya koyduk aslında. Şiddete uğrayanları korumaya çalışmayacağımızı, suçluları yeterince cezalandırmayacağımızı ifade etmiş olduk. </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Peki hangi mantık bunu yapar?</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aslında bilinmesi gereken yine çok basit bir neden var. O da şu: Türk toplumunu Avrupa toplumunun bir parçası olmadığını, Türk kadınını Avrupa kadınından ayrı ve bir yurttaş olarak değil evinin kadını, erkeğinin hanımı olarak konumlandırmanın daha doğru olduğunu topluma yaymak ve benimsetmek.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yani, ey ahali, bu sözleşmeden çıkarak daha muhafazakâr, İslami bir toplum olduğumuzu ve yönümüzün batı değil İslam doğusu olduğunu zihinlere kazıyorlar. Hepsi bu.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kadınlara çok fazla hak vermek istemiyorlar çünkü kadını erkekten daha altta görüyorlar; öyle ya, kadın erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmadı mı, Âdem babamızın can sıkıntısını gidermek için cennete gönderilmedi mi?</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Keyifli okumalar, iyi haftalar diliyorum.</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Jul 2022 13:07:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadına Yönelik Şiddetler/Cinayetler- 2</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kadina-yonelik-siddetlercinayetler-2-174</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kadina-yonelik-siddetlercinayetler-2-174</guid>
                <description><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddetler/Cinayetler- 2]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadınlarımızın, kızlarımızın şiddet ve cinayet kurbanı olmaları üzerine devam ediyoruz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçen yazımda dikkatimi çeken iki noktaya değinmiştim. Bugün üçüncüsüne değineceğim.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öyle zannediyorum ki toplum olarak şiddetin de cinayetin altında yatan temel neden ekonomik. Elbet bu tek başına yeterli değil, ama oldukça önemli.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aile içi şiddetin temelinde ekonomik sıkıntılar var. Cinnet geçirmeler, aile bireylerini öldürmeler incelendiğinde altından aslında paraya dayalı dramlar çıkıyor. Baba evine ekmek götüremiyor, çocuklarının istediğini alamıyor; anne evde bir şey bulamıyor, eşiyle tartışıyor. Bunlar zaman içinde büyük sıkıntılara, çıkmazlara yol açıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özellikle toplumun yoksul kesiminden batıdaki şehirlere üniversite öğrenicisi olarak gelen genç kızlar karşılaştıkları tablolar karşısında kendi içlerinde çatışmalar yaşıyorlar. Ekonomik gücü zayıf genç kızlarımız, ekonomik durumu iyi olan genç kızlarımızın nasıl yaşadığını görüyor ve ben neden onun gibi yaşayamıyorum çelişkisine düşüyor.&nbsp; Sonra da kendisini&nbsp; o gördüğü ve imrendiği kızlar gibi yaşatacak paralı insanlarla birtakım duygusal ilişkilere girmekte bir sakınca görmüyor. Film tam da burada kopuyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gelir dağılımındaki dengesizlik, toplumdaki bireyler arasında var olan ekonomik uçurumlar insanları istemedikleri tercihlere yönlendirebiliyor. Sonuçlarını yine gelir düzeyi düşük, yoksul ailelerin kızları üstleniyor. Tabloya daha bütüncül baktığımızda gördüğümüz şu:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplum olarak suçluyuz. Yöneticiler olarak suçluyuz. İktidar olarak suçluyuz. İnsanımıza yeterince değer versek, çalıştığının karşılığını versek, ülkenin gelirlerini adil bir biçimde paylaşsak acaba genç kızlarımızın tercihleri değişir mi?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunun üstüne düşünün derim.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İyi haftalar, keyifli okumalar diliyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jun 2022 08:47:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UĞURBÖCEĞİ ÖRÜMCEĞİ</title>
                <category>Hasan Toker</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ugurbocegi-orumcegi-173</link>
                <author>4mevsimilaclama09@gmail.com (Hasan Toker)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ugurbocegi-orumcegi-173</guid>
                <description><![CDATA[UĞURBÖCEĞİ ÖRÜMCEĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Aslında bu köşe yazımın konusunu halkı yanlış bilgilendiren firmaların söylemlerini çürütecek bilgiler oluşturacaktı ancak geçtiğimiz hafta içinde basında sık sık Uğurböceği Örümceği ile ilgili haberler çıktı ve insanlar doğru bilgilenmek için haklı olarak bizleri aradı. Ben de bu sebeple yazımda kısaca Uğur Böceği örümceklerinden bahsedeceğim.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Haberlerde türünün <em>Eresus cinnaberinus</em> olduğu ifade edilen örümcek <em>Eresus</em> cinsine ait türlerden biridir. Bu cins altında 20 farklı tür bulunur ve ülkemizde 3 tür yayılış gösterir. <em>Eresus</em> cinsi dış görünüş olarak uğurböceğine benzediği için halk arasında bu şekilde isimlendirilmiştir. İngilizcede ladybird spider ismiyle bilinirler. Erkeklerinin karnı uğurböceği desenli olduğu için çekici gözükürler. <em>Eresus</em> türleri için bir genelleme yaparak hepsi zararlı tür diyemeyiz. Ancak zehirli türleri de vardır.&nbsp; <em>Eresus cinnaberinus</em> bunlardan bir tanesi olup dünyada tehlikeli kabul edilen türler arasındadır. Çıplak elle dokunulduğunda hassasiyete ve kaşıntıya sebep olmaktadırlar. Doğada karanlık yerlerde, taş altları, oyuklar, kayalıklar, çatlaklarda yaşarlar. Kırkayaklar ve böcekler ile beslenirler. Doğada gördüğümüzde öldürülmemelidir. Çünkü bazı ülkelerde nesli tükenmek üzere olduğu bildirilmiştir. Üstelik her ne kadar zehirli olsa da ürkek ve saldırgan olmayan bir türdür. Agresifliği beslenirken böceklere karşıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Geçen sene Nazilli’de bu sene de Köşk ilçemizde varlığı bildirilmiştir. Bu tarz hassas durumlarda özellikle böcekler, örümcekler gibi canlılarla ilgili haber yapılırken bilimsel temele dayanarak haber yapılmalıdır. Çünkü bilimsel temel olmadan yapılacak yanlış bir bilgilendirme halkta paniğe neden olmaktadır. Bunu daha önce Sarı Ömer Örümceği, Sarı Kız Örümceği olarak adlandırılan Böğülerde gördük. Zehirsiz olmalarına rağmen özellikle sosyal medyada et çürüttüğü, zehriyle insanı öldürebildiği gibi birçok asılsız bilgi kirliliği halkta bir dönem paniğe neden olmuştu. Her okuduğunuz ya da sosyal medyada her gördüğünüz bilimsel bilgiyi araştırınız. Bu noktada bizlere de Aydın Kritik üzerinden ulaşıp sorular sorabilirsiniz. Sağlıklı günler dileğiyle. &nbsp;</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 10:31:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-08ZatZ20.14.59_1.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK</title>
                <category>Simay Yaren Akbaş</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/psikolojik-saglamlik-172</link>
                <author>y.simayakbas@gmail.com (Simay Yaren Akbaş)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/psikolojik-saglamlik-172</guid>
                <description><![CDATA[PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Salgın hastalıklar, doğal afetler, artan suç oranları, kazalar, savaşlar, göçler ve daha niceleri… Özellikle son 2 yılın hem ülkemiz hem tüm dünya için travmalarla geçtiğini söyleyebiliriz. Travmatik her olay başlı başına ruh sağlığımızı tehdit ederken üst üste yaşanan travmatik olayların bizlerde daha derin izler bıraktığı inkâr edilemez bir gerçek. Her geçen yıl artan travmatik yaşantıların tehdit ettiği ve son zamanlarda popülerliği artan bir kavramdan bahsedeceğiz bugün: Psikolojik Sağlamlık</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Psikolojik Sağlamlık; fiziksel ve ruhsal bozulmalardan, değişimlerden ya da olumsuz yaşam koşullarından çabucak iyileşme yeteneği; kendini toparlayabilme; incindikten sonra eski haline hızlıca dönebilme ve esneklik olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyişle psikolojik sağlamlık, çok zor koşullara rağmen, bireyin olumsuz koşulların üstesinden başarıyla gelebilme ve uyum sağlayabilme yeteneğidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Psikolojik Sağlamlık, her insanda belirli bir düzeyde bulunur ve her insanda ne düzeyde bulunacağını belirleyen birtakım risk ve koruyucu faktörler de bulunur. Hem risk hem koruyucu faktörleri 3 kategoride toplayabiliriz:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1)Bireysel Risk ve Koruyucu Faktörler: Alkol/madde kullanımı, erken gebelik, düşük IQ seviyesi, kronik ya da ruhsal bir hastalık, madde kullanımı, akademik başarısızlık ve etnik bir gruba mensupluk olarak sıralanabilir. Buna karşılık bireysel koruyucu faktörler; iyi düzeyde zeka/bilişsel yetenek, akademik yeterliliğin olumlu algılanması, yüksek benlik saygısı, gelecek için plan yapma ve iyimser olma, kendi yaşamı üzerinde kontrol sahibi olma, mizah duygusuna ve etkili problem çözme becerilerine sahip olma, empati, sorumluluk ve yardımseverlik duygusudur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2)Çevresel Risk ve Koruyucu Faktörler: Düşük sosyo-ekonomik durum, ihmal ve istismar, yetersiz beslenme, olumsuz akran desteği ve toplumsal şiddete maruz kalma gibi faktörler çevresel risk faktörleri olarak sıralanabilir. Çevresel koruyucu faktörleri ise bir yetişkinle olumlu ilişkiye sahip olma, olumlu toplumsal destek, olumlu okul ilişkileri, olumlu arkadaş desteği ve olumlu bir rol modelinin olması gibi özellikleri sıralayabiliriz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">3)Ailesel Risk ve Koruyucu Faktörler: kalabalık aileye sahip olma, /kronik bir hastalığı olan anne babaya sahip olma, madde kullanan ya da suç işlemiş ebeveyne sahip olma, evlat edinilme, ebeveynlerin boşanması, ölümü ya da tek ebeveyne sahip olma, ailesel şiddete maruz kalma gibi etmenler ailesel risk faktörleri olarak değerlendirilebilir. Bu risk faktörlerine karşılık ailesel koruyucu faktörler ise olumlu anne-çocuk ilişkisi, demokratik aile tutumu, iyi eğitimli anne ve babaya sahip olma gibi özellikler sıralanabilir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Psikolojik Sağlamlık Geliştirilebilir Mi?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Psikolojik sağlamlık, her bireyde bulunan hem olumlu hem olumsuz çeşitli yaşam olaylarından etkilenen bir yapıdır. Yani, yaşadığımız olaylar ve bu olaylarla baş etme biçimlerimiz ile psikolojik sağlamlığımızın geliştirilebileceğini söyleyebiliriz:</span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Yaşadığınız zorlayıcı duygu ve deneyimleri bastırmak veya göz ardı etmek yerine onları kabul etmek.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Değişime direnç göstermeden akış halinde olmak.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Maneviyatınızı güçlendirmek.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Kişisel beceri ve ilgi alanlarınızı geliştirmek.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Sağlıklı ilişki ve bağlar kurmak ve mevcut bağlarımızı yani sosyal kaynaklarımızı güçlendirmek.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıkları kazanmak.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Meditasyon yapmak.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Beden sağlığınıza özen göstermek.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Öz-şefkat gösterebilmek.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Doğa ile bağlantı halinde olmak.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Mükemmeliyetçilikten uzaklaşmak.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Uyku hijyeni kazanmak</span></span></span></span></li>
</ul>

<p style="margin-left:74px"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">vb. aktivitelerin psikolojik sağlamlığımıza katkısı olabileceğini söyleyebiliriz. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>KAYNAKÇA: </strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#222222">KARAIRMAK, Ö. (2006). Psikolojik sağlamlık, risk faktörleri ve koruyucu faktörler.&nbsp;<em>Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi</em>,&nbsp;<em>3</em>(26), 129-142.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#222222">ÖZ, P. D. F., &amp; YILMAZ, U. H. E. B. (2009). Ruh sağlığının korunmasında önemli bir kavram: Psikolojik sağlamlık.&nbsp;<em>Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi</em>,&nbsp;<em>16</em>(3), 82-89.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">https://norapsikoloji.com/psikolojik-saglamlik/</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jun 2022 10:16:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/Baylyksyz-2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadına Yönelik Şiddetler/Cinayetler</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kadina-yonelik-siddetlercinayetler-171</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kadina-yonelik-siddetlercinayetler-171</guid>
                <description><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddetler/Cinayetler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; Kadına yönelik cinayetlerin büyük bir kısmını takip ettim, maalesef ediyorum.&nbsp;Şiddet olaylarını da irdelemeye çalışıyorum ve sık sık bu konular üzerinde de yazıyorum.</p>

<p>Dikkatimi çeken birkaç nokta var:</p>

<p>Erkek şiddetine maruz kalan kadınlara baktığımızda genel olarak kadınla erkek arasında bir biçimde sosyal, eğitim veya ekonomik farklılıklar olduğu dikkatimi çekiyor. Bunlardan ekonomik ve sosyal farklar giderilebiliyor yani zaman içindetolere&nbsp;edilebiliyor ama eğitim farklılıkları&nbsp;mümkün değil giderilemiyor.</p>

<p>Özellikle erkek eğitimsiz,&nbsp;kadın ondan daha eğitimliyse (ki bu eğitimi sadece okul anlamında söylemiyorum insan kendisini hayatın içinde de eğitebiliyor) ne yazık ki erkekten şiddet görebiliyor. Bu şiddet&nbsp;(varsa)zaman içinde dozunu artırabiliyor ama kesinlikle&nbsp;azaltmıyor.</p>

<p>Kadına yönelik cinayetlerde ise farklı iki durum dikkatimi çekiyor:</p>

<p>Biri kadınlarımızın duygusal bir ilişki yaşadıkları veya evlendikleri erkeklerin kendilerinden yaşça büyük olması,</p>

<p>Diğeri&nbsp;ise duygusal ilişkiye giren&nbsp;gnç&nbsp;kızlarımızın tercih ettiği erkeklerin genel itibariyle yontulmamış ve evli olması.</p>

<p>Bunlar sahiden dikkatimi çekiyor.</p>

<p>Bir genç&nbsp;kız &nbsp;neden&nbsp;kendinden yaşça büyük bir erkek tercih eder ve neden bu erkekler genel olarak&nbsp;kaba olur, neden evli olur?</p>

<p>Bir dahaki yazılarımda&nbsp;bunları yani kadına şiddeti ve kadına yönelik cinayetin arka planında yanlış tercihler de söz konusu mu, değil mi onlara değineceğim. Hemen belirteyim: tercihi doğru değil diye kimse şiddete&nbsp;maruz kalamaz, kimse cinayete kurban gidemez. Ben sadece sosyolojik ve psikolojik boyutlarına değineceğim.</p>

<p>Kadınlarımızı, kızlarımızı koruyalım;&nbsp;onlar olmasa biz olmazdık.</p>

<p>Keyifli okumalar, iyi haftalar diliyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jun 2022 09:46:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EVLİLİĞİ EĞİTİM HAYATINDAN ÖNCE GÖREN KADINLAR</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/evliligi-egitim-hayatindan-once-goren-kadinlar-170</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/evliligi-egitim-hayatindan-once-goren-kadinlar-170</guid>
                <description><![CDATA[EVLİLİĞİ EĞİTİM HAYATINDAN ÖNCE GÖREN KADINLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bildiğim, tanıdığım birini anlatayım yine size. F.M. liseyi bitirdi, evlendi. Aslında başarılı bir okul hayatı vardı fakat ergenlik döneminde bir müteahhidin oğluna gönlünü kaptırdı. Delikanlı kızdan beş yaş büyüktü. Varlıklıydı, meşhur bir inşaat şirketinin de başındaydı. O da liseyi bitirmiş, daha fazla okumamıştı. Lise yıllarındaki başarısını sürdürseydi F.M. belki şimdi seçtiği alanda oldukça başarılı bir iş insanı olacaktı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Annesi, babası kızını ikna edemedi, ısrarla evleneceğim dedi. On sekizini bitirdi imzayı bastı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İhtimal çok farklı hayalleri vardı: Sevdiği bir adamla evleniyor, zengin oluyor, iyi bir eve ve iyi bir arabaya sahip oluyordu. Tatlı hayat. Kim cazibesine kapılmaz ki… kendisini iyi eğitmiş, eğitilmiş bir kadın bunlara kapılmaz tabi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Evliliğin birinci yılında bir çocuğu oldu.&nbsp; Yirmi yaşında anne olmak zor olsa gerek. Sağına soluna baktı, bütün arkadaşları özgürce geziyor, dolaşıyor; üstelik çok fazla sorumlulukları da yok. Ama kendisi pusette çocuk taşıyor. Çocuk büyütüyor, evini bekliyor, eşini memnun etmek için elinden geleni yapıyor, akşama kadar, bazen de gece yarılarına kadar eşinin eve gelmesini bekliyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fark etti ki onca zenginlik içinde giderek mutsuzlaşıyor. Ev güzel ama içinde mutsuz, araba güzel ama gönlünce binip gezemiyor, kıyafetleri güzel fakat ha deyince giyip dışarı çıkamıyor. Çocuk büyük sorumluluk, evliliğin sorumluluğu ha keza öyle.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Giderek mutsuzluğu koyulaştı, mutluluğu bitti. Evlilik de üçüncü yılını doldurmadan sona erdi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şimdi o boylu boslu, güzel kızdan geriye kısa sürede yaşadığı ağır deneyimlerden kalın çizgiler kaldı. Bir de büyük bir pişmanlık. Erken verilmiş bir kararın pişmanlığı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şöyle bir çevreme bakıyorum da genç kızlarımızın neredeyse tamamına yakını böyle bir evlilik hayal ediyor. Ama hayallerle gerçekler her zaman çatışır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sözüm ona anneler-babalar ne yapıp etmeli kız çocuklarını iyi eğitmeli, iyi bir eğitim almaları için ellerinden geleni yapmalı. Aksi takdirde F.M. kızımız gibi sonu pişmanlık olan bir hüsranı ailece yaşamaya mahkûm olurlar, benden demesi, üstüne alınan alınsa iyi eder.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Keyifli okumalar, iyi haftalar.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 May 2022 16:30:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ERGENLİK DÖNEMİNDE İNTİHAR GİRİŞİMLERİ</title>
                <category>Simay Yaren Akbaş</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ergenlik-doneminde-intihar-girisimleri-169</link>
                <author>y.simayakbas@gmail.com (Simay Yaren Akbaş)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ergenlik-doneminde-intihar-girisimleri-169</guid>
                <description><![CDATA[ERGENLİK DÖNEMİNDE İNTİHAR GİRİŞİMLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">12-24 yaş aralığını kapsayan, çocukluk ve yetişkinlik arasında bir geçiş dönemi olarak kabul edilen, çocuğun ‘’çocukluk döneminden çıkış yası’’ ve ‘’kimlik kazanımı’’ gibi önemli gelişimsel sorumluluklarla baş etmeye çalıştığı, insan yaşamının en fırtınalı ve kritik dönemi olduğu varsayılan ergenlik dönemi; gençler için biyolojik, sosyal, fiziksel, duygusal ve cinsel açıdan birçok değişim sürecini içerir. Bu değişim sürecine ayak uydurmaya diğer bir deyişle uyum sağlamaya çalışırken çeşitli gelişimsel krizler yaşar. Bazı krizler, içerisinde, kendine zarar verme davranışlarını ve riskli davranışları barındırmaktadır. Daha önceki yazılarımızda kendine zarar verme davranışlarından ve riskli davranışlardan bahsetmiştik. Şimdi, ergenlik dönemindeki riskli davranışlardan biri olan ve son yıllarda sıklığı artan, bulaşıcı olma ihtimalini de barındıran önemli bir davranış türünü konuşacağız: İntihar Girişimleri</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Amerika Birleşik Devletleri’nde intihardan ölümler gençler arasında bütün ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almakta (Felner ve ark. 1992) ve 1960'tan bu yana genç intiharlarının bu ülkede %200 oranında bir artış kaydettiği belirtilmektedir (Gould ve ark. 1992). İntihardan ölümlerin yanısıra intihar düşüncesi ve girişimlerinin de gençler arasında oldukça yaygın olduğu bilinmektedir. Ülkemizde gençler arasında intihardan ölümler diğer ülkelerle karşılaştırıldığında düşüktür. Ancak intihardan ölümlerin %45'i gibi büyük bir bölümünün 15- 24 yaş grubundaki gençler arasında olması sorunun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ergenlik dönemi, çocuklar için birçok cephede verilen bir savaşa benzer. Bir yandan ‘’Ben Kimim?’’ sorusuna yanıt aramaya çalışan çocuk bir yandan da artık elinde olmayan çocukluğunun yasını tutar. ‘’Ben Kimim’’ sorusuna yanıt arayan çocuk eş zamanlı olarak akademik başarı, meslek seçimi, aile ile iletişim gibi alanlara odaklanırken bir yandan da ‘’ait olma’’ ihtiyacını karşılamaya çalışır. Bunların yanı sıra farklı stres yaratan durumlar ile karşı karşıya kalmak da ergen için oldukça zorlayıcı olur. Stres yaratan bu durumlar; ebeveyn baskısı, aile ve ergen arasında yaşanan kişiler arası zorluklar, parçalanmış aile, ailedeki ekonomik problemler , ev içindeki yaşam şartları ve ailenin medeni durumu, aile içindeki bireylerin fiziksel ve mental sağlık sorunları (örneğin; ailede intihar öyküsü) kardeş/kardeşlerle yaşanan sorunlar, akrabalarla yaşanan sorunlar, okul baskısı, ˆöğretmenler, yöneticiler ve ˆöğrenciler arası yaşanan sorunlar, arkadaş baskısı, arkadaşlar arası yaşanan sorunlar, kız-erkek arkadaşlığı baskısı, flört ilişkisinde yaşanan zorluklar, sosyal ve kişiler arası ilişkilerde izolasyon ve yabancılaşma şeklinde özetlenebilir. Tüm bu zorlayıcı yaşam olayları karşısında ergenler sağlıklı stres ile baş etme yollarını bilmiyorlarsa, koşulsuz kabul edildikleri bir aile ve arkadaş ortamına yani sosyal desteğe sahip değilse, anlaşıldığını hissetmiyorsa veya daima koşullu bir sevgiye, sevilmek veya ait hissedebilmek için daima bir şartlı duruma maruz kalıyorsa, eleştiriliyor, azarlanıyor, hataları için cezalandırılıyor veya dışlanıyorsa alkol/sigara/madde bağımlılığı gibi riskli davranışlara, kendine zarar verme davranışına veya intihar girişimlerine başvurabiliyor. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ankara ilindeki bir lisede lise son sınıf öğrencileri ile yapılan çalışmada öğrencilerin kendine zarar verme davranışlarını ve intihar girişimlerini ‘’Ruhumda hissettiğim acıyı bedenime aktarıyorum ve baş etmesi daha kolay olabiliyor’’ şeklinde yorumladıkları görülmüştür. Bir başka çalışmanın sonucunda ise öğrencilerin bu davranış ve girişimleri ‘’fark edilmek’’ ve ‘’seslerini duyurabilmek’’ amacı ile yaptıkları raporlanmıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonuç olarak intihar girişimleri ergenlik döneminde sık rastlanan son yıllarda gözlenme oranı artan ciddi bir durumdur. Ergenlerin intihar girişiminde bulunmadan önce sözel, fiziksel veya duygusal olarak mesaj verebildikleri gibi hiçbir mesaj vermeden bir girişimde bulundukları da göz önünde bulundurulması gereken bir durumdur. Bu noktada aile, öğretmen ve okul psikolojik danışmanlarına ciddi görev ve sorumluluklar düşmekte. Özellikle ailelerin bu dönemde ergen ile iletişim konusuna dikkat etmeleri, baskıcı, otoriter, eleştirel veya mükemmeliyetçi bir tutum takınmamaları, çocuklarına koşullu bir sevgi yerine koşulsuz bir kabul ve sevgi sunmaya gayret etmeleri oldukça önemlidir. Yine bu dönemde çocuklara stres ile sağlıklı ve sağlıksız baş etme yollarını öğretmek, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ‘’başarı ve yeterlilik’’ hissini tadabilecekleri alanlara onları yönlendirmek ve bu noktada cesaretlendirmek kritik bir öneme sahiptir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genellikle intihar girişimleri öncesinde bazı denemeler veya kendine zarar verme davranışları gözlenebilir. Bunlara ek olarak okul başarısında ani düşüş, dikkat ve odaklanma problemleri, yeme ve uyku düzeninde bozulmalar, ani ruh hali değişimleri vb. fiziksel belirtiler de gözlenebilir. Bu durumda ergen ile iletişim kurulmasının yanı sıra okul psikolojik danışmanlarından yardım almayı ihmal etmeyin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>KAYNAKÇA:</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#222222">Eskin, M. (2000). Ergen ruh sağlığı sorunları ve intihar davranışıyla ilişkileri.&nbsp;<em>Klinik Psikiyatri Dergisi</em>,&nbsp;<em>3</em>(4), 228-234.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#222222">SİYEZ, D. M. (2006). Ergenlik döneminde intihar girişimleri: bir gözden geçirme.&nbsp;<em>Kastamonu Eğitim Dergisi</em>,&nbsp;<em>14</em>(2), 413-420.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#222222">Ulusoy, D., DEMİR, N. Ö., &amp; BARAN, A. G. (2005). Ergenlik döneminde intihar algısı: Lise son sınıf gençliği örneği.&nbsp;<em>Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi</em>,&nbsp;<em>22</em>(1).</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 May 2022 10:30:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/Baylyksyz-2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ergenlik Döneminde Duygusal Gelişim</title>
                <category>Simay Yaren Akbaş</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ergenlik-doneminde-duygusal-gelisim-168</link>
                <author>y.simayakbas@gmail.com (Simay Yaren Akbaş)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ergenlik-doneminde-duygusal-gelisim-168</guid>
                <description><![CDATA[Ergenlik Döneminde Duygusal Gelişim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ergenlik dönemi duygusal gelişim, en fırtınalı alanlardan birini içerir. Bu dönemde genç; bir yandan çocukluk dönemine veda ederken yetişkin olma yolunda ilk adım olan ergenlik döneminin getirdiği sorumlulukları üstlenmeye, liseye, yeni arkadaş ve öğretmen çevresine adapta olmaya çalışırken bir yandan da ergenlik döneminin getirdiği fiziksel, cinsel ve duygusal değişimlere ayak uydurmaya çalışır. Cinsel kimlik arayışının yansıması olarak karşı cinsle yakınlaşma ve romantik ilişkiler de ergen için bir stres kaynağıdır. Beğenilmeme, terk edilme, cinsel deneyimlere girme arzusu, ebeveynlerin cinsellikle ilgili baskıları bu sürecin sancılı geçmesine neden olabilir. Bunların yanı sıra özellikle de hormon seviyesindeki değişimin ergenlerin duyguları üzerinde oldukça etkili olduğu görülür. Hormon seviyelerindeki değişim ergenin duygularının yoğunluğunu ve şiddetini doğrudan etkiler. &nbsp;Karşı cinsle yakınlaşma, kimlik gelişimi ve benlik değerlerini kazanma uğraşı sonucunda ergen beden algısı üzerine yoğunlaşabilir. Boy, kilo, sivilceler, cinsel organlar sorun edilebilir. Bunun sonucunda ergenin duygusal tepkilerine abartının ve çelişkilerin hâkim olduğunu görürüz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ergenlik döneminde genç birçok duyguyu bir arada yaşayabilir. Bu duygular ve duyguların yaşanma yoğunluğu ve şiddeti kişiden kişiye değişmekle birlikte en sık gözlenen duygular şunlardır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1)Özgüven: Özgüven bir dönemde birdenbire ortaya çıkan bir özellik değildir. Yaşamın ilk yıllarından ve çocukluktan beri başlayan ve yetişkinlik süresince devam eden bir süreç olarak karşımıza çıkar. Gençler, ergenlik döneminde çeşitli nedenlerden dolayı özgüven kaybı yaşayabilir. Bu dönemde olası özgüven kayıplarını engellemek veya özgüven gelişimine katkıda bulunmak için ergene başarı duygusunu hissedebileceği ortamlar yaratılmalıdır. Bununla birlikte bir grubun parçası olmak ve ‘’işe yararlık’’ hissi de ergenin özgüvenini besleyecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2)Öfke: Öfke, ergenlik döneminde en sık gözlenen duyguların başında gelir. Kimi zaman öfkenin şiddeti ve ifade ediliş biçimi ergenin çevresiyle problemler yaşamasına neden olur. Bu dönemde ergeni en çok öfkelendiren durumların başında; alay edilmek, küçük düşürülmek, otorite figürleri ve algılanan baskı, kurallar, hükmedilme, azarlanmak, haksızlığa uğramışlık hissi olarak sıralanabilir. Öfkenin ele alınış biçimi ve ifade edilme tarzı oldukça önemlidir. Öfke nöbetleri esnasında ergen ile iletişime geçmek , nasihat vermek veya sakinleştirmeye çalışmak yerine ergenin öfkesini ifade ettikten ve regüle olduğundan emin olduktan sonra ergen ile bu duygusu ve sebepleri hakkında konuşmak daha sağlıklı olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">3)Sevgi: Ergenlik döneminde ön plana çıkan duygulardan biri de sevme ve sevilme isteğidir. Ebeveynleri ile bağın ikinci plana atıldığı ve karşı cins ve arkadaşların sevgisinin önem kazandığı ergenlik döneminde ergenlerde bir arayış görülür. Ergenin sevgisi az kişiye karşı fakat güçlüdür. Bunların normal olduğunu bilmekle birlikte bilgi eksikliği birçok riskli davranışı da beraberinde getirebilir. Bu nedenle ergenlerin bilinçlenmesi sağlanmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bununla birlikte ergenler birçok duyguyu daha yaşarlar. Bir de bu duyguların ergenlerin davranışlarına nasıl yansıdıklarına bakalım:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1)Yalnız kalma isteği: Bu dönemde genç, ani duygu değişiminin de etkisiyle yakın çevresine karşı küçük kırgınlıklar yaşayabilir. Bu durum beraberinde anlaşılmamışlık duygusunu da getirecektir ve duygu düşünceleriyle baş başa kalmak isteyecektir. Yalnız kaldığı anlarda genç, varlığını, varoluşun anlamını sorgulayarak kendini tanımaya ve kimliğini oluşturmaya çalışır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2)Çalışma isteksizliği: Ergenlik döneminde ilgi ve öncelik arkadaş çevresi ve karşı cinse yöneldiğinden dolayı okul ve derslere olan ilgi arka plana itilir. Bununla birlikte başarısız olma korkusu ve kendilerine olan inancın azlığı da ergenin okul başarısında düşmeye neden olabilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">3)Otoriteye başkaldırı ve isyan: Bu dönemde ergenlerde en çok gözlenen düşüncelerden biri ‘’Bana bir şey olmaz’’ dır. Bu düşüncenin de etkisiyle ergen kuralları ve yasakları saçma bulur, kendisine otoriteyi çağrıştıran tüm figürlere isyan eder. Bir uyarı veya tepki ile karşılaştığında ‘’Bana karışamazsınız, ben çocuk değilim’’ gibi cevaplar çok sık gözlenir. Otorite figürlerinden bir baskı algılandığında öfke en çok gözlenen duygu olmakla birlikte isteklerinin karşılanmaması dahilinde ergen küskün ve somurtkan olur. Bu durum yaşın ilerlemesi ile yerini olgunluğa ve hoşgörüye bırakır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">4)Hayalperestlik: Bu dönemde ergenlerin özellikle ders çalışma gibi odak gerektiren işlerde dalıp gittiği, zamanlarının büyük birçoğunu bu dalıp gitmelerle kaybettiği gözlenir. Bu dönemde hayatın gerçekleri içerisinde kendini bulamayan ve hedeflerine ulaşamayan genç hayal kurarak bunu telafi etmeye çalışır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">5)Çekingenlik: Kendinden ve yeteneklerinden emin olamayan, kendine ve yeteneklerine güvenemeyen birçok ergenin yaşadığı durumdur. Başarısız olma ve sevilmeme kaygısı ile genç yapabileceği birçok işten uzak durur. Bu durum gencin özgüvenini ve girişimciliğini olumsuz etkileyebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ergenlik döneminde duygusal gelişim sürecinde ergen; duygularını tanımayı, farkında olmayı, duygularının ve onları yaşamanın ağırlığını, duygularını kabul ve ifade etmeyi öğrenmelidir. Bu süreçte ergenin en büyük destek kaynağı bebeklik döneminde özellikle de anne ile gelişen güvenli bağlanmadır. Güvenli bağlanan bebek annesini diğer insanlara tercih etmekle beraber annesinden kısa süreli ayrılıklara ve hayatı keşfetmek için ondan uzaklaşmalara tahammül edebilir. Güvenli bağlanma aynı zamanda ergenin kendi yolunu çizmesini kolaylaştıracaktır. Güvenli bağlanmanın gelişmediği durumlarda ise genç yetişkin yaşamında riskli davranışlarda bulunmaya yatkın, romantik ilişkilerinde kaygılı veya tamamen duygusal ilişkilerinden kaçınan bir profile sahip olabilir. Bu dönemde duygusal gelişim sürecinin sağlıklı devam edebilmesi ve tamamlanabilmesi için ergenin ihtiyaç duyduğu en önemli şey ebeveynlerinin ilgi ve desteği, desteklendiği ve onaylandığı bir akran grubu olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">KAYNAKÇA: </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mustafa, K. O. Ç. (2004). Gelişim psikolojisi açısından ergenlik dönemi ve genel özellikleri. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 1(17), 231-238.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#222222">Sayıl, M., Uçanok, Z., &amp; Güre, A. ERKEN ERGENLİK DÖNEMİNDE DUYGUSAL GEREKSİNİMLER, AİLEYLE ÇATIŞMA ALANLARI VE BENLİK KAVRAMI: BETİMSEL BİR İNCELEME.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#222222">DURUALP, E. (2014). ERGENLERİN SOSYAL DUYGUSAL ÖĞRENME BECERİLERİNİN CİNSİYET VE SINIFA GÖRE İNCELENMESİ.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><a href="https://www.kimpsikoloji.com/ergenlikte-duygusal-gelisim/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.kimpsikoloji.com/ergenlikte-duygusal-gelisim/</a></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><a href="https://www.antalyapsikiyatri.com/cocuk-sorunlari-psikolog/ergenin-duygusal-gelisimi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.antalyapsikiyatri.com/cocuk-sorunlari-psikolog/ergenin-duygusal-gelisimi</a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 May 2022 12:34:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/Baylyksyz-2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EKODOSD, RÜZGAR ENERJİ SANTRALİ, ARILAR ve FISTIK ÇAMLARI</title>
                <category>Hasan Toker</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ekodosd-ruzgar-enerji-santrali-arilar-ve-fistik-camlari-167</link>
                <author>4mevsimilaclama09@gmail.com (Hasan Toker)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ekodosd-ruzgar-enerji-santrali-arilar-ve-fistik-camlari-167</guid>
                <description><![CDATA[EKODOSD, RÜZGAR ENERJİ SANTRALİ, ARILAR ve FISTIK ÇAMLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Geçtiğimiz yaz ülkemizde Manavgat’tan Marmaris’e birçok alanı etkileyen yangın hariç köşe yazılarımı hep haşere mücadelesi üzerine yazdım. Şimdi ise yine beni bunun dışında yazmaya iten başka bir konu var. Beşparmak Dağları’nda yapılması planlanan rüzgar enerji santralleri (RES)…</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aslında bu haberi ilk Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği’nin (EKODOSD) paylaşımında gördüm. Uzun süredir çalışmalarını yakından takip ediyordum. Dernek başkanı Bahattin bey ile çok olmasa da irtibattaydım. Uzman Biyolog olmamdan kaynaklı çevreye her zaman duyarlı oldum. Elbette temelde ailede bu sevgiyi almış olsam da üniversiteden hocam Prof. Dr. Güven Görk’ün katkısı yadsınamaz. Kulakları çınlasın. Haşere mücadelesini ise çevreye en az etkiyle yapmaya çalışıyorum. Lafın kısası çalışmalarını beğendiğim ve bilim çevresince çok fazla katkı alan, sırtlarını bilime dayamış bu insanlarla ortaklaşmak istedim ve derneğe geçtiğimiz günlerde üye oldum. Üye olduktan sonra dernek tarafından ilk aldığım haber Beşparmak Dağlarında (Milas-Sakarkaya köyü ve Karpuzlu-Tekeler Köyü) yapılması planlanan RES’ler oldu. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Temel çalışma prensibi rüzgar enerjisinden elektrik üretilmesi olan rüzgar türbinlerinin, fosil yakıtlara oranla çok daha temiz ve çevre dostu olduğu net bir şekilde bilinmektedir. Rüzgar türbinleri çalışma prensibi gereği sera gazı salınımlarına yol açmadığı için sürdürülebilirlik adına önemlidir. Ancak bu olumlu yönünün yanında, bazı çevresel olumsuzluklar da söz konusudur. Gürültü ve estetik etkinin olumsuzluğu özellikle Karaburun halkı tarafından birçok kez dile getirildi zaten. Bir de bunun yanı sıra yaban hayatı için negatif etkileri de vardır. Literatürdeki çalışmalar incelendiğinde yaban hayatı için rüzgar enerjisi kaynaklarının ciddi olumsuz etkileri olduğu bulunmuştur. Enerjimizin temiz ve sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmesinin çok önemlidir ancak çevreci bir yaklaşımın da olması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yaban hayatına gelmeden önce gürültü kirliliğinden bahsedelim. RES dendiği zaman ilk akla gelen gürültü kirliliğidir. Hem mekanik yani çalışma esnasında türbinin çıkardığı ses hem de aerodinamik yani kanatların dönmesiyle birlikte oluşan hava akımının sesi gürültü kirliliğine yol açmaktadır. Bu gürültü rüzgarın gücünden türbinlerin malzeme yapısına kadar farklı nedenlerle değişkenlik gösterebilir. Görsel olarak da kirlilik sunmaktadırlar. Rüzgar gücünden daha fazla yararlanma amacıyla tepelere ve görünür yerlere yerleştirilmek zorundadırlar. Genellikle 100 metreden daha uzun oldukları hesaba katılınca estetik açıdan kirlilik oluşturmaları kaçınılmazdır. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rüzgar türbinlerinden en çok etkilenen kanatlılar yabani kuşlar ve arılardır.</span></span> <span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yaban kuşlarının uçuş yolu üzerinde kurulacak rüzgar santralleri kuşların uçuş mesafesini ve bu türbinlerin etrafından dolaşmak için gereken enerjiyi arttıracaktır. Birçok kuş türündeki üreme başarısı, üreme sırasındaki vücut durumu ile ilişkilidir. Uçuş enerjisindeki artma beraberinde kütle miktarındaki azalmaya sebep olacaktır. Bu durum da kuşlar için zararlı olabilmekte ve popülasyonu doğrudan etkileyebilmektedir. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yabani kuşlar bazı böcek ve kuşların tarımsal alanlardaki etkinliğini azaltmaktadır. Vektör (Hastalık Taşıyıcısı) olan bazı böceklerin kontrolüne katkı sağlamaktadır. Bir diğer potansiyel etki ise, habitat kaybı ve türbin kanatları ile çarpışmalardan kaynaklanan ölümlerdir. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Şimdi gelelim arılara. Arılar benim özel ilgi alanımdır. Yangınlarla ilgili köşe yazımda da daha çok arı popülasyonunun yok oluşu üzerinden değerlendirme yapmıştım. Arılar tarımsal sürdürülebilirlik için oldukça önemli canlılardır. Tozlaşmayı sağlamaya yardımcı olduklarından global tarımın devamı büyük ölçüde arı popülasyonuna bağlıdır. Rüzgar türbinlerinin genel olarak arılara etkisi ne olabilir? Rüzgar türbinleri kanatlarına ulaşan rüzgarın çoğunu hareket enerjisine dönüştürebilmektedir. Geriye kalan rüzgar ise yüksek hız ile savrulmaktadır. Buna bağlı olarak yerdeki nemli havanın yukarıya çıkmasına neden olabilir ve çevredeki arı varlığına önemli zararlar verebilmektedir. Ayrıca dönen kanatlar böcekler ve arılar için ölümcül bir mekanizma durumundadır. Kanatların yarattığı rüzgarla birlikte türbin çevresinde oluşan türbülans ve basınç farkı da arıların kalıcı fiziksel hasar almalarına neden olmaktadır. Peki bu durumun fıstık çamlarıyla alakası nedir? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Muğla ve Aydın illeri arıcılığın yoğun olarak yapıldığı yerlerdir. Çam balı üretimi olarak Muğla’yı bambaşka bir yere koymakla birlikte Aydın ilinde de üretimi oldukça fazladır. Rüzgar Enerji Santrallerinin yapılması için bahsi geçen alan Milas ve Karpuzlu ilçeleri olsa da Yatağan, Koçarlı ve kısmen Çine’nin dağlarında da etkisi olacaktır. Bu bölgelerde fıstık çamı yoğundur ve halk arasında Künar diye bilinen çam fıstığı üretimi fazla olup yöre halkının başlıca geçim kaynağıdır. Bu bölgede RES yapılabilmesi için birçok fıstık çamı kesilecek. Hem santrali kurmak hem de yol açmak için. Bu kesilen ağaçlar Künar üretimini&nbsp; azaltacağı gibi arıcılığa da büyük etkisi olacaktır. Bilindiği gibi arılar bal yapmak için bazı çam ağacı türlerinin gövdesinde yaşayan bir böceğin salgısına ihtiyaç duyarlar. Halk arasında Basra denen Çam Pamuklu Böceği’nin salgısını kullanarak çam balını yaparlar. Üstelik T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Muğla’da arıların konaklama sorunlarını azaltmak ve arıcılığı geliştirmek için Basra Böceği aşılaması (çoğaltması) yaptığını hatırlıyorum. Bazen insan bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyor. Diğer yandan çam ağaçlarını kesersen ne fıstık alabilirsin ne de bal. Yöre halkı için değerlendirme toplantıları yapılıyor. Yöre halkını ikna edebilirler mi bilemem. Ama beni ikna edemezler. Edemezler çünkü kar-zarar hesabı yaptığımda arılar her şeyden üstün geliyor. Geçtiğimiz yaz hem çam ağacı hem de arı popülasyonu olarak çok kayıplar verdik. Bu yaz ne olacağını da bilmiyoruz. Daha fazlasını yaşamayalım. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Kaynak:&nbsp; Gürbüz, E. Y., Altıntaş, A., Sürücü, B., ve Tuncer A. D., “Rüzgar türbinlerinin yaban hayatına etkilerinin incelenmesi”, <strong><em>Politeknik Dergisi</em></strong>, 24(3): 953-962, (2021).</span></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 May 2022 12:43:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-08ZatZ20.14.59_1.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EMEKLE GEÇEN GÜNLER</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/emekle-gecen-gunler-166</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/emekle-gecen-gunler-166</guid>
                <description><![CDATA[EMEKLE GEÇEN GÜNLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Geçen aylarda söz etmeyi düşündüğüm ama araya başka yazılar girdiği için atladığım oyunlardan bahsetmek istiyorum. (ASEM) Aydın Sanat Etkinlikleri Merkezi Derneği ve Psiko Sanat Derneğinin Efeler Belediyesi katkılarıyla gerçekleştirdiği organizasyonla, “Hırsız” adlı politik komedi Aydın Kültür Merkezi Hidayet Sayın Salonunda Efelerli sanatseverlerle buluştu. Fars türünün dünyadaki en önemli isimlerinden, İtalyan oyun yazarı ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Dario Fo’nun yazdığı, Füsun Demirel’in çevirdiği Suat İnal ve Ali Yaylı’nın uyarladıkları Ali Yaylı’nın yönettiği tek perdelik oyun, uzun zamandır birbirinin benzeri oyunlar izleyen seyircilerin farklı bir türle tanışmasını sağladı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Grotesk ve fars komedisinin politik bir bakış açısıyla buluştuğu oyunu izlerken çok eğleniyor ama mesajlarını da almadan çıkmıyorsunuz. Ali Yaylı-Suat İnal ikilisini, değerli oyuncuları ve emeği geçenleri kutluyorum. Cesur bir oyuna imza atmaktan çekinmemişler. </span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Salonu dolduran seyircilerin oyundan çok memnun ayrıldıklarını görmek ayrıca sevindiriciydi. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Emekçi Kadınlar Günü</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Aysa Prodüksiyon Yapımı, Zehra İpşiroğlu’nun yazdığı, Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği Berna Laçin’in oynadığı “Hayal Satıcısı” adlı tek kişilik oyun Aydın Kültür Merkezi Hidayet Sayın Salonunda Efelerlilerle buluşan bir başka oyundu. Efeler Belediyesinin düzenlediği organizasyona ilgi büyüktü. Davetiyeler günler öncesinden tükendi. Oyun, kadınların eril bir dünyanın içindeki konumlarını, kıstırılmışlıklarını gösteren ve bu durumu sorgulatan bir çalışma. Berna Laçin’in karakterine çok iyi çalışığı belli oluyor. Temposu hiç düşmeyen, seyircinin dikkatini sürekli diri tutan bir performans gösteriyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Efeler’de 27 Mart </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Semih Çelenk Hocamızla yıllar sonra Aydın’da tekrar buluşmak çok güzel oldu. Efeler Belediyesi tarafından ilk kez düzenlenen Gastronomi Festivali üç gün boyunca kente çok güzel bir hava yaşattı. Etkinlikler kapsamında Haldun Dormen ve Mustafa Alabora’da izleyicilerle buluştu ve söyleşi gerçekleştirdi. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında Semih Hoca kısa da olsa her zamanki etkileyici anlatımıyla dinleyicileri Antik Çağ Dionysos Şenlikleri hakkında bilgilendirdi. Hocamızın söyleşisinden önce EBŞT oyuncularından Mehmet Emektar ve İbrahim Gergin, Güngör Dilmen’in ‘Midas’ın Kulakları” adlı oyunundan kısa bir bölüm seslendirdiler. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">EBŞT </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Efeler Belediyesi Şehir Tiyatrosu’da kentin sanat yaşamına katkı sunmaya devam ediyor. Dünya Tiyatro Günü kapsamında Yunus Emre Gümüş’ün yazdığı “Entrikalı Dolap Komedyası” adlı iki perdelik komedi sahnelendi. Oyunda şehir tiyatrosunda eğitim gören atölye öğrencileri ve eğitmenler birlikte yer aldı. Benim yazdığım çocuk oyunu “Nasreddin Hoca ve Çocuklar” adlı müzikli çocuk oyununu da belirli aralıklarla gösterimini yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Tek gösterim yaptığı için birçok kişinin bilet bulamadığı için izleyemediği “Entrikalı Dolap Komedyası”nı 16 Mayıs akşamı seyircilerimizle tekrar buluşturacağız. &nbsp;Sahnemizin adını taşıyan Muzaffer İzgü’nün “Sınır” adlı oyunu da gelecek süreçte sahnelemeyi düşündüğümüz oyunlardan biri. Savaşın anlamsızlığının her geçen gün kendini daha çok gösterdiği bir dünyada “Sınır ”oyunu yaşananlara sanatsal bir karşı duruş olacaktır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Efeler Kent Konseyi </span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">8 Mayıs’ta Ali Cüneyd Kılcıoğlu’nun yazdığı Orçun Ucal’in yönettiği, Oya Başar ve Begüm Birgören’in rol aldıkları “Plastik Aşklar” adlı komedi Anneler Günü etkinlikleri kapsamında Aydın Kültür Merkezi Hidayet Sayın Salonunda Efeler Belediyesi ve Efeler Kent Konseyi Kadın Meclisi katkılarıyla Efelerli sanatseverlerle buluştu. Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay oyunu salona ismi verilen değerli büyüğümüz Aydınlı Doktor ve oyun yazarı Hidayet Sayın’la birlikte izledi. Seyircilerin keyifle izlediği oyunda biri usta biri genç oyuncunun harika uyumu gözlerden kaçmadı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">10 Mayıs’ta da Aydın Psikosanat Derneğinin Efeler Belediyesi Şehir Tiyatrosu işbirliğinde hazırladığı Özge Çelik’in yazıp yönettiği “Ayna” adlı oyun Dünya Psikologlar Günü kapsamında Aydın Kültür Merkezi Alt Salonunda gösterim yaptı. Efeler Kent Konseyi Kadın Meclisi etkinliği olarak hazırlanan programa ilgi büyüktü. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;12 Mayıs’ta da Dünya Engelliler Haftası kapsamında Efeler Kent Konseyi Engelli Meclisi bir kültür sanat gecesi düzenledi. Efeler Belediyesi Şehir Tiyatrosu desteğiyle, İşitme engellilerin yaşadıkları sorunları konu alan, sosyal farkındalık oluşturmayı amaçlayan kısa oyunlarda gece kapsamında seyircilerle buluştu.&nbsp; Gecede ayrıca şiir, video gösterimi ve engelli bireylerin psikolojik durumlarını konu alan bir söyleşi gerçekleştirildi. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 May 2022 12:37:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Önce Kadınlarımızı Eğitelim</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/once-kadinlarimizi-egitelim-165</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/once-kadinlarimizi-egitelim-165</guid>
                <description><![CDATA[Önce Kadınlarımızı Eğitelim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Önce Kadınlarımızı Eğitelim</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, zaman zaman haftalık yazılarımı aşırı meşguliyet dolayısıyla aksattığım oluyor. Ama genel olarak düzenli yazmaya, kadınlarımızın sesi olmaya devam ediyorum, etmeye çalışıyorum. Söz konusu aksamalardan ötürü özür dilerim.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplum olarak bir şeye alıştık mı hep o düzende gitmek isteriz. O düzen değişince isyan ederiz ama ona da kısa sürede alışırız. Bazen düşünüyorum da acaba özeldi kadın cinayetlerine, genelde ise cinayet işlenmesine alışır mı olduk? Artık eskisi kadar tepki de vermiyoruz<strong>. Cinayet haberleri artık sıradan haber, sıradan olay haline geldi. Ne kötü.</strong> İnsanın insan canına kastı karşısında duyarsızlaşmaya başlamış bir toplum… İnanılır gibi değil. Belki de bu duyarsızlıktan dolayıdır bu cinayetlerle ilgili, şiddetlerle ilgili bazı dernekler hayatımızdan hiç eksik olmuyor. Her şey kanuna, akla uygun yürürse hakkımız savunmak için başka sivil toplum kuruluşlarına da gereksinim olmazdı diye düşünüyorum. <strong>Demek ki bir yerde eksiklik var ve sivil toplum kuruluşları da doğal ve haklı olarak ortaya çıkıyor,</strong> haklarımızı savunmak için elinden geleni yapıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son çeyrek yüzyılda eğitimdeki yozlaşma insan kalitemizi de çok düşürdü. İnsanın insana saygısı, insanın karşı cinse hele kadına karşı saygılı, korumacı ve yüceltici tavrı neredeyse ortadan kalktı. <strong>Nezaketi unutan bir toplum olduk. Yirmi yıl önce okula başlayanların bir kısmı bugün şiddeti sıradan gören "maganda"ya dönüşmüşse suçu kimde arayabiliriz?</strong> Eğitimde mi, öğretmende mi, sistemde mi, toplumsal değerlerin yozlaşmasında mı, yöneticilerde mi, anne-babalarda mı? Oldukça karmaşık bir durum, <strong>bir sonuca varmayı size bırakıyorum</strong>.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama şunu unutmayalım, cahil toplumlarda her şey olur; her türlü haksızlık, hukuksuzluk, şiddet, baskı, cinayet, tecavüz vs. Bunları aşmanın yolu elbette nitelikli bir eğitimden geçiyor. <strong>Bugün nitelikli bir eğitim için adım atarsanız meyvesini en erken yirmi yıl sonra toplayacaksınız. </strong>Keşke hayatımızda her şeyden çok eğitimimize önem versek ve bunun önemini gerçekten de kavrayabilsek.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki eğitim dedik de kadınları bu eğitim sistemi içinde nasıl yetiştireceğiz?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte bütün sorun burada kilitleniyor. Kadınlarımız önce iyi eğitmemiz gerekir çünkü kadınlardır insanı eğiten büyüten, terbiye eden. Öyleyse önceliğimizi kız çocuklarımıza, kadınlarımıza vermemiz gerekir. <strong>Bence kadınların en çok bu nitelikli eğitime ihtiyacı var; bu gerçekleştikten sonra bunun yararını en çok yine kadınlar görecektir.</strong> Bilmem yanılıyor muyum?</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 May 2022 12:43:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sedat Gürbüz yazdı: Zamlar da sevdaya dahil mi?</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/sedat-gurbuz-yazdi-zamlar-da-sevdaya-dahil-mi-164</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/sedat-gurbuz-yazdi-zamlar-da-sevdaya-dahil-mi-164</guid>
                <description><![CDATA[Sedat Gürbüz yazdı: Zamlar da sevdaya dahil mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her geçen gün, temel ihtiyaçlarımızın tamamına zam üstüne zam geliyor.Açıkcası 2018 yılından itibaren hayatta kalmaya çalışıyoruz.Çoğumuz açlık sınırının altında gelir kaynaklarıyla hayatımızı devam ettiriyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin “ Erdoğan seçilirse dolar 8-10 Lira olur” söyleminin ardından iktidara yakın bir çok isim; “ Deli bunlar ya, dolar 8-10 lira olmaz” söylemini dile getirmişlerdi. Harbiden adamlar haklıymış. Dolar bu günlerde 15 liranın üzerine çıkıyor.Dolar fiyatıyla birlikte hayatta kalmamıza olanak sağlayan herşeye zam üzerine zam geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">24 Haziran 2018 Seçimleri Ramazan Ayı’na denk geldiği için Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim sloganı “Vakit Türkiye Vakti”, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sloganı ise “Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye” idi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sloganlar çok hoş. Özgüvenli ve kendinden emin. Vakit Türkiye vakti mi? Üniversiteyi bitiren gençler iş bulamadığı için yurt dışına kaçmak istiyor...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güçlü meclis,güçlü hükümet... Evet bu slogan gayet yerinde. Ankara’da ki vekil amcalar gayet güçlü.Maaşları kendilerine, çocuklarına ve torunlarına yetiyor. Gerçi bazı gariban milletvekillerine maaşları yetmiyor, özel şirketlere yönetici yapılıyorlar.Öyle vekiller var ki durumları o kadar kötü 5 maaş bağlanıyor, yine de geçinemiyor. Evet Güçlü meclis, güçlü hükümet.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Peki ya Güçlü Türkiye ?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dedim ya hayatta kalmaya çalışıyoruz. Pazara çıkıyoruz domatesin orta yollusunu 20 liraya, biberi 22 liraya alıyoruz.Yumurtayı 1 liraya alamıyoruz. Ekmek’te 3 lira. Sayın Cumhurbaşkanımız kabine sonrası açıklama yapıyor ev alacaklara müjde veriyor. Konut kredisi paketinden bahsediyor. 0.99 faiz ile ev alabilirsiniz... Sıfır ev alacaklar 10 yıl borçlanarak ev alabilir. Tabi mutfak masrafları, elektrik faturaları ve su faturalarından kenara köşeye maaşından kalan olursa atarsın da ev alırsın. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hayali bile güzel</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Rahmetli Kemal Sunal’ın film replikleri ile yazımı sonlandırmak istiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Denizde yüzüyor boy voy odun</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Evde ne şeker kaldı ne de un</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Denizde balık gibi yatıyor ay</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Şinanay yavrum şinanay</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Böyle giderse bu pahalılık vaay vay</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Kafada ne tahta kalcak ne de yay</span></span></strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Ay başı geldi çattı</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Memurda şafak attı</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Nasıl geçeriz sokaktan</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Kasaba manava yakalanmadan</span></span></strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Gökte uçuyor martılar</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Denizde kum gibi balıklar</span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Bir kilo istavrite </span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.5pt"><span style="color:#050505">Üççyüz lira diyolar</span></span></strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 May 2022 11:01:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınların Hiç mi Hatası Yok?</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlarin-hic-mi-hatasi-yok-163</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlarin-hic-mi-hatasi-yok-163</guid>
                <description><![CDATA[Kadınların Hiç mi Hatası Yok?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Kadına şiddet bir türlü bitmiyor, dinmiyor. Çoğumuzun tanık oldukları basında gördüklerimizden çok daha fazla. Şöyle bir düşününce komşularımız, yakınlarımız veya tanıdıklarımız arasında şiddete uğrayan kadın sayısının hiç de az olmadığını fark ediyoruz. <strong>Alın size bir örnek:</strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;E.C. bir çocuklu anne. Evlendiğinden beri eşinden şiddet görüyor. Şiddetin boyutu da zaman içinde artıyor, artarak devam ediyor. &nbsp;Birkaç ay önce durumdan kadının ailesi haberdar oldu ve kızlarını kendi evlerinde alıkoydular. Kızlarına boşanması gerektiğini söylediler.&nbsp; Aradan üç ay geçti. Kocası aradı, barıştılar, kadın tekrar o korku günlerini hatta yıllarını yaşadığı eve tekrar döndü. Fakat E.C.nin ailesi bu kararın yanlış olduğunu söyledi, ama o dinlemedi. Eşi, aslında sadece şiddet yanlısı değil, tam anlamıyla "<strong>psikopat</strong>", tedavi görmesi gerekir ama tedaviyle de iyileşeceğini sanmıyorum, belki uzun yıllar tedavi görürse bir ilerleme kaydedebilir. <strong>Sonuç olarak E.C. evine döndü ve daha bir hafta geçmeden tekrar şiddet gördü</strong>. Bu kez de herkes haklı çıktığı için gördüğü şiddeti saklama gereği görüyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Benim anlayamadığım şu: Herkes yanılıyor da bir E.C mi yanılmıyordu, nedir bu burunun dikine gitmek, nedir bu kendi verdiği kararın doğru olduğunu düşünmek, nedir bu dayak yeme merakı? Hiç mi düşünmez, hiç mi başkalarının haklı olduğunu görmez?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Böyle bir durumda inanın ne diyeceğimi bilmiyorum. O yüzden kadınların hiç mi hatası yok, diye girdim yazıya. Bence şiddet gören <strong>kadınların büyük çoğunluğunda</strong>, daha önce de söylediğim gibi, <strong>kendi hataları çok.</strong> Bir kadın karşısındaki erkeğin şiddete meyyal olup olmadığını göremiyor, kocasını, nişanlısını tanıyamıyorsa ne diye evleniyor ne diye evliliğini sürdürüyor?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Yani şimdi toplum olarak erkekleri mi tedavi edelim, kadınlarımızı mı eğitelim, ailelerimizi mi gözden geçirelim? <strong>Bu toplumda cinnet geçirmemek elde değil</strong>. Maalesef toplumumuzda zır cahillik yaygın, keşke sorun sadece cahillikle sınırlı olsaydı, belki ilaç bulunurdu ama zır cahillik çok zor kardeşim, inanın çok zor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">İyi hatalar diliyorum.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Apr 2022 11:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şiddet / Cinayet</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/siddet-cinayet-162</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/siddet-cinayet-162</guid>
                <description><![CDATA[Şiddet / Cinayet]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şiddetin ve cinayetin cinsiyeti yoktur. Kimden gelirse gelsin kınanmalı, dışlanmalı, bu yola başvuranlar en ağır biçimde cezalandırılmalıdır. Cezalar caydırıcı olmalı. Sözgelimi kazara olmayan, kasten insan öldüren hiçbir aftan yararlanmamalı, ömür boyu hapse mahkûm edilmeli ve mahkumluk hayatı boyunca da üretime katkıda bulunacak bir biçimde cezaevi sınırları içinde istihdam edilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gün geçmiyor ki bir kadın cinayeti duyulmasın.<strong> Toplum olarak çıldırma noktasında mıyız</strong>, bilmiyorum. Eşlerini başka bir canlı olarak gören erkeklerin cinayeti bu kadar sıradanlaştırması karşısında insanın nutku tutuluyor. Daha geçen gün Söke'de eşinden boşanmak isteyen kadını, kocası pompayı tüfekle öldürdü<strong>. İnanın anlamakta güçlük çekiyorum,</strong> insana bu kadar kolay kıyanların nasıl birer mahluk oldukları konusunda bir fikrim de yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadınlarımız her gün ölüyor, her gün şiddete uğruyor. Şiddet gören kadınlarımızın ilk fırsatta güvenlik güçlerine, sivil toplum kuruluşlarına sığınması belki de hayatlarını kurtaracaktır. Aslında her kadın eşinin şiddete ne kadar meyilli olduğunu, ileri giderse öldürüp öldürmeyeceğini bilir. Kadınlar böyle durumlarda neden yardım istemezler? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadınlarımız da çekiniyor, ele güne karşı rezil olmayalım, dost düşman ne der düşüncesiyle katlanıyor galiba. Hele ortada çocuk da varsa, belki eşine biraz daha zaman tanıyor düzelir diye. Ben kadınların bu yaklaşımını bilmem ama bana kalırsa<strong> şiddete, öldürmeye meyyal erkeklerin ilacı yok; onların eğitilmesi mümkün değil.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Televizyonlarda, sosyal medyada izlemişsinizdir; bir maganda sürücü kadın sürücünün -içeride küçük çocuk olduğu halde- arabasına şiddet uyguluyor. Sonra adliyeye <strong>çıkarıldığında "Pişmanım ama o da benim gururumla oynadı,"</strong> diyor. O hareketiyle aslında ne kadar onursuz olduğunu göremiyor. Gururlu bir insan içinde çocuk olan bir arabaya saldıracak kadar kendini zırcahil, kaba, eğitimsiz gösterir mi? <strong>Bu arada serbest bırakılıyor.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazen yaşananlar karşısında insan ne diyeceğini bilmiyor. İnanın, topluma baktığımda, değişimin geriye doğru gittiğini görüyor, üzülüyorum. Üstelik bu geriye doğru giden şeyin içinde biz de varız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadınlar dikkatli olmalı, kime neden güveneceklerini çok iyi düşünüp tartmalılar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İyi haftalar diliyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 09:30:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eski Günler Geri Mi Geliyor?</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/eski-gunler-geri-mi-geliyor-161</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/eski-gunler-geri-mi-geliyor-161</guid>
                <description><![CDATA[Eski Günler Geri Mi Geliyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp; Değerli okuyucular; geçtiğimiz hafta sonu Aydın’da, Aydınlılar havanın güzelliğini fırsat bilerek bağ bahçeye pikniğe değil, stadyumlara akın etti. Tarihin tozlu sayfalarını incelediğimiz zaman Aydın, Aydınspor ve Aydın halkı adını o sayfalara altın harflerle kazımıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp; 31 yaşındayım ve Aydın’ın özellikle Efeler’in her bir sokağında farklı bir anım, farklı bir yaşanmışlığım var.Onun içindir ki yaşadığım memleketin adı her nerede olursa olsun başarılar ile anıldığında duyduğum gururun ne tarifi var ne de maddi bir karşılığı. İlk üniversitemi Isparta’da okudum.İnanın iki yıl boyunca hafta sonları Aydın’a geldim.Evime gelmeden önce, ailemi görmeden önce kendimi Aydınspor maçında, kapalının sağında, Asi Kankalar’ın yanında buldum.Üniversite yıllarımdan bahsettim ama asıl bomba orta okul ve lise yıllarım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp; O yıllarda maçlar haftada iki kez oynanırdı.Hafta içi iç sahadaysa maç ne temiz beyaz gömlek kalırdı üzerimde ne de sağlam bir pantolon.Okul korkuluklarından atlarken yırtılan pantolon, meşale kıvılcımlarından yanan gömlekler. İlkokul yıllarımda, yaşımız küçük diye kapalının sağındaki abilerimiz bizi yanlarına almazdı.O zamanlar çok kızardım bazen de ağlardım.Ama yaşım ilerledikçe daha iyi anladım.O abiler olay olur, kavga çıkar zarar görürüz diye bizi yanlarına almıyorlardı.Vefayı öğrendiğim, paylaşmayı öğrendiğim, kardeşliği öğrendiğim, omuz omuza kavgayı öğrendiğim o güzel insanlar. Bir simiti üç kişi bölüşmenin, şarabı aynı bardaktan içmenin değerini öğrendiğim, haksızlığa karşı bedeli ne olursa olsun susmamayı öğrendiğim o güzel insanlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp; &nbsp;Kimdi o güzel insanlar? Aydın abiler,Nahit abiler, Gürol abiler,Coşkun abiler,Bülent abiler, Ertan abiler, Fatih abiler, Gökhan abiler, Biyolog Hasan,&nbsp;Soytaç abiler, Namı-değer Cayzır,Amor abiler ve dostlar; “Kartallar Yüksekten Uçar” deyimine en çok yakışan insan, bizi gerçekten gökyüzünden izlediğine inandığım Mehmet Can,omuz omuza marşlar söylediğim rahmetli kardeşim Güngör Can, Cey-cey lakaplı Ceyhun, Gerçek Aydınporlu rahmetli Semavi Reis’in veliahtı Fiskocu Okay,Aykut, Okan,Abalı,Kopil, Ramazan, Azad,Şimdi Aydınspor’da yöneticilik yapan Asi Kankalar’ın Sarısı Tayfun ve adını sayamadığım nice dostlar.Haksızlığa isyan etmeyi, sesi kısılıncaya kadar haykırmayı, biber gazının, jop izinin ilacını öğrendiğim o güzel insanlar...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“SÖYLESENE COŞKUN REİS SIRA BİZE NE ZAMAN GELECEK?”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp; &nbsp;Umudum var reis, sıra yine bize geliyor. Aydınspor o düştüğü bataklıktan yeniden doğuyor.Umudumun var oluş sebebi; Kuşadası’nda oynanan Davutlar Spor mağlubiyetinden sonra takımını tribüne çağıran alkışlayan, moral veren, avazı çıktığı kadar bağıran yüzlerce taraftardan, Aydınspor’a küfür edildiğinde kendini protokol tribününden onlarca Davutlar Spor taraftarının içine atan Sarı Tayfun’dan geliyor.Yuva kurmak yerine kendini Aydın Spor’a feda eden Nahit Reis’ten geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve Aydın halkını yeniden heycanlandıran 2021-2022 yılı sezonu Bölgesel Amatör Lig’in parlayan yıldızı Efeler09 Spor Futbol Klübü...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Oynadığı futbol ile ve maç sonrasındaki mütevazi davranışlarıyla Efeler halkının gönlünde taht kuran yeşil-beyazlı futbolcular,teknik heyet ve Efeler 09 SFK Başkanı Mehmet Fatih Atay...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp; &nbsp;Lig başladığından beri liderlik koltuğunu hiç bırakmayan Bölgesel Amatör Lig 9. Bölge 3. Grup’ta şampiyon olan Efeler 09 SFK’nın son maçı geçtiğimiz Pazar günü Adnan Menderes Stadyumu’nda, İzmir Temsilcisi Kemalpaşa Spor Klübü ile gerçekleşti. Yeşil-Beyazlı ekip taraftar desteğinide arkasına alıp, oynadığı futbolla göz doldurdu.Mücadeleci oyun tarzıyla kendini Efeler09 SFK taraftarına sevdiren İshak Kurt 10. Dakikada ilk golü buldu.Adım adım şampiyonluğa ilerleyen takım 31. Dakika da yine Kurt’un golüyle 2-0 öne geçti. İkinci yarıya 2 gol avantajı ile başlayan Efeler09 SFK, oyunu kendi kontrolüne alarak sahada üstünlüğünü kabullendirdi.Maçın son düğününe dakikalar kala Furkan Çarkçı’nın şık asistiyle Muhammet Emir Yıldırım topu ağlarla buluşturdu.3-0’lık net bir skorla şampiyonluğunu ilan etti. Efeler futbolu çok özlemiş. Tribünler bana eski yılları hatırlattı. Adnan Menderes Stadyumu’nun tribünleri Yeşil-Beyaz, Şampiyon Efeler sesleriyle inledi.Tribünleri doldularan binler, Aydın halkının, Efeler halkının spora verdiği değerin yansıması niteliğindeydi.Umarım eski günler geri gelir.İlimizi temsil eden bir spor klübü, ilimizin adını tüm Türkiye’ye duyurur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şehirin Efsanesi Aydınspor’a Bal Ligi yolunda,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kentin parlayan yıldızı Efeler09 SFK’ya 3. Lig yolunda başarılar dilerim.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aydın’a, Efeler’e kazandırılan değer emin olun karşılıksız kalmaz.Aydın halkı, Efeler halkı tüm engellemeleri rağmen mükafatını verir.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İyi haftalar!</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 Apr 2022 16:20:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hasan Toker Yazdı. Korkmayın Isırmaz</title>
                <category>Hasan Toker</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/hasan-toker-yazdi-korkmayin-isirmaz-160</link>
                <author>4mevsimilaclama09@gmail.com (Hasan Toker)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/hasan-toker-yazdi-korkmayin-isirmaz-160</guid>
                <description><![CDATA[Hasan Toker Yazdı. Korkmayın Isırmaz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yazının başlığının ilginizi çektiğini düşünüyorum. Ama onu görünce çoğunuz tam da bu duyguya kapılıyorsunuz. Kiminiz ona Anofel bile diyor. Anlaşılan Anofel ile ilgili spesifik bir yazı daha kaleme almamız gerekiyor. Kiminiz için de dev bir sivrisinek. Tanıdınız değil mi? Evet iri vücutlu, uzun bacaklı ve son derece hantal uçan sinek: Çayır Sineği</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ÇAYIR SİNEĞİ</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp;Dev sivrisinek de deseniz, anofel de deseniz fark etmez ikisinde de sivrisinekleri kastediyorsunuzdur. Ancak bu Çayır Sinekleri için büyük bir hakaret. Çünkü bilindiği üzere sivrisinekler en fazla insan ölümüne yol açan canlılardır. Oysa ki bizim çayır sineğimiz değil öldürmek, sokmaz bile. Bu nedenle hastalık taşıyıcısı da değillerdir. Tabir-i caizse kalıbının sineği değildir. Ancak halk arasında görüntüsünden dolayı son derece tedirginlik yaratır. Bu yüzden de mücadelesi istenir. Elbette ilaçlatmak kişinin biraz da kendi keyfiyle alakalıdır ancak son derece zararsız olan bu canlılara karşı kimyasal kullanmaya gerek yoktur. Özellikle sivrisinek mücadelesi için doğaya gereğinden fazla kimyasal karışıyorken en azından zararsız canlılar için bunu yapmamalıyız. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp; &nbsp; Çayır sinekleri, <em>Tipulidae</em> familyasına ait sineklerdir. Mevsimsel olarak görülürler. <span style="background-color:white">Yağışın bol olduğu iklimlerde, akarsu kenarlarında, göl kenarlarında, çok sulanan yerlerde </span>daha sık rastlanılmaktadır. Bostan sineği olarak da adlandırılmaktadır. &nbsp;Sivrisinekler ile herhangi bir akrabalığı yoktur. Sokucu iğneleri olmadığından kesinlikle sokmaz ve dolayısıyla kan emmezler. Yalayıcı-emici ağız tipi bulunmaktadır. Ülkemizde 130 civarı tür ile temsil edilirler. Farklı morfolojilerde çayır sineklerini görmenizin nedeni budur. Kuşlar, yarasalar, örümcekler gibi birçok doğal düşmanı vardır. Bu sene daha sık görüyor olmamızın sebebi havanın yağışlı geçmiş olmasıdır. Çayır sinekleri yağışlı, nemli, çamurlu ortamlara adapte olmuş sineklerdir. O nedenledir ki daha çok ilkbaharda çıkarlar ve polenleri taşıyarak tozlaşmaya yardımcı olurlar.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp; &nbsp; Göze her ne kadar korkutucu gelse de endişelenecek bir durum yok. Havaların ısınmaya başlamasıyla ortadan kaybolacaklardır. Endişelenmeniz gerekenlerin ayak seslerini özellikle deniz kıyısı bölgelerimizde duymaya başladık. Bu kış son derece yağışlı geçti, toprak suya doydu ve en ufak yağış, su kaçağı ya da sulama durumunda birikinti oluşmakta bu da sivrisinekler için uygun alan oluşturmaktadır. Yaza hazırlıklı olmanızda fayda var. Ve son olarak; sinek de olsa kimseyi dış görünüşüne göre yargılamayın. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Apr 2022 08:42:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-08ZatZ20.14.59_1.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Serkan Fırtına Yazdı: Kitaplar Ve Yaşam</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/serkan-firtina-yazdi-kitaplar-ve-yasam-159</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/serkan-firtina-yazdi-kitaplar-ve-yasam-159</guid>
                <description><![CDATA[Serkan Fırtına Yazdı: Kitaplar Ve Yaşam]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu yazımda sizlere iki kitaptan bahsetmek istiyorum. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Günümüzde neredeyse herkesin anti depresan denilen ilaçlara muhtaç kaldığı bir dönemde, ruh halimizi korumak ve akılcı bir yaşamı sürdürebilmek gittikçe zorlaşıyor. Savaşlar, ekonomik sorunlar, çevre felaketleri; diğer yanda bireylerin yaşadıkları çağ ile uyumsuzlukları her geçen gün modern insanın hayatını anlamlandırma arayışına ve bu arayış neticesinde çeşitli psikolojik yıkımlar yaşamasına neden oluyor. Dünyanın gidişatı hakkında karamsar düşüncelerde bir patlama yaşıyoruz. Herkes endişeli, durumun düzeleceğine dönük bir “umut” gittikçe azalıyor. Bu eğilimin yansıması olarak, distopik eserler, oyunlar, filmler ve diziler gün geçtikçe artıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Uygarlık denilen şey, küreselleşme ile beraber, milyonlarca iletişim aracı oluşturmasına rağmen, insanoğlu yalnızlığına bir çare bulmakta zorlanıyor. Aile hayatından, çalışma yaşamına kadar her alanda ortaya çıkan sorunlara çözüm getiremeyen insanoğlu, psikiyatri servislerinde çare peşinde koşuyor. Bu alanda ilaçlara bağımlı olmak dışında farklı bilişsel davranışçı yöntemleri denemek ve bunlardan yararlanmak gerekiyor. Uzmanlara danışmak ve yardım almak dışında yapabileceğiniz en basit ama en işlevsel şeylerden biri Dr. David Burns’ın “İyi Hissetmek, Etkinliği Klinik Olarak Kanıtlanmış İlaçsız Depresyon Tedavisi” (Psikonet Yayınları) adlı yapıtını okumak. Kitabı isminden dolayı sakın “kişisel gelişim” saçmalığı şeylerden biri sanmayın; alanında uzman bir kişinin, yıllarca süren çalışmalarının derlendiği çok yararlı bir kaynaktan bahsediyorum. Kitap, içindeki uygulamalarıyla kişinin kendisini ve duygudurumlarını tanıması ve kavraması için çok iyi örneklemeler sunuyor. Kitap üzerine yapılan bir araştırmada, bu çalışmayı okuyan büyük bir çoğunluğun depresyon vb. sorunlarından kurtuldukları ve önemli iyileşmeler kazandıkları belirlenmiş; yani kitap alanında etkisi kanıtlanmış dünya çapında çok önemli bir eser. Dr.Burns depresyonu anlamamızdaki gelişimi net olarak tarif ediyor. Acı veren depresif durumları ve insanı güçsüz bırakan kaygıları azaltmak için yeni ve etkili yöntemleri basit bir dille anlatıyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“İyi Hissetmek” tiyatro ve sinema içinde önemli bilgiler edinmemizi sağlayan bir kitap. Psikolojik sorunlar ve bunların bireylerde yarattıkları etkiler açısından, karakter oluşturma konusunda oyun/senaryo yazarları ve oyuncular için önemli doneler sunuyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">ÖYKÜ YAZMAK, HİKÂYE ANLATMAK</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yazarlıkla ilgili piyasada yerli ve yabancı, farklı yazın türlerini ele alan birçok kaynak bulmak mümkün; ancak birçoğu teknikler üzerinden ilerleyerek belirli şablonlarla oluşturulan kitaplar. Edebiyat eleştirmeni/editör/yazar Feridun Andaç’ın “Öykü Yazmak, Hikâye Anlatmak” (Eksik Parça Yayınları) adlı yapıtı ise, konuya daha samimi yaklaşım getiren örneklerden biri. Kitapta yazarlıkla ilgili bir teknik vs verilmiyor; yani teknik verilmiyor derken bilgiler sıkıcı bir şekilde değil, konuların içine yedirilerek örnekler gösteriliyor. Yazar adayı, usta yazarların eserlerindeki ayrıntıları yakalayarak, tekniği eserin içinde görme fırsatı buluyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kitap, yazarlığın bir süreç olarak özellikle okuma eylemi ile şekillenen bir şey olduğu üzerine örneklemeler vererek ilerliyor. Andaç kendi edebi yolculuğunun şifrelerini verirken, yazar adaylarının da kendi yolculuklarının farkına varmasını ve hangi duraklarda nasıl yönelişler gerçekleştirebileceklerinin ipuçlarını veriyor. Yapıt her ne kadar öykü türü üzerine bilgiler ve örnekler sunsa da diğer yazın türleri ile öyküyü kıyaslayabilmek adına da farklı pencereler sunuyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Apr 2022 10:27:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan Ayı Sabır Ayı</title>
                <category>Sedat Gürbüz</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ramazan-ayi-sabir-ayi-158</link>
                <author>aydinkritik@gmail.com (Sedat Gürbüz)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ramazan-ayi-sabir-ayi-158</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan Ayı Sabır Ayı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değerli dostlarım; Cumartesi günü “ 11 ayın sultanı” Ramazan ayı başlıyor. Bin aydan daha kıymetli olan Ramazan Ayı’nda dinimizin emrettiği gibi oruç tutuyoruz.İftar sofraları aile fertlerini birleştirir, iştahla herkes iftar sofralarında buluşur. Bu sofralarda birbirinden lezzetli yemekler yer alır. Tabi bu sofraları hazırlamanında bir bedeli var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Unutmadan hatırlatıyım ki Ramazan ayı “SABIR” ayıdır. Sabret, Sabret nereye kadar bilmiyorum ama, iftar sofraları için marketlerde ki fiyatları inceledim. Öğrenci sofrasından, emekli öğretmenin sofrasına kadar vazgeçilmez olan makarnaya bir önceki yıla göre yüzde 86, bulgura yüzde 166, nohuta ise yüzde 133 zam geldi. Et ve tavuk fiyatlarına yapılan zamlardan bahsetmek mümkün değil, maşallah kripto para borsasından daha hareketli. Yapılan zamlara “sabretmek” gerekir derken orucumuzu hurma ile açalım diyoruz.Fakat hurmaya yapılan zam yüzde 86 civarında. Sabah, öğle ve akşam yemeğinde soframızın ham maddesi niteliğinde olan, geçtiğimiz günlerde karaborsaya düşen ayçiçek yağına ise rekor oranla yüzde 224 zam geldi.Geçen yıl&nbsp; 4 litresini 54 TL’ye aldığımız ayçiçek yağı şimdi 175 TL civarında.İftardan sonra da geleneksel lezzet güllacın tadına bakmak isterseniz %50 zam ile en yakın marketten alabilirsiniz. Neyse biz sabredelim. Esnaf sabretsin, memur sabretsin, işçi sabretsin, özel sektör çalışanları sabretsin...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Makarnaya %86</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güllaca %50</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bulgura % 166</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nohuta %133</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hurmaya %86</span></span></p>

<p><u><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Asgari Ücrete %50</strong></span></span></u></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Orantısız zamlarla geçireceğimiz son Ramazan olması dileğiyle, tüm okurlarımızın Ramazan ayı mubarek olsun.Allah tuttuğumuz oruçları kabul eylesin.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Mar 2022 12:07:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/82920041_1807292456068054_6464338891909365760_n_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınlarımızın Neye İhtiyacı Var?</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlarimizin-neye-ihtiyaci-var-157</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlarimizin-neye-ihtiyaci-var-157</guid>
                <description><![CDATA[Kadınlarımızın Neye İhtiyacı Var?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bildiğiniz gibi kadını eğitirseniz bütün toplum eğitilmiş olur, onun için bütün kızların öncelikle zorunlu eğitimi tamamlaması, ardından da üniversite bitene kadar eğitimini sürdürmesi gerekir. Fakat özellikle kırsal kesimde zorunlu eğitimden sonra kızlarımızın büyük çoğunluğu kendi rızaları dışında eğitimden uzaklaşıyor. Çeşitli nedenler var: ekonomi, sosyal yapı, gelenek-görenek, erken evlilik vs. Nedenleri çoğaltmak mümkün. Ama ne olursa olsun bunu kızlarımızın kendisi başarmak zorundadır. Çünkü başarmak için en büyük güç yine onlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün yaşını kırka dayanmış veya bunu aşmış kadınlarımız ise hiç değilse kendilerini hayatın içinde var edebilmek adına bir şeyler yapmak zorundadırlar. Tabii bu sözünü ettiğim kadınlarımız üretime destek olmayan, bir anlamda evde sadece eş görevini ve annelik sorumluluğunu yerine getiren kadınlardır. Bu kategorideki kadınlarımızın kendileri ve aileleri için hiç değilse bazı önemli kültürel etkinliklere, küçük de olsa üretim sürecine katılmaları hem onlar için hem de toplum için önemli faydalar sağlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özellikle belediyelerin, halk eğitimlerin açmış olduğu üretime dönük kurslar var. Bu kurslardan yararlanıp kendilerini de üretici bir güç olarak tanımlayabilirler. Yalnızca bununla yetinmemeliler. Üretim, kendini var edebilmenin koşullarından sadece biri. Üretimi kültürel boyutuyla da desteklemek gerekir. Kadınlarımız bu küçük çaplı üretimlerine kültür katkısı adına tiyatroya, sinemaya, kitap kafelere, resim sergilerine, konserlere giderek, olmazsa olmaz diyeceğimiz kitap okuyarak destek verip çıtayı yükseltebilirler. Çünkü bu etkinlikler bireyin toplumsal bir varlık olduğunu, toplum için de çaba sarf etmek gerektiğini fark edebildikleri yerlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadınlarımızın üretime, üretimi nitelikli hale getirmek için de kültürel etkinliklere katılmaya ve en önemlisi de kitap okumaya ihtiyacı var. Bu ihtiyaç yalnız kadınlar için değil erkekler için de, yani insan için gerekli ve vazgeçilmez bir olgudur. İnsanın hayatın içinde bir yer kaplaması adına zorunluluktur da. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Keyifli okumalar, iyi haftalar dilerim.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Mar 2022 09:51:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUK İÇİN NAFAKA “İŞTİRAK NAFAKASI”</title>
                <category>Av. Zeynep İrem DURMAZ</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/cocuk-icin-nafaka-istirak-nafakasi-156</link>
                <author>avzeynepiremdurmaz@gmail.com (Av. Zeynep İrem DURMAZ)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/cocuk-icin-nafaka-istirak-nafakasi-156</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK İÇİN NAFAKA “İŞTİRAK NAFAKASI”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Bookman Old Style&quot;,serif">Mahkeme boşanma kararı ile birlikte 18 yaşını tamamlamamış müşterek çocuğun velayetine ilişkin bir karar verir. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen taraf, çocuğun bakım ve giderlerine ekonomik gücü oranında katılmak zorundadır. İşte, boşanma kararıyla birlikte velayetin kullanılması kendisine bırakılmayan tarafın çocuk için ödemesi gereken nafaka “iştirak nafakası” olarak adlandırılır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Bookman Old Style&quot;,serif">İştirak nafakası ödeyecek tarafın ekonomik gücünün tespiti için mahkeme re’sen araştırma yapar ve taraflar buna ilişkin delillerini sunarlar. Maaş bordroları, tapu ve araç kayıtları ve banka kayıtları ile mahkemece kolluk marifetiyle yaptırılacak sosyal ve ekonomik durum araştırması gibi hususlar nafaka miktarının belirlenmesinde önem arz etmektedir. Ancak mahkemenin iştirak nafakasına ilişkin kararı mutlak değildir, değişen koşullara göre iştirak nafakasının arttırılması talep edilebilir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarındaki değişiklik, güncel ekonomik koşullar, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları ve daha önce hükmedilen nafaka tarihinden itibaren geçen süre göz önünde bulundurularak nafakanın attırılması talep edilebilir. Yasaya göre mali durumun değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın arttırılması söz konusu olabilir. Mahkeme boşanma ile birlikte nafakaya ilişkin hükmünü kurarken nafaka artışına ilişkin bir usul belirlememişse, nafakanın yıllık artışına ilişkin yerleşik Yargıtay uygulamasına göre TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artışa hükmedilmesi gerekmektedir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Bookman Old Style&quot;,serif">Nafaka artırım davası, basit yargılama usulüne tabi davalardandır. Basit yargılama usulüne tabi olduğundan, yargılama daha kısa sürede sonuçlanacaktır. Dolayısıyla davacının dava dilekçesi ile, davalının ise cevap dilekçesi ile delillerini hasretmiş olduğunun kabulü gerekir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar haricinde taraflar, dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde dayanmadıkları delillerini sonradan mahkemede ileri süremeyeceklerdir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Bookman Old Style&quot;,serif">Nafaka davalarında hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden AAÜT’ nin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur. </span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Bookman Old Style&quot;,serif">Nafaka artırım davalarında</span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Bookman Old Style&quot;,serif">&nbsp;ret edilen&nbsp;miktar üzerinden&nbsp;karşı taraf lehine vekalet ücreti verilemez.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:right"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Bookman Old Style&quot;,serif">Av. Zeynep İrem Durmaz</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Mar 2022 08:56:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/2022/02/av-zeynep-irem-durmaz-1644217532.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ERGENLİK DÖNEMİNDE YEME BOZUKLUKLARI</title>
                <category>Simay Yaren Akbaş</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ergenlik-doneminde-yeme-bozukluklari-155</link>
                <author>y.simayakbas@gmail.com (Simay Yaren Akbaş)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ergenlik-doneminde-yeme-bozukluklari-155</guid>
                <description><![CDATA[ERGENLİK DÖNEMİNDE YEME BOZUKLUKLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ergenlik döneminde fiziksel, duygusal, sosyal ve cinsel gelişim bağlamında ilgi bedene yönelir. Diğer yaşlarda daha geri planda olan beden ve çekicilik ön plana çıkmaya başlar. Beden algısı önem kazanır çünkü fiziksel çekicilik ve beğenilirlik ergenin kendini kabulünün, benliğine duyacağı sevgi ve saygının ve akran gruplarına aidiyetinin ön koşulu haline gelmiştir. Bunlarla birlikte sosyal medya ve haberlerde sunulan güzellik ve beden algısı da gencin zihnini ele geçirir. Bu uyarıcıların etkisi altındaki genç bedeniyle daha sık ilgilenmeye başlar. Bedeninde olmayan kusurlar yaratılmaya, olanlar ise normalden fazla algılanmaya başlar. Aynaya baktığında beden olduğundan daha kilolu, daha biçimsiz görünür gözüne. Bunlardan kurtulmak için ise şok diyetlerin ve ağır egzersizlerin uygulandığı bir döngü başlar. Ve sonuç: Yeme Bozuklukları</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeme Bozuklukları; bireyin organik veya ruhsal kökenli problemler nedeniyle bedenini olduğundan kilolu algılaması sonucu oluşan yeme düzenindeki bozuklukları ifade eder. Yeme bozukluklarından en bilinenleri Anoreksiya Nevroza, Bulimiya Nevroza ve Tıkanırcasına Yeme Bozukluklarıdır. Anoreksiya Nevroza, yeme bozukluğu türleri arasında en tehlikeli olarak kabul görür. Çok düşük kiloya rağmen alınan besinin kısıtlanması, kilo almaya yönelik ciddi korkular ve bedenin olduğundan daha kilolu algılanması anoreksiya nervozanın en önemli belirtileri arasındadır. Yapılan bir araştırmada ölüm oranları anoreksiya nervozada diğer ruhsal kaynaklı problemlere oranla 2 kat daha fazla olduğu görülmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bulimiya Nervoza ile Anoreksiya Nervoza arasındaki en belirgin fark beden ağırlığı ve kaybedilen kiloda görülür. Anoreksiya Nervozaya sahip bireyler önemli ölçüde düşük beden ağırlığına sahiptir ve neredeyse besin alımı tamamen durmuş durumdadır. Bulimiya Nervozada ise bireyler normal beden ağırlığına sahip veya olması gerekenden yalnızca birkaç kilo düşük veya fazla beden ağırlığına sahiptir. Diğer önemli fark ise Bulimiya Nervozaya sahip bireylerde besin alımı vardır fakat bu alım laksatif (kusmaya yardımcı) ilaçlar, şok diyetler, ağır egzersizler yoluyla telafi edilmeye çalışılır.&nbsp; Bir diğer önemli yeme bozukluğu türlerinden biri olan Tıkanırcasına Yeme Bozukluğunda ise bireyler 3 ay içerisinde haftada en az 1 kez tıkınma atakları yaşar. Bu dönemlerde birey yemek yeme davranışı üzerinde kontrolü kaybettiğini hisseder, bu his bireyin stres düzeyini de artırır ve bireyin yalnız yeme veya hızlı yeme gibi davranışları üzerinde etkili olur. Tıkanırcasına Yeme Bozukluğunun Anoreksiya Nevrozadan farkı kilo kaybının olmaması olarak görülürken, Bulimiya Nervozadan farklı Tıkanırcasına Yeme Bozukluğunda telafi edici davranışların bulunmamasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeme Bozukluklarının yukarıda saydığımız gelişimsel özelliklerin yanı sıra bağlanma ile ilgili de yakından ilişkisi olduğunu söyleyebiliriz. Yaşamın ilk dönemlerinde özellikle annesi ile güvenli bağlanma geliştirememiş, sonraki dönemlerde güven ve sevginin hâkim olmadığı otorite, baskı ve eleştirinin hüküm sürdüğü bir ailede yetişen çocuklarda depresyon, kaygı, madde kullanımı gibi problemlerin yanı sıra özellikle ergenlik döneminde başlamak üzere yeme bozukluklarına da sahip olduklarını söyleyebiliriz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki ne yapılmalı? Öncelikle, yeme bozuklukları yalnızca ergenlik dönemi ile açıklanabilecek bir süreç değildir ve ergenlik döneminin bitmesiyle bu durumun da düzeleceğine dair algıların doğru olmadığını bilmeliyiz. Yeme bozuklukları bireyi ölüme götüren ciddi bir problemdir. Bu nedenle bireysel psikoterapi desteği almanın kritik olduğunu unutmamalıyız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ebeveynlerin sevgilerini, övgülerini, iltifatlarını veya eleştirilerini çocuğun bedenine yapmamalı. Övgüler, iltifatlar ve sevgi çocuğun kişiliğine eleştiriler çocuğun davranışına yönelik olmalıdır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı ergenlerde yeme bozuklukları ve besin alımının reddi aslında büyümeye bir başkaldırı, fiziksel değişimlerin reddi olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle ergenin yeme davranışlarının altında yatan neden iyi anlaşılmalıdır. Eğer durum red veya başkaldırı ile ilgiliyse aileler bu konuda çocuklarını bilgilendirerek kaygılarını azaltmaya, onları sakinleştirmeye yönelik bir tutum sergilemelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İleride karşılaşılabilecek herhangi bir sağlık sorununun önüne geçebilmek için ergenlerin dengeli beslenmeleri sağlanmalı. Özellikle bu dönemde çocuklar daha fazla abur cubur ve yağlı, şekerli gıdalar tüketmeye eğilimlidir. Bu nedenle çocukların karbonhidrat, protein, yağ ve şeker grubundan dengeli tükettiğinden emin olmalıyız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yapılan en büyük hatalardan biri çocuklara yemeğin bir ödül veya ceza olarak sunulmasıdır. Özellikle daha küçük yaşlarda karşılaştığımız bu durum, ergenlik döneminde de çocuğun bu davranışı içselleştirmesine neden olabilir. Oysaki yemek yemek bir lütuf değil, doğal bir ihtiyaçtır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Evde yemek yeme ile ilgili kurallar düzenlenebilir ve aile bireylerinin bu kurallara özenle uyması sağlanabilir. (Örn: hep birlikte sohbet eşliğinde yenen yemekler, televizyon veya telefon karşısında yenen yemekten hem fiziksel hem ruhsal anlamda daha doyurucudur)</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeme Bozuklukları hangi yaşta olursa olsun ciddiye alınması gereken, ölümle sonuçlanabilen ciddi bir bozukluktur. Bu nedenle, özellikle ebeveynler başta olmak üzere çocuk ile yakın temas halinde olan herkesin azami dikkat ve özen göstermesi gerekir. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">KAYNAKÇA: Pulat, F. (2021). Adım Adım Ergenlik. Kanon Kitap: İstanbul.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Mar 2022 11:47:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/Baylyksyz-2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadınlar Savaş İstemez</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlar-savas-istemez-154</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/kadinlar-savas-istemez-154</guid>
                <description><![CDATA[Kadınlar Savaş İstemez]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nerede olursa olsun, nasıl olursa olsun, iste haklı ister haksız, savaşı hiç istemeyen&nbsp;bir kesim varsa o da&nbsp;kadınlardır. Çünkü kadınlar bilirler ki savaş olduğunda kaybedilen her asker bir ananın yüreğine düşmüş ateştir.&nbsp;Bir kurşun yalnız bir askeri öldürmez, bir anneyi de öldürür.&nbsp;Onun için hangi tarafta olursa olsun ölen bir askerin artık annesi de yaşayan bir ölüdür.</p>

<p>Ukrayna ve Rusya savaşı da yine en çok anaların yüreğini yakmıştır, yakıyor da. Çünkü analar hem savaşan çocukları hem hiçbir şeyden anlamayan küçük çocukları için en çok tedirgin olanlardır, en çok korkanlardır. Bu korku kendi canlarından çok çocuklarının canı içindir. Öyle zannediyorum ki&nbsp;dünyayı&nbsp;anne olan&nbsp;kadınlar yönetseydi savaşlar olmazdı.</p>

<p>Ama zaten ulusların halkları savaş istemiyor, yöneticileri istiyor. Rusya'da insanlar sokakta savaşa hayır sloganları atıyor, fakat yöneticilere sorarsanız halkı için savaşıyor.&nbsp;</p>

<p>Bugün savaşan tarafların Rusya-Ukrayna olması önemli değil, yarın başka bir ülke olur, bundan önce Suriye vardı, Irak vardı, Libya vardı, ne oldu? Ölen öldü, olan da yine halka ve o halk içindeki analara oldu.</p>

<p>Dünya kime yetmiyor?&nbsp;İklim dengesi bozuldu, ölümcül virüsler ortalarda geziyor, gezegenin sonu yaklaşıyor ama liderler toprak kapmak, sömürge elde etmek peşinde.&nbsp;Onca güçlü devletler gözle görünmeyen bir korona virüsünü alt edemediler, ona her gün can veriyorlar ama hala hayatın gerçeğini göremiyorlar. Dünya kime kalmış ki?..</p>

<p>İnsan evladının&nbsp;gözü doyduğunda anaların da gözyaşı kuruyacaktır. Analar da çocuk yetiştirirken her bir evladının bir ülkeyi yönetme ihtimalini hiç unutmayacaktır. Vicdanlıinsanlar yetiştirecekler, vicdan yoksa adalet yoktur, adalet yoksa zorbalık vardır, zulüm vardır.</p>

<p>Anneler, çocuklarınızı vicdanlı, adaletli, merhametli, yardımsever,&nbsp;insansever, doğasever yetiştirin, aksi takdirde&nbsp;sizinle&nbsp;birlikte&nbsp;hepimizin yüreği yanıyor, yanacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Mar 2022 11:55:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title> OKUYUCULARLA BULUŞMANIN GÜZELLİĞİ…</title>
                <category>Serkan Fırtına</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/okuyucularla-bulusmanin-guzelligi-153</link>
                <author>serkanfirtina35@gmail.com (Serkan Fırtına)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/okuyucularla-bulusmanin-guzelligi-153</guid>
                <description><![CDATA[ OKUYUCULARLA BULUŞMANIN GÜZELLİĞİ…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">19 Şubat Cumartesi günü yazarlık yaşamımın en güzel günlerinden birine tanık oldum. Yayımlanan son kitabım “Altı Yüz Yıllık Ağaç” (çocuk öyküleri) ile birlikte daha önceki kitaplarımı okuyucular ve dostlarımla buluşturmak için imza günü gerçekleştirdim. Öncelikle benim için çok anlamlı olan bu güne ev sahipliği yaptığı için Sıla Kitabevi’ne çok teşekkür ediyorum. Yeri gelmişken hatırlatmakta fayda var! Kitabevlerinin diğer sektörlere göre ekonomik olarak daha fazla darboğazda olduğu bir dönemde onları desteklemek, kente değer katan bu kültür yuvalarının yaşamaları için çok önemli.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İmza günleri yazarlar ve okuyucuların buluştuğu güzel anlara tanıklık eder. Üç saat boyunca gelen her dost ve okurla sohbet etmenin, kitap gibi değerli bir aracının katkısıyla buluşuyor olmanın verdiği huzur bambaşka… Özellikle yeni okurlarla tanışmış olmak ayrı birer güzellik. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İlçemizde kültür ve sanatın her zaman destekçisi, Efeler Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Fatih Atay’ın imza günümü onurlandırmasından dolayı çok mutlu oldum. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İlçemizde yaşayan yazar dostlarım, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, sendika yöneticileri ve Efeler Belediyesi’nin çeşitli kademelerindeki yönetici ve çalışanlarından bazıları da imza günüme katılarak beni yalnız bırakmadılar. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çeşitli nedenlerle imza gününe katılamayan ve iyi dileklerini gönderen değerli dostlarıma da ayrıca teşekkür ediyorum. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gazipaşa İlkokulu sınıf öğretmeni Eğitimci – Yazar Gülhan Taşkın İkiz’in 2.sınıf öğrencilerine “Altı Yüz Yıllık Ağaç” çocuk öykü kitabımı imzaladım. &nbsp;Okula gerçekleştirdiğim kısa ziyarette, mesleğine tutkuyla bağlı, çocuklara çok iyi bir rol model olan, çağdaş bir öğretmenle karşılaştım. Çocuklara ne kadar şanslı olduklarını anlattım. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çocukların gözlerindeki ışık, dünya savaş senaryoları içindeyken daha başka anlamlar buluyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sevgiyle kalın! </span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Feb 2022 08:26:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/WhatsAppZImageZ2021-04-17ZatZ19.16.15.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çalışan Kadınlar</title>
                <category>Şahin Yıldırım</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/calisan-kadinlar-152</link>
                <author>sayildim@gmail.com (Şahin Yıldırım)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/calisan-kadinlar-152</guid>
                <description><![CDATA[Çalışan Kadınlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Çalışan kadınların, özellikle günümüz ekonomik koşullarında, işleri hayli zor. Çalışmak zorundalar. Çalışmaları da iyidir ayrıca. Fakat bütün bir hafta yorulan kadınlar evlerine geldiklerinde bir parça dinlenmek, iş ortamından uzaklaşmak, belki de iş yerinde dolan kafasını biraz boşaltmak ister. Bunu yapması mümkün mü? Mümkün. Nasıl?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Evde anlayışlı eşi/çocuğu varsa mümkün. Kadınlar işten dönünce evde işleri tarafından hoş karşılanmak ister. Bütün gün işyerinde gördüğü kabalıklardan evdeki nezaket sayesinde kurtulmak ister. Çocukları onun kendileri için çalıştığını bilsin ister. Ama bu her zaman gerçekleşmez. Kocaları da evde kadından ilgi bekler. Zaten erkeklerin büyüğü de küçüğü de aynı; hepsi erkek çocuk kategorisine konulabilir, çünkü hepsi ilgi bekler ve ilgiden hoşlanır. İyi ama ilgiden asıl hoşlanan kadındır. O yüzden erkeklerin bunu göz ardı etmemesi gerekir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Çocuklar daha kolay, bir anne olarak (ki anne iseniz) onları kendi hayatınızın akışı konusunda bilgilendirebilir, bilinçlendirebilirsiniz. Çocuk henüz yoksa işiniz daha kolaydır. Ama en kolayı nedir derseniz, onun da cevabı var: Kendinizi sevmeniz. Kendisini sevmek, burnu havada dolaşmak, bu dünyada sadece ben varım deme bencilliğine erişmek değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Kadın kendisini yeterince severse o zaman başkasının ilgisine de iltifatına da gerek duymaz. Bu aynı zamanda bağımsız bir kişiliğin de göstergesidir. Bu durumda kadın kimseden olumlu bir yaklaşım bekleyerek kendisini iyi hissetme yoluna gitmez. Peki bu nasıl olacak?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Bu sorunun da cevabı kolay: Okuyarak. Yeterince okuyan insanlar yeterince de düşündükleri için kendi ayakları üstünde durmayı, kendi kendilerine yetmeyi öğrenirler. Bu da tabi içsel bir eğitim sürecidir. Benim önerim, her kim olursanız olun kendinizi başkalarının sözleriyle mutlu ya da mutsuz etmeyin. Her zaman kendinizi iyi hissedin. Ama alçakgönüllü olmayı unutmadan.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Feb 2022 22:41:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/yahinZyyldyrymZ1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ERGENLİK DÖNEMİNDE BEDEN ALGISI</title>
                <category>Simay Yaren Akbaş</category>
                <link>https://www.aydinkritik.com/makale/ergenlik-doneminde-beden-algisi-151</link>
                <author>y.simayakbas@gmail.com (Simay Yaren Akbaş)</author>
                <guid>https://www.aydinkritik.com/makale/ergenlik-doneminde-beden-algisi-151</guid>
                <description><![CDATA[ERGENLİK DÖNEMİNDE BEDEN ALGISI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#313131">Ergenlik dönemi zihinsel, sosyal, cinsel ve duygusal açıdan keskin değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde gelişen zihinsel özelliklerin de etkisiyle ergenler bedenleri ile daha fazla ilgilenir. Bireylerde hızla değişen fiziksel özellikler, bedenin büyümesi, hormonal özellikler ve duygusal, kişisel değişimler oluşur. Ergenlik döneminde bireyler vücutlarını tanımaya ve yavaş yavaş keşfetmeye başlarlar.&nbsp;Fakat bu keşif sürecinde ergenlerin algıları genellikle olumsuz olur. Çocukluk ve yetişkinlik arasındaki geçiş dönemi olan ergenlik döneminde ergen bedenindeki değişimleri anlamlandıramaz, yetişkin görünümüne henüz ulaşamamış olan beden ergen tarafından farklı bulunur ve bu da olumsuz algılamaya yol açar. Cinsiyet beden algısında önemli bir rol oynar. Örneğin yaş ile kızlarda hoşnutsuzluk ve kendini beğenmeme daha çok artar bunu nedeni bedendeki yağlanmalar olabilir. Erkekler de ise farklı durumlar gözlenebilir. Yaş ile kendi bedenlerine duydukları hoşnutluk ve beğeni artar. Bunun nedeni ise kas oranında görülen artıştır. Beden algısının bu denli ön plana çıkmasının bir başka nedeni ise sosyal ilişkilere dayanır. </span></span>Görünüm, akran grubu tarafından fiziksel güç, fiziksel cinsel olgunluk ve çekicilik açısından değerlendirme aracıdır. Bu nedenle ergenler bedenlerine daha fazla yönelebilir, gördükleri görüntüden hoşlanmayabilirler. Sosyal medya ve kitle iletişim araçları da ergenlerin beden algılarını etkileyen diğer bir faktördür. Ergenlerin medyada gördüğü kusursuz bedenler veya ‘dayatılan’ güzellik algısı kendi bedenlerine daha çok yönelmelerine ve olumsuz tutumlar geliştirmelerine sebep olabilir. Olumsuz beden algısı ergenlerin öz saygılarında düşmeye neden olabilir. Bunun sonucunda ise özellikle kız ergenlerde bedenin olduğundan daha fazla kiloda algılanmasıyla birlikte uygulanan ağır ve şok diyetlerin yanı sıra yapılan uzun süreli egzersizler anoreksiya nevroza, depresyon ve sosyal kaygı belirtilerinin gözlenmesine sebep olabilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white">Aynaya kendinden emin ve memnun bakışlarla bakmak doğuştan gelen değil tecrübeyle gelişen bir tutumdur.&nbsp;</span>Ebeveynleri tarafından sevgiyle izlenen bir çocuk<span style="background-color:white">&nbsp;ilerleyen yaşlarda bu benlik imajını ve öz değeri içselleştirir. Her yaş döneminde olduğu gibi ebeveynlerin sert ve otoriter tutumlardan kaçınması, özellikle bu dönemde ergenin bedeninin yanı sıra sahip olduğu farklılıklar ile ön plana çıkarılması gerekir. Unutmamalıyız ki ergenlik döneminde bireyin bedenine yönelik algıları ve öz saygı bebeklikten itibaren ebeveynden alınan sevgiye, ilgiye ve güven bağına göre şekillenir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white">Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="background-color:white">KAYNAKÇA</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white">Oktan, V., &amp; Şahin, M. (2010). Kız ergenlerde beden imajı ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi. Uluslararası insan bilimleri dergisi, 7(2), 543-556.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#222222">Özcan, H., SUBAŞI, B., Budak, B., Çelik, M., Gürel, Ş. C., &amp; YILDIZ, M. (2013). Ergenlik ve genç yetişkinlik dönemindeki kadınlarda benlik saygısı, sosyal görünüş kaygısı, depresyon ve anksiyete ilişkisi.&nbsp;<em>Journal of Mood Disorders</em>,&nbsp;<em>3</em>(3), 107-13.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><a href="https://www.dienpsikoloji.com/ergenlerde-beden" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="background-color:white">https://www.dienpsikoloji.com/ergenlerde-beden</span></a><span style="background-color:white"> algisi/#:~:text=Ya%C5%9F%20ilerlemesi%20ile%20birlikte%20benlik,tav%C4%B1rlar%C4%B1%20beden%20alg%C4%B1s%C4%B1%20olarak%20tan%C4%B1mlanabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><a href="https://ethospsikoloji.com/ergenlik-doneminde-beden-algisi/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://ethospsikoloji.com/ergenlik-doneminde-beden-algisi/</a></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><a href="https://www.uplifers.com/ergenlerde-beden-algisi-cocugunuzun-saglikli-bir-beden-algisina-sahip-olmasi-icin-ne-yapabilirsiniz/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.uplifers.com/ergenlerde-beden-algisi-cocugunuzun-saglikli-bir-beden-algisina-sahip-olmasi-icin-ne-yapabilirsiniz/</a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Feb 2022 22:35:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.aydinkritik.com/images/kullanicilar/Baylyksyz-2.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
